İNSAN KÖTÜLÜĞÜN KÖLESİ İYİLİĞİN EFENDİSİDİR

633452047_2201905070336551_3287991468558652266_n

Umut elbette var. Çünkü canlılık var; hisler ve duygular var. Canlı acıyı hisseder, duygularıyla hareket eder ve hayatta kalmak için harekete geçer. Bu, en temel içgüdüdür. Dünyanın varoluş felsefesinin sıfır noktasıdır bu.

Avlanmak, yemek, içmek, uyumak, çoğalmak ve barınmak… İlkel yaşam modunun kaçınılmaz gerçekleri. İnsan, temel ihtiyaçlarını karşılamak için vahşi doğayla mücadele etmek zorundadır.

Tıpkı suyun kaynama derecesine ulaşıp buharlaşması ve sonra yeniden başa dönmesi gibi… Döngü sürer. Fakat insan yalnızca biyolojik bir varlık değildir. Onu diğer canlılardan ayıran şey, anlam arayışıdır.

Bugün ise ahlak ve doğru söz çoğu zaman anlamını yitirmiş gibidir. İyilik, yalnızca vicdanı rahatlatan sembolik bir davranışa indirgenmiştir. Oysa iyilik, geçici bir duygu ya da anlık bir rahatlama çabası olamaz.

Mutlak iyilik; her meseleye ahlaki değerlerle bakabilmektir. Kötülük karşısında tereddütsüz durabilmektir. Kaybedeceğini düşünmeden mücadele edebilmektir. Kazandığında ise iyilik iradesini kaybetmemektir. Çünkü mutlak iyilik bir tercih değil, bir varoluş felsefesidir.

Ahlak, insanın güçlenmesi için vardır; benlik ise aşılması için. Yok olacak olan benliktir. Amaç, benliği birliğe dönüştürmektir.

Ne var ki tecrübe her zaman merhametli değildir. Kötü çoğu zaman kuralsızdır; iyi ise kurallara bağlı olduğu için savunmasız görünür. Fakat tek çıkış yolu, her şeye rağmen iyiliği yaşatmaktır.

Çünkü umut yaşatmak içindir.

Kötülük ise yok etmek için.

SAKINCALI PİYADE

Hüseyin Ağaoğlu

Exit mobile version