Değerli okurlar, bir önceki yazımda ülkemiz kalkınmasına katkı sağlaması ve ekonomik bağımsızlığımızın temelini oluşturacağına inandığımız BOR madeni politikasında hangi adımlar atılması gerektiğini açıklamaya çalıştım. Bu konudaki ısrarımızın nedeni ülkemiz dünyada en büyük BOR rezervine (%73) sahip ikinci ülke olması ve bu madenin yeni teknoloji için stratejik önemde olmasıdır. Öyle ki, 1978 yılında çıkarılan 2172 sayılı “Devletçe İşletilecek Madenler Hakkında Kanun” ile içerisinde yer alan tüm “BOR ve TORYUM” sahaları Etibank’a devredilerek kamulaştırılmıştır. Daha sonra 10.06.1983 tarihinde kabul edilen ve amacı; “2172 Sayılı Devletçe İşletilecek Madenler Hakkında Kanun” ile kamu kuruluşlarına devredilen maden haklarını yeniden düzenleyen 2840 nolu kanunun “Devlet eliyle işletilecek madenler “ başlığı altında 2.maddesi ile;
“MADDE 2. BOR tuzları, TRONA (tabii soda), ASFALTİT, URANYUM ve TORYUM madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır. Bu madenler için 6309 sayılı Maden Kanunu gereğince gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine verilmiş olan ruhsatlar iptal edilmiştir.” üçüncü şahıslara devredilemez olduğu yasal güvence altına alınmıştır.
Günümüzde BOR ve TORYUM gibi stratejik özellikli madenlerimizin üretim ve işletmesi, başkanlığını AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yaptığı TVF uhdesinde yer alan “ETİ Maden İşletmeleri” tarafından yapılmaktadır. Ancak; bu madenlerin, katma değer ürünleri elde etmeden hammadde olarak satılması nedeniyle heba ediliyor. Neden mi?
Günümüz teknolojisinde üretim fazlası enerjinin depolanması mümkün değil ancak, Bor madeninin HİDROJEN DEPOLAMA özelliği gelecekte fazla enerjinin depolanmasını sağlayacaktır. Dünyanın 2030 sonrası yıllarda elektrikli ve hidrojen gücü ile çalışan motorlara geçiş yapılacağı öngörüsü, Küresel güçlerin ilgisinin bu madene yönelmelerinin nedenini ortaya koymaktadır.
Çeyrek asırdır iktidarda olan AKP iktidarı ise her alanda olduğu gibi emperyal devletlerin etkisinde kalarak kalıcı bir BOR Politikası oluşturamadı. Tam tersi bu stratejik madenlerin üçüncü şahıslara devri için her yolu denemeye devam ediyor. Şöyle ki;
AKP iktidarınca son yıllarda 2840 sayılı yasada bazı düzenlemeler yapılması gündeme getirilmekte ancak nihai karar aşaması ertelenmektedir. Yasada yapılması önerilen değişiklikle, bor rezervlerinin ve üretim tesislerinin özel sektör tarafından işletilmesi sağlanacaktır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanmasını takiben Başbakanlığa iletilen 2840 sayılı kanunda değişiklik yapılmasına dair teklif 5.Mart.2012 tarihinde Başbakan’ın imzasıyla TBMM Başkanlığı’na iletilmiştir. Söz konusu teklif hala geri çekilmiştir…
Bu değişiklik teklifi; 2840 sayılı kanunun mevcut 2. maddesine “bu madenlerin üretilmesi ve zenginleştirilmesi, ticari, teknik ve ekonomik sebeplerle ürünün mülkiyeti ruhsat sahibinde kalmak üzere 4734 sayılı KİK (Kamu İhale Kanunu) hükümleri çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilir” eklenerek yeniden düzenlenmiştir. Gerekçesi ise;
“Uygulamadaki bir takım farklılık ve tereddütleri gidermek, Bor*Uranyum ve Toryum madenlerinin üretim ve zenginleştirme aşamasında günün teknolojisine uygun üretim yöntemlerinin uygulanabilmesini sağlamak ve üretim maliyetlerini düşürebilmek için bir kısım işlerin hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilmesine imkan tanınmak” şeklinde izah edilmektedir.
En büyük doğal rezervine sahip olduğumuz BOR madeninin gözlerden uzak tutulan bir yasa değişikliği ile sessizce yeniden gündeme getirilmesi, ülkemizde küreselleşme ve liberalleşme rüzgarları altında özelleştirilmemiş tek alan olan BOR ve TORYUM gibi madenlerimizin küresel tekellere devredilmesi sonucunu doğuracaktır.
AKP, bu yasa değişikliği ile BOR üretiminin özel sektör eliyle yapılmasının önündeki engelleri kaldırmakta ve özel sektörün üreteceği BOR katma değer ürünlerine de devletçe alım garantisi vermektedir. 2840 sayılı yasada yapılmak istenen bu değişiklik ile BOR ve TORYUM madenlerinin üretiminin özel sektör eliyle yapılmasının önünde hiçbir engel kalmayacak teklifinin yasalaşması halinde, diğer özelleştirmelerde olduğu gibi BOR madeni içinde “işletme hakkının devredilmesinin” yolu açılacak ve yıllardır yapılamayan “bor madenlerinin özelleştirilmesi” gerçekleşmiş olacaktır.
Değerli okurlar, AKP iktidarının bu ısrarı neden?, NEDEN “…… değil de BOR!…” Çünkü; ABD’nin, sahip olduğu ve 130 yıldır işlettiği BOR rezervlerinin tükeniyor olması sonucu küresel güçler; geleceğin enerji kaynağı olarak görülen ve tıptan uzay teknolojisine kadar her alanda kullanılmakta olan ülkemiz BOR yataklarının sahibi olmak istemektedir. Bunun için küresel güçler, geliştirecekleri yeni politikalar ile ülkemiz üzerinde her türlü provokasyonlar yapmaya devam edeceklerdir. Türkiye TÜRK milletinindir. Zenginliklerimize sahip çıkmak da Türk milletinin ilk ve en önemli görevidir. DOĞRUsu bu… 6.Şubat.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)
