HATAY FATİHLERİ

rıfat serdaroğlu

“Bir gece Mimar Sinan, bizim iki huysuz ihtiyarın rüyasına girmiş. İhtiyarlar,
heyecanla sormuşlar; Üstad, bizi nasıl buluyorsun? Bak Murat Kurum’u sana benzetiyoruz. İstanbul’u yeniden kuruyoruz!
Sinan derin bir iç çekmiş, elindeki pergelini bırakıp söze başlamış;
Beni benzettiyseniz Murat Kurum’a, bakmamız gerekir bu duruma! Ben Süleymaniye’yi yaparken temeline ‘Devletin Adaletini, kubbesine ise Halkın Huzurunu’ koymuştum. Sizinkilerin temelinde Yalan, kubbesinde ise Yolsuzluk var. Ben 500 yıl dayansın diye yaptım, sizinkiler seçimi atlatıncaya kadar dayansın diye yapmışlar. Sinan sözlerini şöyle bitirmiş;
Sizler, ahiretten her yaptığınız işin, gerçeğinin göründüğünü sakın unutmayın. Sizleri nelerin beklediğini bir bilseniz!”

Hatay’da, yaklaşık üç yıl önceki (6 Şubat 2023) deprem felaketinden sonra
yapılan evlerin anahtar teslim töreninden önce CB Erdoğan’ı ve ortağı Bahçeli’yi “Görüntü Kirliliği” tehlikesinden kurtarmak için, her tarafa sunta levhalar dikildi. Bitmemiş apartmanların ön yüzlerini bitmiş gibi gösteren yağlıboya bezler asıldı. Zaten önlerine konulan camlardaki yazılanları bile zorla okuyan ihtiyarlar, yapılan sahtekarlığı fark etmediler bile.

Peki bu “ÖRTME” operasyonu kaça mal oldu?
Amaan, kaça mal olursa olsun. Denizde kum, ihtiyarlarda para!
Biri, parasını yurt dışında istiflemiş, diğeri dostlarına klasik otomobil hediye verecek kadar zengin! Onlar mutlu olsun, milletin canı çıkarsa çıksın!

Kanuni Sultan Süleyman mezarından kalkıp bugüne gelmiş, yanında da Mimar Sinan. Etrafa bakmışlar her yer beton, apartman, gökdelen. Kanuni; Sinan, bu ne hal? Bizim bıraktığımız İstanbul nerede, demiş.
Sinan binalara bakmış, sonra eğilip bir kolonun demirini kontrol etmiş ve Kanuni’ye, “Hünkarım, bunlar sizi Süleyman’a benzetmişler ama bütçeyi,
“Deli İbrahim” dönemindeki gibi harcamışlar. Malzemeyi de “Lale Devri” dönemi gibi eğlenceye yatırmışlar. Gidelim biz, yoksa ilk depremde “Tarih” olacağız!”

İki huysuz hasta ihtiyarın da tarih olma zamanları geldi de geçiyor bile!
Ne diyelim?
“Ne kendileri etti rahat, ne alem buldu huzur, Yıkılıp gittiler cihandan, dayansın ehli kubur…”

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Aralık 2025
Rifat Serdaroğlu
DOĞRY Parti Kurucu Genel Başkanı

TÜRK MİLLETİ AYAĞA KALKIYOR

Basın desteği, (Sözcü ve Veryansın Hariç) YOK!
Para-Kumanya-Bedava Otobüs, YOK!
Ankara Büyükşehir Belediyesi desteği, YOK!

CHP Genel Merkezinin engellemesi, VAR!
Zafer Partisi Genel Başkanının engellemesi, VAR!
İYİ Partinin engellemesi, VAR!

Polis engellemesi, YOK!
Serkan Öz-Orkun Özeller-Sinan Meydan-Erdem Atay-Çiğdem Bayraktar Ör-Nasuh Mahruki-Selim Erdoğan-Eray Çelebi-Engin Balım, Anıtkabir Tandoğan Kapısından Aslanlı Yola doğru Kolkola yürüyoruz. Arkamızdan insan seli geliyor. Bir Polis, ağlayarak yanıma geldi ve “Allah sizlerden razı olsun. Bugün meslek hayatımın en onurlu görevimi yapıyorum” dedi, elimi öptü ve görevine döndü!

Aziz Türk Milleti;
27 Aralık 2025 Cumartesi günü, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106. Yılı idi.
Bir 29 Ekim değildi, bir 10 Kasım da değildi! Sadece sosyal medyadan bir çağrı yapılmıştı!

Bu çağrıda denildi ki;
“Türk Bayrağı ve Türk Milleti adı altında yaşamaktan mutlu isen, Cumhuriyetimizi ve kazanılmış haklarımızı kaybetmek istemiyorsan, Devlet ve Millet düşmanlarının ülkemizi AKP-MHP-DEM desteğiyle parçalamalarını istemiyorsan, bayrağını al ve Atamızın yanına gel!”

Ve, on binlerce Atatürkçü, çok soğuk bir havada, zor şartlarda yolculuk yaparak Anıtkabir’e koştu.

Anıtkabir’de, şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım yüzlerce insanla konuştum. Yıllara dayanan tecrübeme göre; Türk Milleti, KADERİNE EL KOYMAYA KARAR VERMİŞ. Elbette ki bu ÇOBAN ATEŞİNİ yakan bizler bu ateşi büyüteceğiz ve tüm ülke sathına yayacağız.

Türk Milletini soyanlar, insanları açlığa yoksulluğa mahkum edenler, 54 Bin insanımızın hayatını çalan Bölücübaşını serbest bırakmayı düşünenler ve akıllarını Küresel Çetenin emrine verenler, çok yakında büyük hüsran yaşayacaklar. Önümüzdeki günlerde, Türk Milletinin tümünü ayağa kaldıracak yeni eylemlere hazır olun ve bizleri takibe devam edin.
İnşallah, son toplantımızı KAÇAK SARAYDA yapmak zorunda kalmayız.
İsteğimiz, iktidar değişiminin, Anayasal çerçevede ve demokratik usullerle gerçekleşmesidir. Türk Milletine de bu yakışır…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ve TÜM TÜRKİYEYİ KUCAKLAYANA…

Sağlık ve başarı dileklerimizle 28 Aralık 2025
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı

KIZLARI DA YAKARLAR BE EVLAT!

Bir genç okurum annesine şunu soruyor;
“Kâğıt, tahta, kömür hatta orman yanar da çocuklar da yanar mı anne?”

Yakarlar evlat, yakarlar. Hele kız çocuğu iseler, bu ülkede daha kolay yakarlar!
Bak sana ne anlatacağım;
Sözde demokratların, aydınların, çağdaş geçinenlerin “antidemokratik” buldukları için yerden yere vurdukları 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu toplantısının en önemli iki kararı şunlar idi!
-Türkiye’de çeşitli tarikat ve cemaatlere ait denetimsiz Kaçak Kur’an Kurslarının tamamının Anayasanın 174. Maddesi ve 430-671-677-743-1288-1353-2590-2596 sayılı kanunlar gereğince Millî Eğitim Bakanlığı denetimine bırakılmasına karar verilmiştir. Kurslar bundan böyle, Millî Eğitim Bakanlığı izni ile uzman din görevlilerinin denetiminde açılabilecektir. Konu Kaymakamlar tarafından titizlikle takip edilecektir.
-Kurban Derisi toplama yetkisi sadece Türk Hava Kurumuna verilmiştir…

İşte bu iki madde, şeriat özlemcisi tarikat ve cemaatlerin tahrikleriyle sözde demokrat ve liberallerin desteği ile de bir nefret kampanyasına dönüştürüldü. Bilmeden fikir sahibi olan herkes bu sapıkların peşine takıldı. Onlar demokrat, bu kararları alanlar ise diktatör ilan edildi!
Kimse binlerce kaçak kurslarda, ehliyetsiz-cahil elemanlar tarafından beyinleri ve vücutları saldırıya uğrayan küçücük çocukları ve zavallı ailelerini düşünmedi. Devletin, Anayasa emriyle aldığı “vatandaşlarını koruma yükümlülüğü” gözardı edildi.

Halbuki bu iki kararla, devlet hem “vatandaşlarını koruma” görevini yerine getiriyor, hem de illegal kuruluşlar olan tarikat ve cemaatlerin militan ve para kaynaklarına büyük darbe indirmiş oluyordu…

AKP; 2002 yılından sonra tüm kaçak kursları serbest bıraktığı gibi, bir yasayla kaçak kurs açmanın hapis cezasını da kaldırdı…

Bugün 10 BİN’den fazla kaçak kurs, Türkiye’nin köyünde-beldesinde-mahallesinde-ilçesinde- ilinde zehir saçmaya devam ediyor! Hem Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı, IŞİD sempatizanı militanlar yetiştiriliyor, hem de küçücük çocuklarımız tecavüze, istismara uğruyorlar!

Bak evlat;
AKP İktidarında çok yerde olduğu gibi, Konya-Taşkent ilçesinde bu kaçak kursların baraka gibi binalarında 17 kız çocuğu yanarak öldü! Yanarak ölen çocukların ana-babalarından bir tanesi bile şikayetçi olmadı!
Üstelik; “Çocuklarımız cennete gittiler, bize de orada yer ayırtacaklar” dediler!
Kendi evladının ölümünü dahi “Cennete bedava giriş bedeli” olarak gören bu zavallıların hangi partiye oy verdiğini herhalde tahmin ediyorsundur, değil mi?
Adana-Aladağ da yanarak ölen çocuklarımızın, can verdikleri yurdun da bir tarikat yurdu olduğu, bu yazılanları doğrulamıyor mu?
Peki, şu anda Doğu Anadolu’nun dağ köylerindeki kaçak yurtlarda neler olduğunu kim bilebilir?

Peki, ne yapmalıyız diye soracak olursan;
Atatürk ne yaptıysa onu yapacağız. Cahillikle-yobazlıkla-fakirlikle yılmadan mücadele edeceğiz. Nefesimiz tükenene kadar mücadele edeceğiz.
Nefesi tükenenin yerine gençler çalışmaya devam edecekler. Ya bu karanlık yırtılacak ya da, bu orta çağ karanlığı bizi yutacak…

Not;
Yazılar için Pazartesi gününe kadar izin rica ediyorum.
26 Aralık Cuma günü İl-İlçe Başkanları ve GİK Üyeleriyle toplantımız var.
27 Aralık’ta ise bayramımız var. Ülkemizin her yerinden gelen arkadaşlarımız ile,
Atatürk’ü ziyaret edeceğiz. Oradan itirazımızı Türkiye’ye haykıracağız. Bekliyoruz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Aralık 2025
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı

Exit mobile version