Gerçek amaçlarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “Kurucu Felsefesini”
tartışmaya açmak, Türk Vatanını ABD-İSRAİL’e peşkeş çekmek isteyenlerin
önümüze sürdükleri sözde “Terörsüz Türkiye” kumpası ile ilgili kesin görüşlerimizi bir defa daha yazıyoruz. Bu kararlarımızın iyi bilinmesini rica ediyoruz. Bunlar bizim değişmezlerimizdir.
1)PKK Narko-Terör Örgütünün göstermelik olarak yaktığı 30 Kalaşnikof’a karşı, Cumhuriyetin Temel Sütunlarının pazarlık masasına sürülmesini REDDEDİYORUZ.
2)Unutulmamalıdır ki, Narko-Terör sadece Milli Devlete veya Türk Milletine değil, evrensel anlamda insan hayatına, insanlığa ve medeniyete kasteden hastalıklı bir yapıdır. Terör Örgütleriyle “Barış” yapılmaz. Cinayet örgütleri ancak hukuk ve devlet ciddiyeti ile tasfiye edilir.
3)Türk Devletinin Kurucu Felsefesini teminat altına alan İLK 4 madde ile,
66-42 ve 10. Maddeleri tartışmaya tamamen KAPALIDIR.
Anlaşılmayan olay şudur;
ABD-İSRAİL’in desteğiyle DEM/PKK bu talepleri Türkiye’ye dayatıyor, bunu anladık. CB Erdoğan ve Bahçeli, hangi baskıyla bu ihanet sürecini sürdürmeye çalışıyor? Hangi güç, DEM/PKK’ya “Bu istediklerinizi gerçekleştirmek için iktidar olmanız şart. İktidar olabiliyorsunuz olun, taleplerini Türk Milletinin önüne koyun, kabul görürse yaparsınız Sizin gibi düşünmemek ne zaman demokrasi suçu oldu” diyemiyorsunuz?
Aziz Türk Milleti;
Rahmetli CB Demirel, bir sohbetimizde şu cümleyi kullandı; “Bu Özal çok şanslı bir adammış, öldü kurtuldu! Eğer yaşasaydı, Türk Devleti onu mutlaka yargılardı” dedi. Halid-i Nakşi Tarikatı mensubu Özal dönemini çok iyi hatırlıyorum.
Özal tarafından “Anayasal sınırların aşılması, Körfez Savaşı ve 1 koyup 3 almak rüyası, Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz anlayışı, Kürt Meselesi ve Federasyon Tartışmaları gibi “ANAYASA İHLAL” suçlarını işlediğini biliyoruz.
Özal dönemini anladık ama, özellikle “Dizilerin Sultanı”, “Öcalan’ın Hısmı”,
“Sırrı Süreyya Okşayıcısı” Dewlet Bahçeli’yi anlamak mümkün değil!
Bahçeli, önce “Öcalan, gelsin DEM Grubunda konuşsun, PKK Silah bıraksın, kendini feshetsin, dedi.
Daha sonra, TBMM Temsilcileri “PKK Kurucu Önderi” Öcalan’ı İmralı’da
ziyaret etsin, dedi.
En sonunda da, “Öcalan’a Statü verilsin” dedi.
Bu talepleri dillendiren Bahçeli, bilerek, isteyerek, planlayarak Türk Devletine ihanet etmiştir ve etmektedir.
Bu defaki kalkışma, emperyalist devletlerin elinde oyuncak olmuş iki hasta ve yaşlı ihtiyar tarafından desteklenmektedir.
Bu belayı da Türk Milletine yaraşır bir vakarla atlatacağız.
Fakat sonra, Türk Devletinin düşmanları mutlaka yargılanmalı, Cumhuriyete, Vatana, Atatürk’e, Türk Milletine yapılan hakaretlerin hesabı sorulmalıdır!
Türk Milleti de, gelişmeleri sabırla ve ciddiyetle izlemeli ve sandık önlerine geldiğinde, DOĞRU partilere ve DOĞRU insanları desteklemelidir…
Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Şubat 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
MÜEBBETLİK AKP
2008 yılında (AKP Tek Başına İktidar iken) Anayasa Mahkemesi AKP’yi,
“Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesiyle, hazine yardımının kesilmesi cezasını verdiği kararda, eğitimle ilgili olarak şu uygulamalar delil olarak sunulmuştur;
-Milli Eğitim Bakanlığının kadrolarının liyakatten ziyade dini referanslarla oluşturulması iddiası!
-Ders kitaplarından bilimsel ifadelerin (Örneğin, Evrim Teorisine atıfların) çıkarılarak yerine dini içeriklerin eklenmesi!
AKP, Anayasa Mahkemesi Kararına uydu mu? Tınmadı bile!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, AKP’yi takibe devam etti mi?
Abdurrahman Yalçınkaya’dan sonra gelen Savcılar, ne AKP’yi, ve DEM’i, ne de HÜDA-PAR takip etmediler. Siyasi iradenin dediklerini yaptılar. Yani görmezden geldiler.
AKP; “İzinsiz Eğitim Kurumu” açanlara (Kaçak Kurslar) hapis cezasını öngören yasal düzenlemeyi, 17 Nisan 2013 yılında kaldırdı. Yani KAÇAK KURS açmak serbest hale getirildi. Yüzbinlerce 4-6 yaş arasındaki çocuklar,
kimliği ve kariyerleri bilinmeyen sahtekarların eline bırakıldı. Bu onbinlerce kurslarda her türlü taciz, tecavüz olayları yaşandı! Kaymakamlar ve Jandarma, bu korkunç olayları görmedi bile. Bebeler daha o yaşlarda birer Taliban Militanı gibi yetiştirildi!
İmam Hatip mezunlarının üniversiteye girişindeki katsayı engelini kaldırmak için yapılan düzenlemeler, yargıdan döndü ama AKP uymadı.
İmam Hatip öğrencilerinin düz liselere geçişini kolaylaştıran düzenlemeler, Danıştay tarafından “Eğitim Birliğine Aykırı” bulunarak iptal edildi. AKP bunlara uymadı!
AHİM (Öcalan’ı serbest bırakmak için AHİM Kararlarına uyacağız diyen AKP),
“Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” derslerinin içeriğinin nesnellikten uzak olduğu ve ebeveynlerin inanç özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle, Türkiye’yi mahkum etmiştir. AKP bu karara da uymamıştır.
ÇEDES ve Benzeri Protokoller;
Bu projelerle okullara “Manevi Danışman” sıfatıyla “imam-vaiz” girmesi, Anayasanın laiklik ilkesine ve öğretim birliğine aykırı olduğu gerekçesiyle sık-sık dava konusu edilmektedir.
Bir de, rektör seçilmesi için “KANUNA KARŞI HİLE” yoluna başvurulan şimdiki Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Var!
Gelişi, hukuksuz ve usulsüz olan bu kişi, Anayasaya göre kurulması yasak olan Tarikatları birer Sivil Toplum Örgütü olarak kabul ettiğini ve bunlarla Bakanlık olarak beraber çalıştığını açıklayan biridir!
Bu sahte Bakan, çocuklarımıza dadanmış biridir. Kendi çocuklarını özel kolejde okutan Yusuf Tekin, devlet okullarındaki tuvaletlere birer sabun koymaktan aciz bir yöneticidir.
Tüm Velileri uyarıyoruz. Çocuklarınıza sahip çıkın. Onların birer Taliban militanı olarak yetişmelerini lütfen engelleyin.
Değerli Hukukçular, lütfen çevrenizde olanlarla ilgilenin ve okullarımızdaki
“Laiklik Karşıtı” eylemleri dava konusu yapın. Yapın ki, bunları yarın eğitim camiasının dışına atabilelim…
Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Şubat 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
