BM Genel Sekreteri Guterres: İran’ın bombalanması ve misilleme saldırıları ‘uluslararası barış ve güvenliğe ciddi tehdit’

guterres-sc-iran

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Orta Doğu’da çatışmaların daha fazla tırmanmasını önlemek için “her türlü çabanın gösterilmesi gerektiğini” vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, 28 Şubat’ta BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırıları ile Tahran’ın bölgedeki çeşitli ülkelere yönelik misillemelerinin ardından, Orta Doğu’da çatışmaların daha fazla tırmanmasını önlemek için “her türlü çabanın gösterilmesi gerektiğini” vurguladı.

António Guterres, gün içinde yaşananları uluslararası barış ve güvenlik için ciddi bir tehdit olarak nitelendirerek, uluslararası toplumu birleşmeye ve tüm bölgeyi “uçurumun kenarından geri çekmeye” çağırdı.

Guterres, BM Antlaşması’nın (BM Şartı) ikinci maddesinin tüm üye devletlerin “uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinden ya da güç kullanımından kaçınmasını” öngördüğünü hatırlatarak, uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuka her zaman saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

BM Genel Sekreteri, Orta Doğu’daki birçok ülkeyi içine çeken askeri eylemlerin, “dünyanın en kırılgan bölgesinde kimsenin kontrol edemeyeceği bir olaylar zincirini ateşleme riski taşıdığını” ifade etti.

‘Müzakere masasına dönün’

Genel Sekreter, kalıcı barışın ancak gerçek diyalog ve müzakereler de dahil olmak üzere barışçıl yollarla sağlanabileceğini yineledi ve İsrail ile ABD’nin ortak askeri operasyonunun, Umman’ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı görüşmelerin ardından gerçekleştiğini belirterek bunun diplomasi için bir fırsatın “heba edilmesi” anlamına geldiğini söyledi.

Gerilimin azaltılması ve çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunan Guterres, özellikle İran’ın nükleer programının geleceği konusunda tüm tarafları acilen müzakere masasına dönmeye davet etti.

“Bütün üye devletleri, BM Şartı da dahil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine sıkı sıkıya uymaya, uluslararası insani hukuk çerçevesinde sivilleri korumaya ve nükleer güvenliği sağlamaya çağırıyorum,” dedi.

Fransa: ‘İran uluslararası yükümlülüklerine uymalı’

Fransa temsilcisi Jérôme Bonnafont, İran’ın uluslararası yükümlülüklerine uyması gerektiğini belirterek, uluslararası hukuka bağlılığın “bölgede ve dünyada uzun vadeli güvenliğin şartı” olduğunu vurguladı.

Bonnafont, İran’ın bir nükleer anlaşmaya varma fırsatını değerlendirmediğini, bunun yerine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini azalttığını söyledi.

Rusya: ‘Bir başka sebepsiz silahlı saldırı’

Rusya’nın BM Daimî Temsilcisi Vassily Nebenzia, ABD ve İsrail’in saldırılarını “BM Şartı ve uluslararası hukukun ihlali niteliğinde, egemen ve bağımsız bir üye devlete karşı bir başka sebepsiz silahlı saldırı” olarak nitelendirdi.

Bu “sorumsuz adımın” bölgede keskin bir tırmanışa yol açtığını belirterek bunu “diplomasiye ihanet” olarak tanımladı.

Çin: İran’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmeli

Çin’in BM Daimî Temsilcisi Fu Cong, ABD ve İsrail’in saldırılarını “pervasız” olarak nitelendirerek, uluslararası anlaşmazlıkların güç tehdidiyle çözülmesini kınadı ve İran’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin “egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi” çağrısında bulundu.

Saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesinden üzüntü duyduğunu ifade eden Fu, tüm tarafları uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve askeri eylemleri derhal durdurmaya çağırdı.

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik görüşmeler sırasında bu saldırıların gerçekleşmesinin “şok edici” olduğunu belirtti.

ABD: ‘Süregelen saldırganlık görmezden gelinemez’

ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Mike Waltz, İran’a yönelik saldırıların; ülkenin balistik füze kapasitesini zayıflatmayı, uluslararası sularda istikrarsızlığa yol açan deniz unsurlarını etkisiz hale getirmeyi ve silahlı gruplara sağlanan desteği kesmeyi amaçladığını söyledi.

Amaçlarının “İran rejiminin asla ve asla dünyayı nükleer silahla tehdit edememesini sağlamak” olduğunu ifade etti.

“Sorumluluk sahibi hiçbir ülke süregelen saldırganlık ve şiddeti görmezden gelemez,” diyen Waltz, İran’ın gelişmiş füze kapasitesi arayışını sürdürmesinin ve diplomatik fırsatlara rağmen nükleer hedeflerinden vazgeçmemesinin “ciddi ve giderek artan bir tehlike” oluşturduğunu belirtti.

Birleşik Krallık: ‘Bölgesel istikrar öncelik’

Şubat ayı Konsey Başkanı olan Birleşik Krallık Daimî Temsilcisi James Kariuki, “Bu Orta Doğu için kırılgan bir an” diyerek, “bölgesel istikrarın öncelik olmaya devam ettiğini” söyledi.

Birleşik Krallık’ın uluslararası hukuka uygun şekilde “koordine bölgesel savunma operasyonları” kapsamında aktif olduğunu belirtti.

“Bölge için güvenlik ve istikrarı sağlayacak en hızlı çözümü görmek istiyoruz,” diyerek İran’a yeni saldırılardan kaçınması ve “kabul edilemez” davranışlarını durdurarak diplomasiye dönüş yolunu açması çağrısında bulundu.

İran: Saldırılar ‘hukuki temelden yoksun’

İran’ın BM Daimî Temsilcisi Emir Said İravani, “Bu sabah ABD rejimi, İsrail rejimiyle birlikte ve koordinasyon içinde, son aylarda ikinci kez İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı sebepsiz ve önceden planlanmış bir saldırı başlatmıştır,” dedi.

“Bu yalnızca bir saldırı değil; bir savaş suçu ve insanlığa karşı suçtur,” diyerek ABD ve İsrail’i büyük şehirlerde sivillerin yaşadığı bölgeleri kasıtlı olarak hedef almakla suçladı.

“Önleyici saldırı” iddiaları ya da “yakın tehdit” gerekçelerinin hukuki, ahlaki ve siyasi açıdan temelsiz olduğunu belirterek, İran’ın barışçıl nükleer programına ilişkin Batılı ülkelerin iddialarını kesin şekilde reddetti.

İsrail: Saldırılar ‘zorunluluktu’

İsrail’in BM Daimî Temsilcisi Danny Danon ise saldırıların “geri dönülemez hale gelmeden önce varoluşsal bir tehdidi durdurmak” amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi.

İsrail’in, uluslararası hukuku hiçe sayarak nükleer silah geliştiren, kendi vatandaşlarını öldüren, muhalefeti bastıran, füze kapasitesini artıran ve bölgedeki milisleri silahlandıran bir rejime karşı başka seçeneği kalmadığını ifade etti.

Danon, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurması ve tam denetime izin vermesi gerektiğini ancak bunu yapmadığını belirtti.

“Bizi köşeye sıkıştıran geri dönülemez bir gerçekliği dayatacak araçları geliştiriyorlardı. Bu, İsrail’in kabul edeceği bir gelecek değildir,” dedi.

Exit mobile version