UKRAYNA’NIN İŞGALİ GİRİŞİMİNDE GELİNEN NOKTA: PUTİN’İN AÇMAZI, RUSYA’NIN ÇIKMAZI

0
589

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi 46. gününde. Ukrayna’dan gelen bilgiler Rus ordusunun hem harbin siyasi hedefi hem de askeri açıdan iyi hesaplanmamış işgal girişiminin tam anlamıyla bir başarısızlık olduğunu göstermektedir.

Rus ordusunun Kiev’i işgal için görevlendirilen ve iyi teçhiz edilmiş zırhlı birliklerinin, Ukrayna ordusu ve halkının büyük direnişi ve bu direnişle birlikte özellikle batıdan sağlanan askeri malzeme desteğinin de katkısıyla büyük ölçüde imha edilmesi sonucu harekâtın hedefi ve boyutunun değiştiği gözlenmektedir.

Kiev bölgesinden kurtulabilen Rus birliklerinin bir kısmı Belarus’a çekilmiştir. Yine Kiev bölgesi için hazırlanan ikinci kademe birliklerinin ise Ukrayna doğusundaki Donbas bölgesine yöneldiği bilgisi alınmaktadır. Ukrayna ordusu ilk saldırıları püskürtmüş, işgal edilen topraklarının önemli bir bölümünü, özellikle Dinyeper nehri batısındakilerin tamamını geri almıştır. Rusya, Ukrayna birliklerinin büyük direnişi nedeniyle kendi sınırlarına bitişik olmasına rağmen Donbas bölgesinin hemen kuzey ve güneyinde bulunan şehirleri dahi işgal edememiştir. Rusya ile sınır olan kuzeydeki Chernihiv ve Sumy tamamen Ukrayna birlikleri kontrolüne geçmiştir. Harkov (Kharkiv) büyük ölçüde Ukrayna kontrolünde olup, çatışmalar devam etmektedir. Rus yanlılarının çoğunlukta olduğu Donbas bölgesindeki Luhansk ve Donetsk’te de halen Rus birlikleri tam kontrolü sağlayamamıştır. Luhansk’da sokak çatışmalarının halen devam ettiği, Donetsk’te ise Rusların bombardımana devam ettiği, Ukrayna birliklerinin ve yerel milis güçlerinin ise direnişe devam ettiği bilgisi alınmıştır. Yani Rusya en güçlü olduğu Donbas bölgesini dahi halen tam olarak ele geçirememiştir. Buna karşın Putin’in halkının tüm dünya ile iletişimini kestiği, internet erişiminin olmadığı, Rus medyasının ise Donbas bölgesinin tümüyle Rus birliklerinin kontrolü altında olduğu haberlerini yaydığı belirtilmektedir. Yani Putin işgalin başarısız olduğunu medyayı kontrol altında tutarak halkından gizlemektedir. Rusya; karşı taarruz için hazırlanan Ukrayna ordusunun yeterli silah gücüne kavuştuktan sonra Donbas bölgesini işgalden kurtarmak için hazırlandığını bildiğinden, bu bölgedeki işgal kuvvetlerini takviye etmek üzere Kiev bölgesinden kurtardığı ve ikinci kademe olarak toparladığı birliklerini Donbas bölgesine doğru hızla intikal ettirmektedir. Amacı, asgari olarak bu bölgeleri elde tutabilmek ve Putin’in harekâtın başında açıkladığı Donbas bölgesindeki Rus çoğunluğun korunmasını, gerçekte ise bu bölgedeki başta büyük ölçüdeki kömür madenleri ile diğer zengin yeraltı kaynaklarının kontrolünü sağlamaktır. Ukrayna ise başlatacağı taarruzda bu bölgede çok kanlı çatışmaların gerçekleşeceğini bildiğinden, Luhansk ve Donetsk’teki sivil vatandaşlarına bölgenin dışına çıkmaları çağrısını yapmıştır.

Güneyde Karadeniz kıyısında ise durum diğer bölgelerden pek farklı değildir. Rusya’nın başlangıçta Kırım bölgesindeki birlikleriyle başlattığı kara harekâtı belli düzeyde başarı sağlamış, önemli ölçüde deniz desteğine rağmen ancak Mariupol kıyı şehrinde kısmen kontrolü sağlayabilmiştir. Ancak bu şehirdeki sivillerin tahliyesindeki sorunlar halen devam etmektedir. Burada kritik olan şehir, Kırım’dan hareket eden Rus birliklerinin kuzeye doğru harekâtı için önemli olan ve Dinyeper nehrini geçerek Kiev’i güneyden kontrol etmek ve Ukrayna’nın batısına yönelerek işgale devam etmek ve en önemlisi de Odessa’yı karadan kuzeyden kuşatmak için kullanılacak olan Herson şehrinin tümüyle Rus birliklerinden temizlenerek Ukrayna’nın tam kontrolü sağlamasıdır. Böylece Ukrayna, yeterli taarruz gücüne ulaştıktan sonra Kırım’ı karadan kontrol eden Herson’u üs olarak kullanıp Kırım’a yönelik bir kara harekâtını başlatabilir. 

Rusya, başta Odessa olmak üzere diğer liman şehirlerine karşı 3 kez amfibi harekât girişiminde bulunmuş, ancak hem hava hem de tam deniz üstünlüğüne rağmen bunu başaramamıştır. Buna karşılık herhangi bir deniz gücü olmayan Ukrayna, Rus savaş ve çıkarma gemilerinin bir kısmını karadan yaptığı ateşlerle imha etmiş, Rus donanmasına hasarlar verdirmiş, çıkarmayı etkisiz hale getirmiştir. Rusya güney cephede de istediği başarıyı elde edememiştir.

Yukarıda özetlediğimiz askeri durum; Rusya’nın hesapsız, beceriksiz ve plansız işgal girişiminin tam bir hüsrana doğru gittiğidir. Batının yaptırımları nedeniyle yaşadığı ve yaşayacağı sorunlar, askeri gücünün önemli ölçüde zafiyete uğraması, özellikle batılı devletlerin Ukrayna’ya sağladığı ve sağlamaya devam ettiği silah ve örtülü birlik desteği (Özellikle başta İngiltere olmak üzere bir kısım ülkelerden özel kuvvet unsurlarının savaş alanında olduğu bilgisi alınmıştır) ve yine dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 20 bin civarındaki profesyonel gönüllü askerlerin de savaşa dâhil olması Rusya’yı önemli ölçüde yıpratacaktır. Hatta cepheden son alınan bilgiler Ukrayna özel kuvvetlerinin Rusya içine ve Rus birliklerinin gerisine sızarak lojistik hatlarını ve tesislerini imha ettiği yönündedir. Bu aşamadan sonra Rusya’nın Ukrayna’yı bütünüyle işgal etmesi artık hayalden öteye gidemeyecektir. Bu nedenle Rusya artık hedefini sadece Donbas bölgesiyle sınırlamış görünmekte olup, bu hedefi elde tutması da zor görülmektedir. Hatta Rusya’nın hem ekonomik, hem de askeri açıdan yıpranması sonucunda, batının da desteğiyle yeterli güce kavuşacak olan Ukrayna’nın Donbas’ı yeniden ele geçirmesinin ötesinde, Kırım’a yönelik bir harekâta başlayabileceği ihtimalini tartışmaya başlayabiliriz.

Bir kez daha vurgulanması gereken en önemli nokta Putin’in ABD’nin büyük tuzağına düştüğüdür. Çarlık Rusyası’nı yeniden kurma hayalleri Ukrayna’da toprağa gömülmüştür. Hatta Rus ordusunun içine düştüğü zafiyet, eski Sovyetler Birliği ülkesi olan Doğu Avrupa’daki ülkeleri de harekete geçirmiş, bu ülkeler Ukrayna’ya açık bir şekilde askeri malzeme desteği verir duruma gelmiştir. Bu ülkelerin bir kısmının NATO üyesi olması Putin’i daha da sıkıştırmakta, yapacağı yanlış bir hareketin sonucunda NATO ülkeleri ile karşı karşıya gelme riskini artırmaktadır. Rusya Ukrayna işgaliyle bir kısım Avrupa ülkelerinde sağladığı güven ve ekonomik ilişkilerini de baltalamış ve onları kaybetmiştir. 74 yıldır NATO’ya üye olmayan İsveç ve Finlandiya bir gün sıranın kendilerine de gelebileceği ihtimaliyle harekete geçerek NATO ile görüşmelere başlamış olup, Finlandiya’nın Mayıs ayı içinde NATO üyeliği için başvuru yapacağı bilgisi alınmıştır. Beyin ölümünden bahsedilen NATO, Rusya’nın bu girişimi ile yeniden dirilmiş ve daha da büyüme eğilimi göstermektedir. Artık NATO üyesi olmasalar dahi Ukrayna ve Gürcistan’ın daha fazla ABD kontrolüne gireceği, adeta NATO üyesi olmadan batının silah ve teçhizatıyla donatılacağını söyleyebiliriz. Tabi bu durum yine ABD’nin kazanç hanesine eklenmiştir. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri askeri harcamalarını artırma kararı almış olup, ABD silah şirketleri bayram etmektedir. 

Putin çok önemli bir hata yaparak, Ukrayna’da şehirlerde savaştırmak için getirdiği, askerlik yerine eşkıyalık zihniyetine sahip bir kısım çeçen çetelerini ve ortadoğudan IŞİD ve PKK terör örgütü mensuplarını kontrol edememiş, onların ve kendi ordusundaki benzer zihniyetteki askerlerin sivil halka yaptığı katliamlarla da soykırımcı durumuna düşmüştür. Bu durum hem ileride kendisinin savaş suçlusu olarak yargılanmasının yolunu açacak, hem de Rusya’yı soykırımcı durumuna düşürecek, ağır tazminatlara mahkûm ettirebilecektir. ABD ve batılı devletlerin kendi bankalarında bulunan ve el koydukları yaklaşık 2 trilyon dolarındaki Rus parasının ve yine batılı bankalarda bulunan Rus Merkez Bankası kaynaklarının yarısının Rusya’ya geri dönüşü olmayabilecek, bu tutarlar savaş tazminatı olarak Ukrayna’nın imarında görevlendirilecek Fransız ve ABD inşaat firmaları ve özellikle ABD silah şirketleri başta olmak üzere İngiliz ve Fransız silah şirketlerinin kasasına girecektir.   

Rusya’nın askeri ve ekonomik açıdan içine düştüğü durum Asya, Ortadoğu ve Afrika coğrafyasında da aleyhine olacaktır. Ukrayna gibi bir kıyı ülkesini ülkeyi büyük deniz üstünlüğü ve çok büyük ölçüdeki kara gücüyle işgal edemeyen, hatta güçlerinin önemli bir bölümünü kaybeden, bu güçlerin devamlılığı için batının teknolojisine muhtaç olan Rusya ne Kazakistan ne de doğusundaki Türk cumhuriyetlerine yönelik bir girişimde bulunmaya da cesaret edemeyecektir. Özellikle Pakistan’ın dünden itibaren ABD’nin kontrolüne girmeye başlaması ve doğudan da ABD tarafından kuşatılması kendisi için iyi sonuçlar doğurmayacaktır. Putin, ABD’nin tuzağına düşerek dünyayı çift kutuplu yapıdan tek kutuplu yapıya çevirme hedefine hizmet etmiştir. ABD’nin Pakistan üzerindeki hâkimiyeti, Asya’da nükleer silahlara da sahip önemli bir askeri gücü kontrol edebilir duruma gelmesi, Rusya’nın olduğu kadar Çin’in de aleyhine olacaktır. ABD’nin Asya’da sıradaki hedefi Hindistan’dır. Eğer Hindistan’ı da kontrol etmeyi başarabilirse, Asya’da İngiltere’nin kaybettiği kontrol ABD’ye geçmeye başlayacaktır. Ayrıca, güya Afganistan’dan çekilen ve orada bulunan diğer 36 ülkenin de çekilmesini sağlayarak kendi yetiştirdiği Taliban’ı Afganistan’a yerleştiren ve halen de 13.000 civarında paralı askerini orada bulundurmaya devam eden ABD, Taliban vasıtasıyla da İran’ı doğudan kuşatmaya ve parçalamaya başlayabilecek, ya da İran’ı kendisine müzahir hale getirecektir. ABD Afganistan’ı Taliban’a boşuna hediye etmemiştir.

Özetle Putin ABD’nin tezgâhına gelmiş, anlamsız, beceriksiz ve sonuç alamayacağı bir işgale girişmiş, hem kendisini, hem ülkesini zora sokmuş, dünyayı tek kutuplu bir yapıya mahkûm etmeye başlamıştır.   Putin ya hatasını anlayıp kendini bu açmazdan bir an önce kurtaracak, ya da Rusya tek adam olarak yarattığı Putin’i bir an önce devreden çıkaramazsa bir çıkmazda kalarak kendi çöküşünü hızlandıracaktır.

10.04.2022

Haydar ATEŞ 

Bir Cevap Yazın