Türkiye, bu çapta bir çatışmanın doğrudan ve dolaylı etkilerini en ağır hissedecek ülkelerin başında geliyor.
Savaşın başlamasıyla birlikte petrol fiyatlarında hızla artış (%10 ve üzeri) yaşanması bekleniyor. Bu durum bizde doğrudan akaryakıt, ulaşım ve gıda fiyatlarına yansıyarak enflasyonu tetikleyecektir. Ayrıca iç piyasada altın fiyatlarının (gram ALTIN 8.000 TL) barajını zorlaması gibi ve döviz kurlarının hareketlenmesi kaçınılmaz görünüyor!
Dışişleri Bakanlığımız ve CB Erdoğan “Sade suya tirit” deyişindeki gibi açıklamalarla, “Bakın biz de konuştuk” demiş oluyorlar?
İktidar, İsrail’e bir şey söyleyebilir mi?
Ya ABD’ye? Zaten ABD, raftan Halkbank dosyasını indiriverdi! Duruşma 3 Martta, Yetmezse, mal varlığı dosyaları hazır! O da yetmezse, kaçak petrol davaları var, uyuşturucu olayları var. Sattılar, savdılar, duvara dayandılar!
“Eski zamanlarda Hac’ca gitmek çok zor bir işti. Aylar sürerdi!
Baba, eşi ile Hac’ca gitmeye karar verir, her şeyini tek oğluna bırakır ve yola çıkarlar. Dönüşte, “Peygamberler Şehri Urfa’ya, Mardin’e, Konya’da Mevlana’ya uğrarlar ve seyahati uzatırlar.
Memlekete döndüğünde, evlerine giderler ne görseler beğenirsiniz?
Evde başkaları oturuyor. Adam sen kimsin bu ev benim, der ama evdeki kişi “Ben, evi oğlundan satın aldım” der! Adam, çiftliğine gider aynı durum çiftlik gitmiş! Zahire deposuna gitmiş, kapı duvar!
Başlamış oğlunu aramaya. Zil zurna sarhoş vaziyette, pislik içinde bulmuş ve sormuş; Oğlum, neden sana bıraktıklarımı sattın? Hadi onları sattın, dedenden kalanları nasıl satarsın?
Adamcağız, orada kalpten canını teslim etmiş!
Aynı durum 24 yıllık AKP-MHP iktidarında olmadı mı?
Cumhuriyetin tüm eserlerini üç-otuz paraya sattılar. Soydular, çaldılar!
Üstelik borcumuzu da üçe katladılar.
Kendi kendini besleyebilen bir ülkeden, 130 ülkeden tarım ürünü ithal eder hale geldik. Bu iktidar EVLAT olsa çekilmez.
Yarın gıda ürünlerinde bir kıtlık olsa, Türk Milletini nasıl besleyeceksiniz?
Tarımı bitirmişsin, paran kalmamış, dünyada en yüksek faizle ancak borç bulabiliyorsun, ne yapacaksın?
Biliyorum Türk Devletine ve Türk Milletine düşman olan bu iktidar dinlemeyecek ama, neler yapılması gerek, anlatalım;
Tam tarafsızlık içinde olun ve İnsani Diplomasi uygulayın.
İran Halkına destek olun. Önceliğiniz BARIŞ olsun!
Perişan ettiğiniz, Sınır Güvenliğimizi tahkim edin!
Enerji ve Gıda stoklarını arttırın ve koruyun.
İç Cepheyi güçlendirin. Bırakın Bebek Katili ile olan aşkınızı! Türk Milletinden özür dileyin ve sorumlu davranın, herkesi kucaklayın…
Hiç olmazsa bunları yapın da bu beladan en az zararla çıkalım.
Yoksa sonunuz ibretlik olacak…
Rifat Serdaroğlu
02 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
YİNE YENİLECEKSİNİZ
AKP-MHP-CHP olarak asla ders almayacağınızı biliyoruz amma, yarın neden uyarmadınız dememeniz için, son kez anlatalım;
–Demokratik Entegrasyon dediler, değil mi? Üçünüz de bunun ne olduğunu bilir misiniz?
Demokratik Hukuk Devletinde haklar BİREY’E aittir. Her Türk Vatandaşı, etnik kökeni ne olursa olsun kanun önünde eşittir. Ancak “Demokratik Entegrasyon” modelinde, haklar bireyden alınıp ETNİK GRUBA verilir.
Eğer haklar etnik gruplara verilirse (Kürtlere şu hak, Araplara bu hak gibi) devlet artık “Vatandaşları” ile değil, “Aşiret veya Etnik Komitelerle” muhatap olmaya başlar. Bu durum, Türkiye’deki Boşnak-Çerkes-Laz- Gürcü-Arnavut-Roman vs gibi onlarca unsuru “İKİNCİ SINIF” veya “Yok Sayılan” konumuna düşürür.
-Türklük Tanımının Tasfiyesi;
Mevcut Anayasamızda Türk sıfatı bir etnisiteyi değil, siyasi bir bağı (Vatandaşlığı) temsil eder. “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Öcalan’ın istediği yapıldığında, Türkiye “ULUS DEVLET” olmaktan çıkar ve
“Halklar Bahçesi” ya da Lübnan gibi bir ETNİK KOALİSYON haline gelir. Ulus Devlet yıkıldığında, o devleti bir arada tutan Ortak Ülkü de buharlaşır…
-Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi;
Lübnan modeline (Parçalanmaya) gidiş yolunun taşları böyle döşenir.
“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki” çekincelerin kaldırılmasıyla, yerel yönetimlerin, merkezi hükümetten kopuk hareket etmeleri sağlanır.
-Etnik Kotalar;
Kamu yönetiminde, orduda, veya yargıda, “şu kadar Arap, şu kadar Kürt, şu kadar Türk” şeklinde LİYAKAT yerine ETNİK KÖKENİN esas alınması Lübnan’ın esas çöküş sebebidir.
Çok Hukukluluk;
Farklı etnik gruplar, dini gruplar, Tarikatlar, Cemaatler, Aşiretler kendi içlerinde farklı hukuk kurallarını uygulayacaklardır.
Terörsüz Türkiye, Cumhuriyetin Kuruluşu Kadar Önemlidir, deniyor?
Öcalan’dan gelen bu iddialı cümle, aslında “İkinci Cumhuriyet” veya “Yeni Türkiye” adı altında mevcut yapının tasfiyesi anlamına gelir.
1923’te kurulan Cumhuriyetimiz “Ümmetten Millete” geçişi esas almıştı.
Bugün dayatılan bu model ise “Milletten, Etnik Gruplara-Cemaatlere” geri dönüşü simgeler. Bu yüzden “Kuruluş Kadar Önemli” denilerek, 1923’ün rövanşının alındığı ima edilmektedir.
Ekonomik ve Jeopolitik Boyut nedir?
Türkiye’nin başına örülen bu çorabın karşılığı sadece siyasi değildir!
Mezopotamya ve Suriye’nin kuzeyindeki petrol/Gaz kaynaklarının Türkiye üzerinden, (Ancak Türkiye’nin tam kontrolünde olmayan “Özerk bir bölgeden geçerek- Güneydoğumuzda kurulacak Kürt Devletinin 3’ncü parçası) Batıya ulaştırılması istenir!
Yeni Bir Tampon Devlet Kurulması!
Türkiye’nin içine doğru (Su Havzalarımıza) genişleyen bir “Federatif Yapı” kurularak, İsrail’in güvenliği için bölgede daha fazla küçük parçala bölünmüş yapılar oluşturulması.
Sonuç olarak;
Arap-Kürt-Türk üzerinden yürütülen tartışma, aslında 85 milyonun ortak tapusu olan Türkiye Cumhuriyetinin, HİSSELİ bir mülk gibi pay edilme çabasıdır. Üzücü olan, bu YIKIM Projesine AKP-MHP-CHP tarafından destek verilmesidir. Ama yine yenileceksiniz! Türk Milleti bu kahpeliğe izin vermeyecek…
Sağlık ve başarı dileklerimle
01 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
