Cezmi ORKUN yazdı: İBİŞLİK VERGİSİ!..

Minimalist Breaking News YouTube Thumbnail

Değerli okurlar, ABD ve İsrail’in İran’a savaş açması, tüm ülkelerin ihtiyacı olan petrol ve doğalgaz temininde zorluklara sebep olmuştur. Petrol depolama imkanı olan ülkeler dışında ki, Türkiye’nin de içinde yer aldığı ülkeler doğal olarak petrol fiyatları artışından etkilenmektedir. AKP iktidarı ise alışkanlığı gereği petrol fiyatlarında artışı bahane ederek akaryakıt başta olmak üzere tüm ürünlere sürekli zam yapmaya devam ediyor. Akaryakıta yapılan zamlar haliyle tüm mal ve hizmetlerde fiyat artışlarına sebep oluyor. Enflasyon oranını belirlemede esas alınan TÜİK verileri ise tam tersi kağıt üzerinde gerçek enflasyon oranını maniple ederek vergi yükü altında ezilen halkın daha çok yoksullaşmasının önünü açıyor. Saray ve eşrafı ise bu gerçeği görmez, duymaz şen şakrak iktidarının keyfini çıkarmaya devam eder.  

Fıkra bu ya; Ülkenin birinde, sarayın har vurup harman savurmasından, lüks ve şatafatlı yaşamın devamı için hangarı uçaklarla, garajı makam araçlarıyla doldurmayı itibar sanan padişah kasanın boşalması üzerine hazine sorumlusunu çağırarak “kasa boşaldı paraya ihtiyaç var ne yapacağız” diye sorar. Hazine sorumlusu “yine halktan vergi toplayacağız” cevabını verir. Bunun üzerine padişah hem üzgün hem de kızgın bir tavırla “vergi koymadığımız bir şey mi kaldı kardeşim. Ota da boka da vergi koyduk. Bulun o zaman vergi koymadığımız bir şey!” diye cevap verir.

Hazine sorumlusu düşünür taşınır epey sonra buldum padişahım  “Adı ibiş, başı kel, pazarda horoz satan ve kılıbık olanlardan” bunların her biri için 50 lira alalım! Der. Padişah tamam der ve uygulansın emrini verir. Uzak köyün birinde yaşayan ve bu durumdan haberi olmayan ibiş efendi evin ihtiyaçlarını karşılamak ve karısına bir çift ayakkabı almak için kümesten çilli horozunu alır ve pazarda satmak üzere yola koyulur. Sonunda horozunu 200 liraya satar. Bunun mutluluğu ile pazardan çıkarken, vergi memurları “horozunu sattın” değil mi? diye sorar evet cevabı üzerine “ver 50 lira horoz vergisini” der. İbiş “horoz satmanın vergisi mi olur” demiş vergi memuruna.

Verirsin vermezsin tartışmasını izleyen kalabalıktan biri “ibiş efendi ver 50 lirayı bunlardan kurtulamazsın” diye seslenir. Vergi memuru “senin adın ibiş… ibişlik vergisiyle borcun 100 lira oldu” der. Bu ne yahu “ibişlik vergisi mi olur” der ve kaçmaya çalışır. Bu esnada başındaki şapka düşer ve ibişin kel olduğu ortaya çıkar. İbişi yakalayan vergi memuru “senin başın da kel, kellik vergisiyle borcun 150 lira oldu” dediğinde, ibiş memura yalvarmaya başlar “yapma memur bey, ben bu parayı verirsem evde karıma ne derim. Bu durumu ona nasıl anlatırım. Beni eve dahi almaz” dediğinde, memur bu kez üzüntülü ve sıkıntılı bir sesle son darbeyi vurur. “İbiş sen birde kılıbık çıktın borcun kılıbıklık vergisiyle toplamda 200 lira oldu.”  Der. İbiş mi? empati yapın…

Kıssadan hisse değerli okurlar. Gelelim ülkemize, ülkemizde halkımız ile iktidar yönetimi arasında böyle bir anlayışın olması mümkün mü? Bizde, bindirilmiş vergiler (yani vergiden vergi almak) nedeniyle yeni vergi(ibişlik vergisi gibi) kaynağı bulma kaygısı yok elbette. AKP iktidarının vergilendirme anlayışında tütün ve alkollü içecekler ile lüks tüketim ürünlerine(Pırlanta için bu oran sıfır) yüksek, diğer ürünlerde daha düşük! Olan bir oran var. Öyle ki, bildiğiniz üzere geçen hafta TBMM’de ÖTV oranlarının yeni değerleri kabul edildi. Bu teklifin görüşülmesi öncesinde AKP yetkilileri “değerli taşlardan pırlantanın ÖTV’sini arttıracaklarını” ifade etmelerine rağmen TBMM’de pırlantadan alınacak ÖTV oranı AKP ve MHP oylarıyla tekrar sıfırlanmıştır. Amaç ne mi? açlıkla mücadele eden halkın pırlanta alabilmesini sağlamak için mi? daha önce  de AKP yönetimince arttırılan yurt dışı harç ücretleri eleştirileri için “Parası olan yurt dışına çıkıyor, bunu da ödesinler” ifadesiyle cevap verdiklerine şahit olmuştuk.

Değerli okurlar, bütçe açığını büyük oranda karşılayan ürünlere baktığımızda,  tütünde net fiyatın yaklaşık %63’ü, alkollü içeceklerde ise %70’in üzerindeki kısmı, otomobillerde %50’si doğrudan ÖTV olarak aktarıldığını, ancak parası olanların pırlanta alım satımından devletin kazancının sıfır olduğu görülmekte. Ama AKP yönetimi sözde vergi artışlarına “halkın sağlığı ve çevreye olan hassasiyet” bahanesini gerekçe olarak ortaya koymaktadır. Sevsinler sizin gerekçenizi…Oysa, Tek gerçek; bütçe açığını büyük oranda, motorlu araçlar yanında tütün ve alkollü içecekler için harcama yapan ayyaşlar! ile “KEL, KILIBIK VE YOKSUL İBİŞLER” kapatmaktadır. Bu konuya birde DOĞRU PARTİ Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu’nun aydınlatan penceresinden bakalım;


Türkiye’de 2024 rakamlarına göre 1.165.695 Kurumlar Vergisi mükellefi var. Kurumlar Vergisini “Sermaye Şirketleri Anonim-Limited-Sermayesi paylara bölünmüş Komandit şirketler/Kooperatifler /İktisadi Kamu Kuruluşları” öder. 2025’te bunların beklenen ödeme 1 Trilyon 636,77 Milyar TL idi. Ne kadarı gerçekleşmiş? Yaklaşık %81 kadarı! Yani, 932 Milyar TL. İngiliz Mr. Shimshek, dikkat et, Allah’ın sopası şimdi kafanıza inecek. AKP, her içki ve sigara içene AYYAŞ-ALKOLİK dediğine göre, 2025’te AKP ayyaşlardan (içki ve sigara ) ne kadar ÖTV ve KDV bekliyor? 626,3 Milyar TL MTV (Motorlu Taşıt Vergisi) olarak beklenen ise 126,5 Milyar TL. Vergi Gelirlerimizin tamamında, Gelir ve Kurumlar Vergisi gibi kazanç üzerinden alınan (Dolaysız) vergilerin toplam payı yaklaşık %31 seviyesindedir. Dolaylı Vergilerin (Ayyaşların) payı ise %69 civarındadır. Yaa, düştünüz mü ayyaşların eline ey Süslüman AKP? İşte Allah’ın sopası budur. Seni ayyaşların eline muhtaç eder…Sahi değerli okurlar, bu vergilerin “İBİŞLİK VERGİSİNDEN” farkı var mı?                6.Nisan.2026

Selam ve saygılarımla        

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Exit mobile version