Mehmet Akkaya: TURUNCU DARBELERİN SONU MU?

mehmet-akkaya

Mehmet Akkaya

Bir ülke biat etmiyorsa ABD’ye,

Coğrafi, ekonomik ve askeri bakımdan stratejik değerdeyse,

Bir de yeraltı zenginlikleri, yerüstündeki potansiyelleri ile ekonomik değeri varsa,

Bu durumda emperyalizmin, özel olarak da ABD’nin görev saydığı fiiller şunlardı;

● Evrensel iklim uygunsa, Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Laos, Çin, Küba, Kore, Afganistan ve Irak’da olduğu gibi silahlı olarak işgal etmek, sömürgeleştirmek,

● İşgal mümkü n değilse, ulusal güvenlik kuvvetlerinden ajanlar devşirerek Türkiye, İran, Şili, Dominik Cumhuriyeti, Grenada, Guatemala, Haiti, Nikaragua, Panama, Meksika ve daha çok sayıda ülkede çeşitli dönemlerde olduğu gibi, darbeler yapmak, yaptırmak.

● “Sıcak koltuklarınız ve lüks yaşamlarınızdan komünistler tarafından kovulmak istemiyorsanız” diye korkutarak kendisine telsim olmaları sağlanan ülkeleri NATO çemberinde denetim altına almak, kullanmak.

● Savaşlarda yara almış, yenilmiş ülkelerin zayıf anını fırsat bilerek, Japonya, Almanya ve Güney Kore’de olduğu gibi sömürge anlaşmaları imzalamaya mecbur etmek.

● İşgal ve askeri darbe mümkün değilse uzun bir yola yönelerek, Türkiye, Brezilya, Tayland, Filipinler ve daha onlarca ülkede yöneticileri ele geçirerek bağımlı hale getirmek, yarı sömürge yapmak.

EMPERYALİZMİN YENİ SÖMÜRGELEŞTİRME YOLU

ABD emperyalizmi, işgal, darbe ve siyasi liderleri devşirme olanağı bulamadığı ülkelerde, daha da uzun bir yola yöneldi; Halkın liderlerini kontrol ederek, halk hareketinin potansiyel enerjisini kullanarak ülkeyi dize getirmek…

Ancak halkın ve liderlerinin, yaptıklarının ülkelerine düşmanlık olduğunu, hatta düşmana hizmet olduğunu anlamamaları gerek. Geçtiğimiz 50 yıl boyunca ABD emperyalizmi, başta CIA olmak üzere olanaklarının önemli kısmını, bunun için seferber etti;

● Bu sonuca varacak yeni yöntemler geliştirdi.

Amaca uygun yeni örgütler yarattı.

● Amacı bu olan uyuyan ajanlar yerleştirdi.

● Zaman ayarlı işbirlikçiler devşirdi.

● O ülkenin medyası elinizde değilse diğer çabalar boşunadır.

● Medyada maaşlı ajanlar olmalı.

● Kontrol noktalarında, yönetim kademelerinde yandaşlar olmalı.

● Kendileri için yazacak, konuşacaklar olmalı.

● Bilinçli hainler yanında, bilinci karıştırılmış elemanlar da olmalı.

● Bu yüzden halkın, aydınların, toplum liderlerinin üzerinde etkili olacak başka örgütler de olmalı.

● “İnsan Hakları Örgütleri”, “Sınır Tanımayan Doktorlar”, “Sınır Tanımayan Gazeteciler”, “Sınır Tanımayan Avukatlar”, “Beyaz Baretliler”…

● Yerleştirilmiş bu örgütler dışında, yerel örgütler de yanlarında olmalı.

● Non-Governmental Organizations (NGO), Sivil Toplum Kuruluşları (Örgütleri), ya da Hükümetdışı Kuruluşlar dedikleri örgütler fonlarla çekilmeli, ilgi alanları ajanlık havuzunda kullanılmalı, bunlar için yoğun ve uzun çalışmalar yapılmalı.

Bütün bunlara seneler boyu yığınak yaptı ABD ve diğerleri.

● Halkı harekete geçireceklerdi. Ama halk, kendisi için çabalıyor sanırken, Çekoslovakya, Polonya, Romanya, Arnavutluk, Şili ve Yugoslavya’da olduğu gibi, gerçekte ABD için devirecekti iktidarları.

● SSCB’nin dağıtılma sürecinde ve buralarda uzmanlaştılar. Eksiklerini anladılar.

Yeni tür darbelerdi bunlar.

● Bunlara SSCB’de “Perestroyka ve Glasnost”, Polonya’da “Solidarnosc” dediler.

● Kiminde “Açık Toplum”, kiminde “Portakal devrimi”, kiminde “Turuncu devrim” dediler.

● Arap ülkelerine zincirleme uygulandığında, “Arap Baharı” oldu adı.

● Bu yolla Libya’da Arap sosyalizminin lideri Kaddafi’yi öldürerek Libya petrolüne çöktüler.

Irak’da Baas hareketinin sembolü Saddam’ı öldürerek, Irak petrolüne çöktüler.

● Şili’de başbakan Allendeyi öldürerek Şili bakırına çöktüler.

● Afganistan işgali ile dünyanın uyuşturucu merkezini kurdular.

● Venezuela’da devlet başkanını kaçırarak Venezuela petrolüne çökmenin peşindeler.

● Bu ve daha nice katliam ve haydutluğun yeni adı, “demokrasi getirme” idi.

ÇETİN CEVİZLER

Ancak, çetin cevizler de çıkıyordu ABD’nin karşısına;

Nikaragua, Venezuela, İran ve başkaları…

Onlar için yıllara yayılan daha derin, daha kapsamlı planlar uygulamalıydı.

Çetin cevizler için planları şöyleydi;

● 50 yıl boyunca ülkeyi ekonomik, siyasi, askeri ve diplomatik olarak ablukaya alacak, her konuda ambargo uygulayacaksın.

● O ülke ile ticaret yapmak, hatta ilişki kurmak isteyen ülkeleri de tehdit edecek, onlara da ambargo uygulayacaksın.

● Ticaretini yasakladığın ülkeyi ekonomik darboğaza sürükleyecek, enflasyonu körükleyecek, parasının değerini düşürecek, halkı yoksullaştıracaksın.

● Pusuya yatacaksın. Yoksullaşmasına sebep olduğun halkın itirazının pususuna…

● Halktan sesler çıkmaya başladığında olanakları devreye sokacak, yangına benzin dökecek, itirazın ayaklanmaya, ama senin istediğin yönde bir ayaklanmaya dönüşmesini sağlayacaksın.

● Ajanlarını ülkeye sokacak, ülkedeki uyuyan ajanları uyandıracak, yıllar boyu beslediğin NGO’ları harekete geçirecek, ayaklanmaların parlamasını sağlayacaksın.

● Ancak Arap Baharı’nda da görüldü ki, bunlar bile iktidarları devirmeye yetmeyebilir.

● O durumda, her şerri birlikte planladığın İsrail ile “B” planını devreye sokmalısın.

● Daha ayaklanma başlatıldığında IŞİD ve benzeri örgütleri harekete geçirecek, cinayetleri ve kitlesel katliamları başlatacaksın.

● Halk her şeye rağmen çatışmaya niyetli değilse, ajanların katliamları daha sert olmalı.

● Beraberinde “beyaz baretliler”, “sınır tanımayan doktorlar”, “sınır tanımayan gazeteciler” gibi psikolojik savaş için heybende ne varsa salacaksın ortalığa.

● Alçaklığın her türünü yapmalısın. Irak’taki gibi zehirli bombalar, Suriye’deki gibi IŞİD katilleri, her şey devreye sokulmalı.

● Çocuk öldürmeler, tecavüzler, kafa kesmeler de olmalı.

● Halk “yeter artık” deyip, şiddete onlar da katılmalı.

● Devlet kontrol edemez olmalı, gücü tükenmeli, kaosun ardından yöneticiler istife etmek, hatta kaçmak zorunda bırakılmalı.

● Bu evrede İran’da Şah Rıza’nın oğlu Muhammed Rıza Pehlevi, Venezuela’da CIA ajanı María Corina Machado Parisca koltuğa oturtulur. Böylece bu ülkeler için de ABD sömürgesi dönemi başlar.

TURUNCU DEVRİMLERİN SONU MU?

Ancak İran’da da, Venezuela’da da, işler Amerika’nın istediği gibi gitmedi.

ABD, dünyanın bu zengin petrol yataklarına da çökemedi.

Her iki ülke de, önemli yaralar almış olmalarına rağmen, ABD’nin turuncu darbesini de püskürtmüş görünüyorlar.

Emperyalist sömürgeciliğin turuncu darbeler döneminin sonuna geldiğimizin işaretleri olarak şunlar sıralanabilir;

● 150 yıla yakındır süren emperyalizmle mazlumlar dünyası arasındaki savaşta, sadece emperyalistler deneyim kazanmadı. Başta sosyalist ülkeler olmak üzere, mazlum ülkeler de emperyalizme direnmenin deneyimlerini artırdılar. Tek tek ülkeler olarak yeni olanaklar yaratıyorlar. Düne göre daha güçlüler. Bir araya gelerek daha büyük kuvvetler yarattılar.

Bu sürecin en önemlileri, Çin ve Rusya’daki gelişmelerdir.

● Çin, her türlü kuşatmaya rağmen sosyalist yolda ilerlemeye devam etmekle kalmadı, emperyalizmin tekellerinin, biliminin, teknolojisinin ve silah gücünün baş edemeyeceği düzeye ulaştı.

● Rusya, SSCB döneminde Gorbaçov ve Yeltsin ile yaşadığı büyük emperyalist saldırıya ve parçalanmaya rağmen, kalan toprakları ile dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmayı korudu. Adeta küllerinden yeniden doğdu.

● Emperyalizmin karşısına ekonomik, siyasi ve askeri bakımından güçlü bir ülke olarak yeniden dikilmekle kalmadı, Çin ile birlikte mazlumlar dünyasının önemli müttefiki ve dayanağı haline geldi.

● Yirminci yüzyıl, emperyalizme direnme yönünde çok sayıda küçük bölgesel çabalara da sahne oldu. Bloklaşan iki hareket, hepsinden önemlidir, emperyalizmi en fazla tedirgin eden kuvvetlerdir; Biri Varşova Paktı, diğeri Bağlantısızlar Hareketi.

● Ancak, bütün güçlerine rağmen geride kendilerine miras kalan önemli bir deney yoktu. Zaafları nedeniyle birliğin pekişmemesi, emperyalist saldırılarla birleşince, bu önemli kuvvetler bugüne taşınamadı.

● Varşova Paktının kurucusu, motoru ve en büyük kuvveti olan Sovyetler Birliği, geri dönüşüm sürecinin tökezlemeleri ve 1980’lerin ikinci yarısında Gorbaçov ile başlatılan emperyalist çözülme sürecinde dağılınca Pakt da dağıldı. Birlikteki ülkelerde karşı devrimler gerçekleşti.

● Bağlantısızlar Hareketi ise, 1960’larda Yugoslavya, Mısır, Küba, Zambia’nın öndeliğinde başlamış, katılan ülke sayısı, 100’e ulaşmıştı. Bu büyük güç, ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğinin yetersizliği yüzünden dağıldı. Emperyalistler, Başta Yugoslavya olmak üzere önderliğini yapan ülkelere intikam alırcasına saldırdılar.

● BRİCS, ŞİÖ, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin birlikleri, bu deneyimlerin birikimlerinde doğdu. Arkalarında önemli tecrübeler var. Önderlik eden ülkeler, bu kez emperyalistlerin köşeye kıstırıp avlayamayacağı ölçüde güçlü. Birlikler, katılan yeni ülkelerle giderek çoğalıyor, giderek ekonomik, siyasi ve askeri gücünü artırıyorlar.

Hem birliklerdeki ülkeler, hem de henüz dışarıda bile olsalar diğer mazlum ülkeler, düne göre kendilerini daha güvende hissetmeye başladılar.

● Son olarak şunu belirtebiliriz; Adları, yöntemleri ne olursa olsun emperyalist darbeler, mazlum ülkelerin ulusal bilincini güçlendirdi. Kamuculuğa ve halkçılığa yönelen ülke sayısı giderek artıyor. Devletlerini dünde göre daha iyi tahkim ediyorlar, yöneticileri düne göre daha deneyimli.

● Venezuela ve İran deneyimleri, emperyalizmin turuncu darbeler sürecinin sonuna gelindiğini göstermektedir. Bundan sonrakiler istisna olabilir. Bu iki püskürtme hareketi, ŞİÖ, BRİCS, Aftika ve Latin Amerika Birlikleri ile Çin, Rusya, Brezilya v.b. yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.

● Emperyalizmin çöküşü daha da hızlanacak.

● Dayanacakları tek dal kaldı, savaş.

Mehmet Akkaya

Exit mobile version