Bir Genel Başkan, delegelerini kendi ekibinin belirlediği Kurultay’da
aday olup, seçimi kaybediyorsa yapacağı tek iş vardır!
Arkadaşlarıyla (!) vedalaşıp, kamuoyuna “Siyaseti noktalıyorum” açıklamasını yapmak, ve evine çekilmek…
Siyasetten çekilmeyip, el altından anlaştığı iktidar yargısının kararıyla, tekrardan Genel Başkanlığı kabul etme ayıbını işlemekten utanmazsa,
o zaman, yazının başlığındaki lakap onun alnına yapışır!
Bölge İdare Mahkemesinin CHP’nin 38. Kurultayı için “Mutlak Butlan” kararı
vermesi, Türkiye’de “Hukuk Devletinin” kalmadığının, özellikle Yüksek Yargıdaki kurumlarımızın iktidarın emrine girdiğinin, yargı eli ile bir DARBE yapıldığının açık ifadesidir.
Aziz Türk Milleti;
Genel Başkanınız kim sorusuna bile net yanıt veremeyen bir
“Ana Muhalefet Partisi” var! Tüm muhalefeti toplayıp, tek adam faşizmine karşı güçlü bir “Cumhuriyet Cephesi” oluşturması gereken CHP’nin kendisi paramparça edilmiş durumda!
Türkiye’de bugün kimsenin “Adil Yargılanma Hakkı”, “Can-Mal Güvenliği” kalmamıştır. Adalet Bakanının kendisi “Mal Varlığını” Türk Milletine açıklayamıyor ise, İçişleri Bakanı Yunan ajanı İskilipli Atıf’ı ısrarla savunmaya devam ediyorsa, Milli Eğitim Bakanı, Anayasamıza göre kurulması yasaklanmış tarikatlar ile beraber çalışacağını TBMM kürsüsünden ilan edip Cumhuriyete açıkça meydan okuyorsa, kim kendi güvenliğinden bahsedebilir ki?
Siyaset sadece otobüs üstünden bağırarak yapılmaz. Siyaset ülke sevgisi, akıl, bilgi, danışma içeren bir sanattır. Siyaset sanatkarla, dürüst ve cesur insanlar tarafından yapılırsa sonuç alınır. Siyaset, AKP-MHP gibi zenginleşmek için yapılmaz. Haram servetler birgün mutlaka kusturulur.
Siyaset, halkı ve devleti zenginleştirmek için yapılmalıdır.
Siyaset, çözümü eskide arayan, gözünü bilime ve çağdaşlığa kapayan taş kafalılarla hiç yapılmaz.
Artık, Aziz Türk Milletinin kesin kararını verme zamanı gelmiştir.
Ya Cumhuriyetin İlkeleri ve Demokratik rejimi koruyup yaşatacak,
ya da Federe İslam Devletinin “Şeriat Kuyusuna” atılacak.
Siyaset, Türk Milletine ihaneti “Siyaset” kabul edenlerle yapılmaz!
Siyaset, İhvan ve Humeyni’yi “Rehber” kabul edenlerle yapılmaz!
Siyaset, Bebek katili Öcalan’ı “Önder” kabul edenlerle yapılmaz!
Siyaset, Hain Şeyh Sait-Seyit Rıza’yı “Dost” kabul edenlerle yapılmaz!
Siyaset, Doğduğu ve Doyduğu vatanını satanlarla ve Atatürk İlke ve Devrimleriyle kavgalı olanlarla hiç yapılmaz…
Not; Ortalık yangın yeri gibi. Bizler, aylardır bu günler için “Ne yapabiliriz” diye çalışıyoruz. Herkes söyleyeceğini söylesin. Rahmetli Demirel’in bir öğütü vardı; “Önce ne ile ve kiminle olmayacağı görülsün, nasıl ve kiminle olacağını biz söyleriz…
Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Mayıs 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
KARAR ZAMANI!
Karar vermek, tarafınızı belli etmek ve sonu ülkemiz için felaketle bitecek bir sahtekarlığı, bir takiyye perdesini yırtmak zorundasınız!
AKP belasından susarak, sinerek, korkarak veya birileri laik cumhuriyete sahip çıksın diye bekleyerek ve bu gayret içinde olanlara destek olmayarak, kurtulamazsınız.
Karar vermek zorundasınız!
Ya, mücadele edip Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletinde özgürlük içinde yaşayacaksınız, ya da bu günkü gibi tuzakları görmezden gelip, teokratik bir rejimde yaşamayı kabulleneceksiniz…
AKP Yöneticileri, inandıkları ve hedeflerine koydukları “Teokratik Rejimi” açıkça söyleyecek, “Evet biz, İran benzeri bir Din Devleti kurmak istiyoruz” diyecek mertliğe ve cesarete sahip değildir.
Yapısı gereği irtica çok korkaktır. İşleri güçleri, takiyye yapmaktır.
Modern bir devlette;
Bir Cumhurbaşkanı; “Hayatın merkezine İslam’ın Hükümlerini yerleştireceğiz” diyorsa!
Bir TBMM Bşk; “Yeni Anayasada lâiklik ilkesi olmamalıdır” diyorsa!
Bir Genelkurmay Başkanı ve Bir MİT Başkanı; “Son Türk Devletinin kurucusuna ana-avrat küfreden, Cumhuriyet Okulları hain yetiştirdi” diyen yobazları ziyaret ediyorsa!
Bir Adalet Bakanı; Türk Devletinin yıkılması tek gayesi olan Nakşi-Halidi tarikat şeyhinin elini öpüyorsa!
Bir M. Eğitim Bakanı; Ülkede 170 Binden fazla kaçak derslikte çocukların istismarını, onların birer Taliban Militanı olarak yetiştirilmesine göz yumuyorsa!
Bir Diyanet İşl. Bşk; Ülkede genç işsizlik oranı %30’a çıkmışsa, bir bölgemizde elektrik parasını ödememe oranı %86 olmuşsa ve bu ortamda Diyanet İşleri Başkanı yurtdışında cami yaptırarak, ülkenin 500 Milyon Dolarını bir kalemde harcayabiliyorsa!
Tüm bunlara rağmen toplum ayağa kalkmıyor ve sadece seyrediyorsa, gidiş teokratik devletedir.
Teokratik devlet tuzağı o kadar güçlü-zorludur ki, o tuzağa bir kere düşenin sağ salim çıkabildiği henüz görülmemiştir.
Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Mayıs 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
SUSSAM ÇARE DEĞİL, SÖYLESEM TESİRİ YOK
26 Mayıs 1960 günü insanlar Menderes için meydanları hınca hınç dolduruyordu. 27 Mayıs 1960’da, NATO Paşaları darbe yaptı.
CB Bayar, Başbakan Menderes ve Demokrat Partinin tüm Milletvekilleri gözaltına alındılar. O gün BİR KİŞİ bile sokağa çıkmadı. Bırakın sokağa çıkmayı, o gün BİR tane adli olay bile olmadı…
11 Eylül 1980 günü Bergama Belediye Başkanı idim. Başkanlığa her gün İKİYÜZ dolayında vatandaş gelirdi. 12 Eylül 1980’de NATO Paşaları darbe yaptı. Türkiye’deki tüm seçilmişler gibi ben de gözaltına alındım. Eşim ve ben evimde Polis-Asker gözetiminde kaldık. O süre boyunca sadece
BİR KİŞİ ziyaretime geldi!
31 Mayıs 1983 tarihli MGK (Milli Güvenlik Konseyi) kararıyla Demirel-Ecevit ve Sayın eşleri Zincirbozan’da, Erbakan ve Türkeş Uzunada da zorunlu ikamete tabi tutuldular. Ertesi gün Liderlerin tamamı için BİR KİŞİ bile sokağa çıkmadı!
Ama Türk Milleti, demokratik düzene geçildiğinde, darbe ile indirilen Devlet Adamlarını SEÇİMLE tekrar göreve getirdi! Ders alabilene ne mutlu…
21 Mayıs 2026 Perşembe günü AKP organizasyonu ile bir YARGI DARBESİ yapıldı. Bu kez darbeci CHP eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu idi!
Doğru Parti olarak, derhal bir açıklama yapıp, Türk Milletinin iradesini çiğneyen bu Yargı Darbesini asla kabul etmeyeceğimizi ve Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ile asla görüşmeyeceğimizi açıkladık…
Kılıçdaroğlu, 13 yıllık Genel Başkanlığı döneminde AKP iktidarının önünü sürekli olarak açmıştı. Bunlardan sadece üçünü, Cumhuriyetimizin ve Demokratik Rejimin belini kıran, üçünü hatırlayalım…
-15 Temmuz 2016 Çakma Darbesi, ülkemizi “Tek Adam Faşizmine” götüren ilk büyük kumpas idi. AKP, İstanbul Yenikapı’da büyük bir miting düzenledi.
Kılıçdaroğlu Başkanlığındaki CHP HEYETİ, bu mitinge katıldılar ve konuşma yaparak, tüm dünyaya, bu emperyalist çakma darbeyi desteklediklerini ilan ettiler…
–16 Nisan 2017 REFERANDUMU, “Tek Adam Faşizmine” geçişimizin esas sebebidir. 2,5 Milyon sahte oy kullanıldı. Zarflar ve Oy pusulaları MÜHÜRSÜZDÜ. CHP, rejimi değiştirecek bu hırsızlığa İTİRAZ ETMEDİ.
–Özgür Özel, TBMM de kurulan İHANET KOMİSYONUNA, CHP tabanının şiddetle karşı çıkmasına rağmen 10 Milletvekili vererek, ülkemizi bölmeye gidecek KUMPASI destekledi!
Özgür Özel ve İmamoğlu bu kumpastan çıkmak istiyorlarsa ve Türk Milletinin desteğine muhtaçlarsa, bundan böyle Atatürk İlke ve Devrimlerine karşı çıkacak söylemlerine mutlaka son vermeleri gerekir.
– Özgür Özel, 100’den fazla miting düzenledi ve konuştu. Bu konuşmaların tamamında BİR KEZ OLSUN, TÜRK ve TÜRK MİLLETİ gibi Ulusal Kimliğimizi ifade eden kelimeleri kullanmadı. Neden? DEM/PKK yı üzmemek için…
-“Biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz” demekle Atatürkçü olunmaz. Gerçekten Atatürkçü iseniz, O’nun yargılattığı Rus ve İngiliz Ajanlığı yapmış Hainler için “Onların hatıralarına saygı duyuyorum” diyemezsiniz.
– “YCHP’ yi kurarız, DEM Parti ile İttifak yapar, iktidar oluruz” gibi bir ihaneti aklınızdan bile geçirmeyeceksiniz.
Yapmazsanız ne mi olur? 4 Milyondan fazla SEÇMENİ olan Ankara’da, en zor gününüzde çağrınıza ancak 3-5 bin kişi gelir! Çok güvendiğiniz DEM Partililer, CB Erdoğan’dan korkularına yanınıza bile gelemedi…
Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Mayıs 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
