Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı açıklamaya imza atan aydın, sanatçı, yazar, akademisyen, gazeteci, hukukçu, eğitimci ve meslek odası temsilcilerinin de olduğu 168 aydına dava açtıklarını söyledi. Açıklama, internette on binlerce yurttaş tarafından destek görmeye ve imzalanmaya devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tekin, okullara gönderilen ‘Ramazan genelgesi’ni savunmaya devam ederek “Çocuklarımızın değerlerini içselleştirdiği eğitim ortamını oluşturmak bizim görevimiz. Yaptığımız şey kanunlarımıza ve anayasamıza uygun. Türkiye’de kimsenin anayasayı yorumlama tekeli yok. Davamızı açtık, kimin gerici olduğunu göreceğiz” dedi.
Konuyla ilgili MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dün yaptığı destek konuşması için de “kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Devlet adamına yakışır ciddiyetle sürece sahip çıkan açıklama yaptı” diyen Tekin, “Yaptıklarımızın kanunlara ve anayasaya uygun olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum” iddiasında bulundu.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiriye imza atan aydınlara da dava açtıklarını söyleyen Tekin, “Davayı da açtım arkadaşlar. Türkiye’de kimsenin Anayasa’yı yorumlama tekeli yoktur. ‘Anayasa’yı bizim istediğimiz gibi yorumlayacaksınız, bizim istemediğimiz gibi yorumlamayanlar gerici, azgın ve azınlıktır’ deme hakkı yoktur. Bu bir hakarettir. Bu etkinliklere katılan çocuklarımızın, velilerimizin hakkını sorumak için böyle bir adım attım. Kimin gerici, yobaz olduğunu göreceğiz. 168 kişi, yüzde 99’u Müslüman olan bir toplumu azınlık kategorisine sokuyor. Bu anlamda, hakaretle muhatap olan herkesin kişisel olarak bu anlamda yargıya başvurması gerektiğini düşünüyorum.”
AÇIKLAMA
17 Şubat günü yayınlanan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metni, Korkut Boratav, Taner Timur, Cem Eroğul, Alaeddin Şenel, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Merdan Yanardağ, Müjde Ar, Ayşe Kulin, Ahmet Telli, Melike Demirağ, Rutkay Aziz, İlkay Akkaya, Şükrü Erbaş, Onur Akın, Şenal Sarıhan, Emin Koramaz, Canan Güllü, Ahmet Karagöz ve Timur Soykan gibi isimlerin aralarında bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci, eğitimci, hukukçu, siyasi parti ve meslek odası temsilcisinin imzasını taşıyordu.
Açıklama, laikligisavunuyoruz.org sitesinde yayınlandıktan sonra on binlerce yurttaş tarafından da imzalandı. 25 Şubat itibariyle güncel imza sayısı 50 bine yaklaştı.
İktidar çevrelerinin hedef aldığının aksine metinde Ramazan ayıyla ilgili herhangi bir ifade geçmezken, toplumun inanç değerlerine ilişkin hiçbir cümle de yer almıyordu.
Son dönemde laikliğe yönelik artan saldırılara dikkat çeken ve ülkenin ABD ile İsrail’in planları doğrultusunda bölgenin gerici bataklığa çekilmek istendiğini vurgulayan metin, “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!” mesajı veriyordu.
Açıklamanın tamamı şöyleydi:
“Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!
Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte “Talibanlaştırma” baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür.
Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.
Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır.
Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir.
Laikliği savunmak suç değildir.
LAİKLİĞİ birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!
Karanlığa teslim olmayacağız!”
Meclis’te laiklik tartışması
Meclis Genel Kurulu’nda CHP ve AKP grup başkanvekilleri arasında Laiklik Bildirisi ve fişleme tartışması yaşandı. Okullardaki Ramazan Genelgesi uygulamalarını eleştiren CHP’li Murat Emir, “Tekin, ideolojik saplantılarını çocuklarımıza zerk etme gayretinde” dedi. Bakan Tekin’in çocukları etiketleme gayretinde olduğunu ifade eden Emir’e AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta yanıt vererek, Bakan Tekin’in arkasında olduklarını söyledi ve “Laik atak geçirenlere geçmiş olsun” dedi. Emir’se Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Grup Başkanvekilleri Genel Kurul’da söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in avukat görüşleriyle ilgili düzenleme yapılacağına dair açıklamalarına değinerek “Tabii, İstanbul yargı çevresi içerisinde ve bizzat kendisinin yargı mensubu olduğu dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Bakanın savunma hakkını kısıtlarken AİHM kararlarına referans vermesi de ancak Türkiye ölçeğinde yaşanabilecek bir ironi olabilirdi. Sayın Bakan savunma hakkının kısıtlanması hususunu değerlendirirken AİHM kararlarına referans vermiştir” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Türkiye’nin nerede bir hukuksuzluk, adaletsizlik varsa onda ilk 5’e girmede üzerine olmadığını söyleyerek “Bu konuda da ilk 5’teyiz. En son Alican Uludağ gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı ve tutuklandı. Gazetecilik yapmanın suç olduğu bir ülkede demokrasiden, barıştan, toplumsal barıştan zaten bahsetmeniz de mümkün değil” dedi.
Temelli de Gürlek’in avukatlarla ilgili düzenleme yapılacağına dair açıklamalarını eleştirerek, “Bugün bu ülkede en büyük adaletsizlik aslında tutuklu yargılamaktan kaynaklanıyor. Bu meseleden dolayı o kadar çok mağduriyet söz konusu iken bir de bu mağduriyeti pekiştirmek üzere avukatların görüş hakkını yani savunma hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bir Adalet Bakanı var karşımızda.”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gelmiş geçmiş en kötü Milli Eğitim Bakanı olduğunu söyledi ve “Yusuf Tekin, millî eğitimi, sınıfları tarikatlara, cemaatlere sonuna kadar açtı ve millî eğitimi çağ dışı bir anlayışla yönetmeye çalışıyor, kendi beyninin arkasındaki ideolojik saplantılarını çocuklarımıza zerk etme gayretinde ve en son olarak da çocukları etiketleme -oruç tutan, tutmayan; eve gidince iftar yapan, yapmayan; annesi oruç tutan, tutmayan; bunun üzerinden- gayretinde. Bunu çocuklarımız üzerinden yapmayın, bu ihaneti yapmayın, çocukları etiketlemeyin; bunun dinle, dindarlıkla, din eğitimiyle hiçbir ilgisi yok” dedi.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta da 168 aydının imzaladığı Laiklik Bildirisi’ne tepki gösterdi. Usta, “Bu gündemler artık eski Türkiye’de kaldı. Bu yayınlanan bildirilerin de Türkiye’nin gündeminde, kamuoyunun gündeminde yer almadığını özellikle söylemek istiyorum. Mübarek Ramazan ayındayız. Çocuklarımızın ‘Allah’, ‘Kur’an’, ‘Kabe’, ‘Peygamber’ demesinden korkmaya gerek yok, bu tip bildirilere de ihtiyaç yok. Noel’i kutlarken, insanlar Noel’le ilgili özgürce her şeyi yaparken sesi çıkmayanlar Ramazan ayında çocuklarımızın özgürce Ramazanı karşılamalarına, bu heyecanı yaşamalarına, inancımızı tazelemeye, coşkumuza tahammülsüzlüklerine akıl sır erdiremiyoruz” ifadelerini kullandı.
Usta, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakanımızın yaptığı bütün işlemlerin çok doğru ve düzgün olduğunu açıkça ve netçe biz de söylüyoruz, sonuna kadar da arkasındayız. Türkiye artık eski Türkiye değil; Türkiye’de eskiden laiklik bildirileri okunur, birileri de hizaya girerdi, artık öyle bir Türkiye yok; Türkiye, inancıyla, varlığıyla, medeniyetiyle ortaya çıkmış ve kendi inancıyla da gençlerini ve nesillerini yetiştirmeyi hedef almış bir Türkiye. Bunu alışsanız iyi olur. Yaptığınız işin bir laik atak olduğunu düşünüyorum, bu laik atağı geçirenlere de geçmiş olsun diyorum.”
Şahin Usta’nın konuşması üzerine söz talebinde bulunan CHP’li Emir, “Sayın Yusuf Tekin ve Sayın Leyla Şahin Usta ucuz polemikler başlatmak konusunda ustalar. Burada hiç kimse dinle, din eğitimiyle ilgili bir şey söylemiyor, söylemez ama sizi Genel Kurulun ve milletimizin vicdanına sunuyorum. Küçücük çocuklara fiş verip, form verip ‘Eve gittim’, ‘Gittim’, ‘Namaz kıldım’. ‘Kıldım’, ‘İftarı açtım’, ‘Açtım’, ‘Sabah sahura kalktım’ ‘Kalktım’, ‘Bunları fotoğraflayın, getirin, bu formları bize getirin’ demek çocukları ve aileleri fişlemektir. Bunun yapılması yanlıştır, bunun yapılması eğitim anlayışına da uymaz, pedagojik de değildir, ayrımcıdır; bizim itirazımız buna. Yoksa siz bir ucuz tartışma üzerinden başka bir şeylere heves ediyorsunuz, biz bunun gayet farkındayız” diye konuştu.
Yeniden söz alan Şahin Usta ise Emir’e “‘Fişleme’ denilince aklımıza yani fişlemeyi en iyi yapan 28 Şubat dönemindeki bu zihniyet geliyor. Tabii ki bunları en iyi bilenler de sizlersiniz” dedi.
Emir, Şahin Usta’nın fişlemeye ilişkin cevabına yönelik tekrar söz alarak şöyle dedi: “Sayın Usta, tabii, önündeki hazır listelerden, hazır konuşmalardan birini yapıyor. Biz başka bir şey söylüyoruz Sayın Usta, kulak verin dinleyin. Devlet Memurları Kanunu var, sizin söyledikleriniz başka bir şey. Adam hakimmiş, cübbesini çıkarmış, gelmiş, siyasete girmiş. Bu, başka bir şey ama burada şu andaki Milli Eğitim Müdür Yardımcısının ne kadar siyasi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söylüyoruz. Buna cevap ver, verebiliyorsan.”
Haber Ajansları
