2021 yılı Nisan ayında 104 Amiralimiz “Montrö Bildirisi” yayınladılar.
Amiraller, Kanal İstanbul’un yapımının, 1936 Montrö Sözleşmesiyle kazanılmış haklarımızı zedeleyeceğini, Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve zekasıyla Türk Milletine armağan ettiği bu stratejik değerin, Katar Şeyhinin üç kuruş parası için heder edilmemesi gerektiğini söylemişlerdi!
CB Erdoğan;
“Bildiri doğrudan vesayetçi bir zihniyetin ürünü ve Milli İradeye (!) yönelik bir tehdittir. Gece yarısı gerçekleştirilen bu eylem, kesinlikle art niyetli bir girişimdir. Montrö Sözleşmesinden çıkma gibi bir niyetimiz yok. Ancak, DAHA İYİSİNİ bulana kadar bu sözleşmeye bağlılığımızı sürdüreceğiz” dedi.
Meral Akşener;
“Emekli Amirallerin canı sıkılmış ve bir araya gelip bir bildiri yayınlamışlar.
Bu bir ZEVZEKLİKTİR. Türkiye bu tür gece yarısı bildirilerden çok çekmiştir!”
Dünyada ve bölgemizde çok önemli stratejik değerdeki DÖRT BOĞAZ var.
HÜRMÜZ BOĞAZI-İSTANBUL BOĞAZI-ÇANAKKALE BOĞAZI VE KIZILDENİZ.
İran, dünyanın en güçlü vurucu gücü olan ABD’ye, Soykırımcı İsrail’in saldırılarına dayanıyor ve mücadele edecek gücü kendinde bulabiliyorsa, bunda en büyük etken HÜRMÜZ BOĞAZIDIR.
Dünya petrol tüketiminin %20’si, küresel LNG ticaretinin %20’si bu boğazdan geçer. Küresel ticaretin değeri ise yaklaşık %10’u Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen akışlara bağlıdır. Taşınan enerjiye bakıldığında ise hayati önem taşıyor. Çünkü gerçek anlamda alternatif bir rota bulunmuyor.
Saldırıların neredeyse birinci ayına yaklaşırken İran, boğazın giriş ve çıkışını kapatarak, ABD ve İSRAİL’in körfezdeki sadık ve zengin elemanlarına ekonomik zarar vererek, bu saldırıların hangi koşullarda biteceğine dair çok önemli bir kozu eline geçirdi. Saldırıları başlatan ABD ve İSRAİL oldu ama, istediği koşullarda sonlandıracak İRAN’DIR…
Siz bakmayın tarih bilmez, Cumhuriyetin değerini, Atatürk’ün kıymetini anlayamayan sözde siyasetçilere. Onlar Türk Milletinin parasını çalıp, o parayla yine millete efelenirler. Cahil, siyasal ümmetçi tarikat şeyhlerine taparlar, utanmadan Türk Ordusunun pırıl-pırıl Komutanlarına tuzak kurarlar.
Peki, bizim elimizde ne var? Dünyanın en stratejik boğazlarımız ve tamamen Atatürk’ün zekasının eseri olan Montrö Sözleşmemiz var.
Türk Devletinin tamamen kontrolünde olan Boğazlar, Montrö sayesinde bize olağanüstü stratejik üstünlük sağlar. Karadeniz ülkeleri için tek deniz yoludur. Boğazlarımız, alternatif güzergahı olmayan bir değerdir. Aynı zamanda gıda ve enerji ihracatının kontrolünün bizim elimizde kalmasını sağlar. Boğazdan yılda 40 BİN gemi geçer. Bu gemiler yılda 15 Milyon Ton TAHIL, yaklaşık 3 Milyon varil petrol ve petrol ürünleri taşınması demektir.
Montrö Sözleşmesi sayesinde Türkiye, NATO ve RUSYA arasında denge politikası yürütecek TEK ÜLKE olma avantajını korumaktadır.
CB Erdoğan, Montrö Sözleşmesinin daha iyisini buluncaya kadar, anlaşmaya bağlı kalacağını söylüyor. Mevcudu muhafaza etsin o Türk Milletine yeter!
Akşener’de bir parça utanma kaldıysa, o 104 Amiral’den özür dilemelidir.
Not;
Kendisini ilgi ve takdirlerimle takip ettiğim dostum Sayın İlay Aksoy’a çok teşekkür ederim. Kendisinin You Tube kanalını izlemenizi öneririm.
Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
MHP’YE OY VERENLER !
Çoğunuz şu an “Ellerimiz kırılsaydı da oy vermeseydik” diyorsunuz.
Bu dua geçmiş zamana yönelik olduğu için tutmaz, yani elleriniz filan kırılmaz! Duayı şöyle güncelleyeceksiniz;
“Bir daha MHP’ye oy verirsek, ellerimiz kırılsın”…
Bu yazıyı Genel Başkanınız ve Milletvekillerinize hitaben yazacaktım.
Fakat onların Türk Devleti-Türk Milletinin geleceği ile bir endişeleri olmadığını defalarca gördüğüm için, boşa yazmak istemedim.
Sizleri, düşünce yapınız olan Türk Milliyetçiliğine değer verme ilkenizden biliyor, tanıyorum. DEM’in isteklerinin yerine getirilmesine rızanız var mı? Lütfen düşünür müsünüz? Bu vatan hepimizin. Sizlerin çocuklarınızın ve torunlarınızın yaşayacağı topraklar burası!
Önce ABD Ankara Büyükelçisi, sonra DEM Parti Eşbaşkanı Tuncay Bakırhan konuştu ve “Kürtler Ne İstiyor” sorusuna yanıt verdi;
1)Kürtler Türkiye’de kimliğin tanınmasını istiyor.
2)Kürtler Anadilde Eğitim istiyor.
3)Kürtler, Öcalan’ın serbest bırakılmasını ve bir statüsü olmasını istiyor.
4)Kürtler, Eşit Yurttaşlık istiyor.
5)Kürtler, Yerel Demokrasi istiyor.
6)Cezaevlerindekilerin derhal özgür bırakılmasını istiyor.
Taleplerine gerekçe olarak da; “Cumhuriyet kurulurken Kürtler vardı. Çanakkale’de, Urfa’da, Kurtuluş Savaşında Türkiye’nin dört yanında Kürtler vardı. Bedel ödedik” diyorlar. Aşağıdaki linki lütfen izler misiniz?
https://youtu.be/xvGGB3Ph5F4?si=PJtTjni_0PpbmSbT
Türk Devletinin sınırlarının her karışı kanla çizilmiştir. Bu vatanı sahiplenen herkes, yeri geldiğinde elbette savaşacaktır. Vatan uğruna yapılan mücadele için, milletten bedel istemek çok çirkin davranıştır. Vatanın bekçisi misiniz,
yoksa ücretli muhafız mısınız?
Bizce bu taleplerin dile getirilmesi bile, hem de tehdit diliyle dayatılmaya kalkışılması, “Birarada yaşayamayız, Bizi koruyan, silahlandıran Emperyal Devletler, ABD-İSRAİL emir verdiğinde, 4 ülkedeki parçaları birleştirip, bölgede 2’nci İsrail gibi çalışacak Kürdistan’ı kuracağız” demektir.
ABD-İSRAİL ve herkesin kafasına dank edecek gerçek şudur.
T. C. Devleti bir ULUS DEVLETTİR ve ÜNİTER Yapıya sahiptir. Türkiye bir ve bütündür. Kimse bölemez. Yapılması gereken, ülkemizde yaşayan herkes için “Demokrasimizi, Gelişmiş Ülkeler düzeyine çıkarmak” olmalıdır.
O zaman bu sıkıntıların hepsi son bulur. Allah herkese akıl vermiş!
Emlak zengini Adalet Bakanı; Karun abinize fazla güvenmeyiniz!
Özgür Özel’in iddialarını unutturmaya çalışmayınız.
Her gün yıpranıyorsunuz, makamınızı da yıpratıyorsunuz. Dünyaya rezil oluyorsunuz. Lüksemburg’daki YAT FUARINA gitmedim dediniz, yalan çıktı! Aşağıdaki linke tıklayan, bu konudaki gerçeği görecektir.
https://youtu.be/y-seMhJ-6Dc?si=St_j-CI99rCNlzp6
Darbeler, ihtilaller, Bakanlıklar, Cezaevi, İşkenceler görmüş bir büyüğünüz olarak sizden ricam, ya gerçekleri açıklayın, ya da tüm ekibinizle birlikte istifa edin…
Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
YENİ YARGI SULTANIMIZ
Adalet Bakanı Gürlek, dört “Bakan Yardımcısı”, yirmi iki Bakanlık üst düzey
görevlisini değiştirdi. Bu, Cumhuriyet Döneminde ilk defa olmaktadır.
Çok yakında, özellikle Büyük Şehirlerdeki kritik Mahkeme Başkanlarının da değişeceği, hepsinin yerine Gürlek’in ekip elemanlarının ve AKP’de görev yapmış, mülakat ile Savcı-Yargıç yapılmış tetikçilerin getirileceğini göreceğiz. Sanki AKP yeni iktidar olmuş, yirmi dört yıldır Erdoğan ülkeyi yönetmiyormuş, gibi! Bakan, kendinde öyle bir güç topluyor ki, isterse tüm AKP’li Bakan-MV’ni tutuklayabilir!
Demokratik Hukuk Devletinde “Adalet Bakanının mal varlığına ilişkin usulsüzlük iddiaları karşısında, Medyanın/Baroların/Yargıtay-Danıştay-Sayıştay Yüksek Yargıçlarının suskun kalmaları, görmezden gelmeleri, “Normal” bir durum olarak değil, “Hukuk Güvenliği” açısından ciddi bir sorun olarak değerlendirilmelidir.
Medya’nın tavrına bakarsanız, özellikle “Anadolu Ajansı-Demirören Ajansı-İhlas Haber Ajansı” olayı yok saydılar! Havuz Medyası ise gözleri olmadığı için doğal olarak görmedi! Sözde muhalif kanallar ise, sadece ilk gün olayı aktardılar. Sonra, iddia edilen mülklerle ilgili ne bir araştırma, ne bir inceleme, fotoğraf vs göremedik!
Barolar, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre “Hukukun üstünlüğünü ve İnsan Haklarını savunmak ve korumak” zorundadır. Adalet Bakanlığının, Yargının ilginç ilişkileri olan bir grubun tamamen hakimiyetine geçmesi, Türkiye Barolar Birliğini hiç mi ilgilendirmez?
Yüksek Yargı mensubu Yargıçlar, böyle çirkin olay için “Suskun Kalmanın” kamuoyunda bu usulsüzlüklerin “Normal karşılanması” kötülüğüne yol açacağını bilmezler mi? Çocukları bu ülkede yaşamayacaklar mı?
Gelelim siyasetin suskunluğuna!
Sizlere defalarca yazdım, uyarmaya çalıştım. Türk Siyaseti çok kirlendi. Elbette siyasetçiler de kirlendi. Siyasetin itibarı Türk Milleti nezdinde, yerlerde sürünmektedir.
Peki, bu rezillikten çıkabilmek için “Siyaset yoluyla Demokratik Halk Hareketinden” başka yol var mıdır? Kirlenmiş insanlarla mı DOĞRU SİYASETİ kuracağız? Türk Milleti olarak bu çürümüş, halkını soyan ve soyulmasına göz yuman Küresel Çete elemanlarının tamamını sandığa gömmezsek, başaramayız.
Cumhur İttifakını oluşturan altı partinin, Organize Suç Çetesi gibi çalıştığını, dipten tepeye yolsuzluk çamuruna bulaştığını, halkı soyduğunu bilmeyen var mı? Bunlardan hayırlı bir iş bekleyen, “Sağırın, Dilsizden duyduklarını köre anlatmasını” beklemekle eşdeğerdir.
Aziz Türk Milleti;
İYİ Parti- Zafer Partisi-Saadet Partisi-Anahtar Parti Genel Başkanları,
Adalet Bakanının YOLSUZLUK iddiaları karşısında neden konuşamadıklarını hiç düşünmediniz mi? Neden korkuyorlar? Saray ile ilişkilerini bozmak mı istemezler?
Peki, teşkilatlanmasını tamamlayan, Haziran ayında BÜYÜK KONGRESİNİ yapacak olan DOĞRU Parti, neden hiç korkmadan konuşabiliyor?
Neden tüm hırsızlıkların-ihanetlerin üzerine gidebiliyor? Bunu da lütfen düşünür ve değerlendirir misiniz? Zahmet olmazsa…
Sağlık ve başarı dileklerimle 22 Mart 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
