Değerli okurlar, önceki iki yazımda geleceğin stratejik ürünlerinden olan BOR madeninin denetim ve kontrolünü elde etmek isteyen küresel güçlerin, ülkemizde günümüz siyasi iktidarının zafiyetleri, ekonomik çöküşün önlenememesi ve sosyal yapının bozulması ekseninde her türlü provokasyonları yapacaklarını belirtmiştim. Öncelikle belirtmek isterim ki, DOĞRU PARTİ olarak bizler yapılan hizmete değil, hizmetin ülkemiz ve milletimiz menfaatleri doğrultusunda olup olmadığına bakıyoruz. Mesela, Akkuyu NGS projesine bu açıdan baktığımızda Akkuyu’ya alternatif olacak daha uygun ve katma değeri yüksek çözümleri görmek adına bu yazımda da neden “ …., değil de Toryum” sorusuna cevap olacak adımları ele alalım.
Nükleer santrallerde yakıt olarak kullanılan Toryum, korozyona karşı dayanıklı, suda çözünmez, toz halinde iken kolayca yanma özelliklerine sahip olması ve rezerv zenginliği de dikkate alındığında ülkemizin enerji ve ekonomik sorunlarının çözülmesine katkı sağlayacak stratejik bir üründür. Ergime noktası:1.750 oC, Kaynama noktası: 4.000 oC’dir. Dünya Toryum rezervinin %20’si ise Türkiye’de olup MTA’ya göre kanıtlanmış Toryum rezervimiz 880 bin tondur. OECD ve UAEA tarafından, Türkiye’deki Toryum rezervinin Hindistan’dan sonra ikinci büyük rezerv olduğu ve bu rezervlerin; Eskişehir-Sivrihisar, Isparta-Aksu ve Malatya-Hekimhan bölgelerinde bulunduğu teyit edilmiştir. 1 ton Toryumdan elde edilen enerji, 200 ton Uranyumdan ve 3.5 milyon ton kömürden elde edilen enerjiye eşdeğerdir.
Günümüzde Toryum; Nükleer teknolojisinde ve Yakıt kaynağı olarak da havacılık ve uzay teknolojisinde kullanılmaktadır. Nükleer santrallerde %95 Toryum ve %5 Uranyum karışımı kullanılması halinde açığa çıkan atıkların miktarı ise Uranyum kullanılması durumda açığa çıkan atıklardan 20 kat daha az olması, çevresel açıdan önemli bir risk oluşturmamaktadır.
Böylece, Toryum yakıtlı nükleer sistemlerin, Uranyum yakıtlı reaktörlere göre daha güvenli olması, hızlandırıcı sürümlü reaktörler sayesinde oluşan atık miktarının çok daha düşük olması ve uranyum yakıtlı reaktörlerden alınan atıkları yakmak için de kullanılabilir olması önemli bir avantajdır. Ayrıca mevcut Uranyum rezervlerinin yakın gelecekte tükeneceği, oysa; Toryum rezervleri insanlığın enerji ihtiyacını bin yıllar boyunca karşılayabilir miktarda olması, yakıt olarak Toryum’un kullanılmasını gerektirmektedir. Ülkemizin kurulu gücüne eşdeğer NGS kurulmuş olsa idi: 7300 ton olan uranyum rezervimiz ile bunun ikamesi 1 yıl dahi karşılanamazdı ama 880 bin ton olan Toryum rezervimiz ile 13000 yıl yeterli olacağı teorik olarak bilinmektedir.
ABD, AB, Çin ve Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede; Toryum’un yakıt olarak kullanımına yönelik MSR (Molten Salt Reactor- Erimiş Tuz Reaktörü) teknolojisi ile çalışan reaktörler günümüzde enerji üretiminde prototip olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu ülkelerin, Toryum stratejisi varken, Toryum rezerine sahip ve bu madeni enerji sektöründe değerlendirmeye ihtiyaç duyan Türkiye’nin, bu alanda belirlenen bir stratejisi yok. Oysa, Toryum’un geleceğin nükleer enerji santrallerinde yakıt olarak kullanımı, ülkemiz ekonomisi için önemli bir katma değerdir.
DOĞRU PARTİ’nin yönetimde söz sahibi olması durumunda, başta ABD ve Japonya olmak üzere üst düzey nükleer teknolojilere sahip ülkelerle iş birliği yapacak ve hızlandırıcı sürümlü Toryum yakıtlı sistemlerin gelişmesine azami düzeyde katılım ve destek sağlayacağımız bir Toryum stratejisi uygulanacaktır. Türkiye’nin cari açığının artışındaki en önemli neden; Enerji kaynaklarının ve İleri teknoloji ürünlerinin ithal edilmesi olduğunu biliyoruz.
Sonuç olarak, Akkuyu Nükleer santralinde hammadde olarak ülkemizin Uranyum kaynaklarından yararlanılacağı sadece koca bir yalandır. Sonuçta Akkuyu Nükleer santralinin çalışabilmesi için gerekli Uranyum başta Rusya olmak üzere diğer ülkelerden ithal edilecektir. Yani yine dışa bağımlılık devam edecektir. Bu nedenle DOĞRU PARTİ olarak bizler “Uranyum Yakıtlı NGS’ye HAYIR, Toryum yakıtlı NGS’ye EVET” diyoruz.
Değerli okurlar, Bloomberg haber ajansınca, AKP iktidarının 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü be bazı ücretli otoyolların işletme haklarının satışı için İngiltere merkezli Ernst & Young şirketini yetkilendirdiği iddia edildi. Yeni tesisler kurmak yerine milletin olan zenginliklerimizi satarak elde edilen gelir belli ki yine faiz lobilerine akacak… Yazık gerçekten çok yazık… Milletimize ait olan bir başka zenginliğimiz ise madenlerimiz.. Bu zenginliklerin içinde olduğu kuruluş da Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı TVF uhdesinde! Lütfen uyanın artık eyyy MİLLET. Ülkemizin her alanda bağımsızlığının teminatı olan stratejik özellikli BOR, TORYUM ve TRONA gibi varlıklarımıza sahip çıkmanın zamanı gelmedi mi?
Ülkemizin kendi imkanlarıyla yapılan köprüler ve otoyolları satışa çıkaran günümüz AKP iktidarı ilk fırsatta stratejik özelliklere sahip bu madenleri uhdesinde barındıran eti maden işletmelerini de satışa çıkaracağı asla unutulmamalı ve toplumun her kesimi bu anlayışa karşı duyarsız davranışları bırakarak hiç değilse bu konuda duyarlı olmalı. Özetle; Ülkemiz geleceğinin, Küresel Güçlerin eline geçmesine izin vermemek için, yasal koruma altındaki stratejik özelliklere haiz BOR ve TORYUM gibi madenlerin devletimizin denetim ve kontrolünde üretilmesi, işletilmesi ve pazarlanmasına sahip çıkmak hepimizin MİLLİ GÖREVİ olmalıdır. 10.Şubat.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)
