UKRAYNA SAVAŞI’NIN VERDİĞİ DERS: ASKERİ STRATEJİNİN KURALLARI DEĞİŞMEZ

0
594

Ukrayna savaşında 39. güne gelindi. Bu süre boyunca yaptığım değerlendirmelerde vurgulamaya çalıştığım husus, hiçbir devletin küçümsenmemesi, savaşan 2 güçten birinin süper güç olması veya askeri teçhizat açısından çok güçlü olmasının her şey demek olmadığıydı. Bilinen on binlerce yıllık insanlık tarihinde yalnızca 300 yılın savaşsız geçtiğini dikkate alırsak, kalan sürede küçük, bölgesel veya küresel bazda savaşların yaşandığı, her savaşın askeri teknoloji, teşkilatlanma ve taktiklere yenilikler getirdiği, ancak stratejinin temel kurallarının değişmediğiydi.

Ülkeler arasında her savaşı başlatan önemli bir karar vardır: Savaşın siyasi hedefi. Savaşın siyasi hedefini siyasi otorite belirler, tabi belirlenmesinde askeri strateji uzmanlarının katılımı ve görüşleriyle. Bu siyasi direktif olarak verilir. Bundan sonra askerler, bu siyasi hedefi gerçekleştirecek askeri hedefleri belirler, hedeflere yönelik askeri yığınağı yaparlar ve hazır olduklarında da savaşı başlatırlar. Burada kritik olan husus, askeri harekâtın hangi koşullarda, ne zaman başlayacağına askerlerin karar vermesidir.

Ukrayna’ya saldıran Putin’in bu kuralları çokta iyi bilmediğini veya kendisine ve/veya askeri gücüne aşırı güvendiğinden ve en önemlisi de hasmını küçümsediğinden uygulamadığını görüyoruz. Putin’in açıklamalarından harbin siyasi hedefinin Ukrayna’nın mevcut yönetimini devirerek, kendine bağlı bir yönetimi işbaşına getirmek olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim bunu gerçekleştirmek için daha önceki yazılarımda belirttiğim stratejinin temel faktörlerinden kuvvet, zaman ve mekânı çok da dikkate almadan, hızla başlatılan bir askeri harekâtla Ukrayna’ya girdiğini gördük.

Rus birlikleri önce doğuda ve kendisine müzahir grupların yoğun olarak yaşadığı Donbas bölgesine girdi. Burada işi nispeten kolaydı. Çünkü burada yaşayanların başta istihbarat olmak üzere önemli ölçüde desteğini aldı. Karadeniz’deki donanma üstünlüğünü kullanarak sahil kentlerine de eş zamanlı olarak saldırdı. Ancak, siyasi hedefi gerçekleştirecek olan Kiev’in yani başkentin işgaliydi. Ancak burada önemli bir güçlük vardı. Dinyeper nehri Ukrayna’yı kuzeyden güneye ikiye bölen ve çok büyük gemilerin hareketine imkân veren önemli bir engel niteliğindeydi. Bu engeli aşmak için de Belarus topraklarını kullandı. Çünkü Belarus’da kendine bağlı bir yönetimi işbaşına getirmişti. Böylece Kiev’i işgal edebilecek çapta, derinliği 64 kilometre olarak belirtilen bir zırhlı birliği Kiev’in 15 kilometre yakınına kadar getirdi. Artık Ukrayna’yı kolay bir lokma olarak görüp, Zelensky’nin bir an önce ülke dışına kaçmasını ummaya başladı.

Fakat Rusya’nın hesaplayamadığı çok fazla husus vardı. Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olduğu, halkının ülkeyi savunma azim ve iradesi, 2014 yılında Kırım’ın işgali sonrasında Ukrayna ordusunun savunma hazırlıklarını hızlandırdığı ve belki de en önemlisi Kırım’ın işgaline pek ses çıkarmayan başta ABD olmak üzer batılı devletlerin Ukrayna’yı hem siyasi hem de askeri açıdan desteklemeleri, buna karşılık Rusya’yı ekonomik ve siyasi olarak yalnız bırakmaya yönelik yaptırımların hızla uygulamaya geçirilmesi ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Rusya’nın askeri teçhizatını modernleştirmek için kısmen de olsa batılı devletlere olan bağımlılığıydı.

Putin, işgalin öncesinde uluslararası siyasi ortamı hazırlayamamış, olabilecek gelişmeleri görememiştir. Rusya artık siyasi açıdan yalnız bir devlettir. Yalnızca Çin’in bir ölçüde bağımsız kaldığını, en azından yaptırımlara katılmadığını söylemek mümkündür. Çünkü Çin, onlarca yıldır gerek Avrupa ve gerekse Afrika pazarına yönelik önemli hamleler yapmış, Çin’den Avrupa ve Afrika’ya yönelik ulaştırma projelerinin ana sponsoru olmuş, Avrupa pazarını ele geçirmek için çok önemli olan Yunanistan’ın Pire Limanı’nın tüm işletme haklarını satın almış, bir bölümü Türkiye’den geçen Çin-Avrupa demiryolunun sponsorluğunu yapmıştır. Çin; ABD, Avrupa ve Afrika pazarlarını kaybetmemek için sessiz kalmaya devam edecek görünüyor. Nitekim Rusya’ya istediği askeri malzeme ve mühimmat desteğini vermemiştir. Rusya’ya bir önemli darbe de Kazakistan’dan gelmiş, Rusya’nın başlangıçta talep ettiği askeri desteği vermemiştir. Rusya tek askeri desteği belirli ölçüde Çeçenistan’ın başına getirdiği kukla Kadirov’dan alabilmiştir. Nedeni de Rus ordusunun meskûn mahal muharebelerindeki tecrübesizlik ve eğitimsizliğini telafi edebilmektir. Ancak Ukrayna’ya gelen Çeçenler ikiye bölünmüş, bir bölümü Ukrayna saflarında savaşmaya başlamıştır.

Rusya ekonomik açıdan da çok önemli kayıplara uğramıştır. Şu ana kadar görülmemiş ölçüde yaptırımlara maruz kalmış ve kalmaya devam etmektedir. Putin, savaş öncesi stokladığı mali kaynaklarını büyük ölçüde harcamış, bu nedenle de hem halkının hem de sermayeyi kontrol eden oligarkların desteğini önemli ölçüde kaybetmiş görülmektedir. Nitekim işgalin başlangıcında Ukrayna liderini muhatap olarak kabul etmeyen Putin bu konuda geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Rusya’yı geri adım atmaya zorlayan en önemli husus şüphesiz Ukrayna ordusu ve halkının ülkeyi savunma azim ve iradesi, her ne kadar Rus yanlısı diğer ülke lider ve halkları sevmese de Zelensky’nin halkının savaşına ölümüne önderlik etmesidir. Gelinen noktada artık Rus saldırıları durdurulmuştur. Hatta Dinyeper nehri batısında artık bir Rus askeri varlığı kalmamış, buradaki Rus zırhlı birlikleri büyük ölçüde, Kiev yakınlarına indirilen hava indirme birlikleri ise tamamen imha edilmiştir. Kiev işgal tehlikesinden kurtulmuştur. Batının sağladığı başta mali destek ile özellikle modern hava savunma ve tanksavar silahları etkin olarak kullanılmaya başlanmış, Rus hava kuvvetleri ve zırhlı birlikleri önemli ölçüde kayıplar vermiş ve en önemlisi de bu kayıplarını telafi etme gücünü kaybetmeye başlamıştır. İşgalin başlangıcından beri yalnızca Donbas bölgesinde gücünü muhafaza edebilmekte, Donbas bölgesinin hemen kuzeyinde ve Rus sınırındaki Harkov’daki büyük direniş nedeniyle şehri ele geçirememiştir. Yine Donbas bölgesi güneyindeki Mariupol şehrine hem deniz hem karadan kuşatmış, ancak halen şehri ele geçirememiştir. Dahası, şehri savunmak için gerekli hazırlıkları tamamlayan Ukrayna’lılar, öncelikle ailelerinin tahliyesi için uğraşmışlar ve sonunda bunu büyük ölçüde elde etmişlerdir. Artık bu şehirdeki savaşın yüksek yoğunlukta ve büyük bir Ukrayna direnişiyle devam edeceğini söyleyebiliriz. Özetle Putin, savaşı başlatmaya neden olan siyasi hedef olarak Zelensky’yi gönderme hedefini kaybetmemin yanında, yaptığı hatalarla Zelensky’i artık Ukrayna’nın ulusal kahramanı haline getirmiştir.

Ukrayna ordusu ve halkı ülkelerini savunmanın yanında başka hazırlıkları da tamamlama aşamasındadır. Nitekim Belarus üzerinden gelen Rus ordusu lojistik desteğini önce Ukrayna içinde, sonra da Belarus’lu demiryolu çalışanlarının desteğiyle Belarus’tan kesmiştir. Hatta şu anda Ukrayna’da Belarus’lu muhaliflerden oluşan bir güç Rus ordusuna karşı savaşmaktadır. Bu aynı zamanda önemli bir psikolojik avantaj olup, Belarus yönetimi Rusya’ya verdiği destek nedeniyle iç kamuoyunun desteğini kaybetmenin yanında diğer ülkelerinde desteğini kaybetmiş, geleceğinden endişe etmeye başlamıştır. 

Ukrayna, işgal altındaki topraklarını geri almak üzere batıdan başta tank, zırhlı araç ve hava gücü olmak üzere askeri teçhizat talep etmiştir. Bu talebin karşılık gördüğünü, ABD’nin girişimiyle Rus yapımı silah ve teçhizatın Ukrayna’ya verilmek üzere hazırlandığına dair bilgiler alınmaktadır. Ukrayna bu arada çok önemli bir adım daha atmıştır. Büyük çapta zırhlı birliklerden oluşan Rus birliklerinin lojistik destek olmadan harekâtını devam ettirmesi imkânsızdır. Nitekim Rus birliklerinin Ukrayna işgali için lojistik yığınaklanmanın yapıldığı yer Rusya’nın Belgorod şehridir. Bu şehir Ukrayna sınırına 35 kilometre mesafededir. Dün alınan bilgi, Ukrayna’ya ait 2 silahlı helikopterin sınırı geçerek bu şehirdeki akaryakıt depolama tesislerini vurduğu ve şehrin birçok noktasında patlamalar olduğu şeklindedir. Çok sayıda patlamanın, yalnızca 2 helikopter değil, bir kısım Ukrayna özel birliklerinin de bu bölgeye sızdığı ve Rus lojistik tesislerine sabotaj türü eylemlerde bulunduğunu göstermektedir. Başlangıçta ülkelerini savunmak için güçlükler çeken Ukrayna artık sınırı geçerek Rusya içinde operasyon yapar duruma gelmiş, Rus yığınaklanmasını savunmasız yakalamıştır. Bu eylem, Rusya’nın askeri harekâtının her yönüyle iyi planlanmadığının, savaş için önemli bir faktör olan geri bölge emniyetini sağlayamadığının da önemli bir göstergesidir.  Bu girişim halen Ukrayna’da bulunan Rus birliklerini çok zor durumda bırakabilecektir. Zaten lojistik açıdan yaşanan önemli zafiyet, 2-3 gün içinde tamamlanacak hayaliyle başlayan işgalin neredeyse 1,5 aya yaklaşması ve başlangıçtaki hedeflerden çok uzaklaşılması, hatta verilen önemli ölçüde zayiatın ötesinde batılı ülkelerin sağladığı önemli ölçüdeki askeri teçhizat yardımının bu kayıpları artıracağı beklentisi Rus ordusunu teknik ve moral açıdan çok zayıflatacaktır. Zelensky batıdan talep ettiği tank, zırhlı araç ve silah desteğini aldıktan sonra işgal edilen şehirleri geri almak için karşı taarruza başlayabileceğini bir süredir telaffuz etmektedir. Bunu yapacağı şüphesizdir. Başta ABD olmak üzere batılı ülkeler açısından Rusya’yı yıpratmak için bir fırsat doğmuştur. Rusya için Ukrayna artık ikinci bir Afganistan denebilir. Afganistan yenilgisi nasıl Sovyetler Birliği’nin dağılmasına neden olduysa, Ukrayna yenilgisi de Rusya Federasyonu’nun sonunu getirebilecektir. Zaten başta Afrika olmak üzere çok sayıda ülkenin Rusya ile ilişkilerine mesafe koymaya başladığı bilgileri gelmektedir.

Gelişmeler, Rusya’nın Ukrayna işgaline başladığı 24 Şubat 2022 tarihinden beri dikkati çektiğimiz ve başta Rus yanlısı birtakım zevatı memnun etmeyen, hatta belki de hayalperestlik olarak niteleyenlerin görüşlerine karşın, hem Rus hem Ukrayna ordusunu tanıyan, en önemlisi de bu mevsimde Ukrayna harekât alanını yerinde gören ve savaşa tarafsız gözle bakabilen bir askeri strateji uzmanı olarak yaptığımız değerlendirmelerin yerindeliğini ortaya koymaktadır.      

Putin’in artık kabul etmesi gereken bir gerçek vardır: ABD’nin tuzağına düşmüştür. ABD’nin Kırım’ın işgaline sessiz kaldığı gibi Ukrayna’nın işgaline de ses çıkarmayacağını düşünmüş, iyi planlanmamış ve hesaplanmamış bir harekât başlatmış ve yenilmiştir. Bu işgal artık Rusya için sonun başlangıcıdır. ABD istediğini fazlasıyla almış, beyin ölümü gerçekleşti denen NATO tekrar canlanmış, doğu Avrupa’daki eski Sovyetler Birliği ülkeleri dâhil çok sayıda ülke NATO’ya katılmak üzere harekete geçmiş, 74 yıldır NATO’ya katılmayan İsveç ve Finlandiya NATO’yla görüşmelere başlamış, soğuk savaş sonrası askeri gücünü yarı yarıya azaltan ve mevcut birliklerini büyük ölçüde seferde kurulacak statüye getirerek askeri harcamalarını azaltan Almanya bir anda 100 milyar avroluk bir askeri harcama bütçesini uygulamaya koymuş, ABD önemli miktarda askeri malzeme siparişi almış, uzun süreden beri azaltmaya devam ettiği Avrupa’daki askeri gücünü bir anda 100.000’e çıkarmıştır. Artık dünya istenmeyen bir duruma doğru sürüklenmektedir: Tek kutuplu dünya. Rusya doğu Avrupa’da önemli ölçüde güç kaybetmenin yanında Ortadoğu’dan da çekilmek durumunda kalacak, buraları GBOP peşinde koşan ABD’ye bırakabilecektir. Bunun sorumlusu ABD’nin tuzağına düşen, 20 yıldır güç zehirlenmesine kapılan Putin’dir. Putin hem siyasi tarihten hem de askeri tarihten gereken dersi almamanın cezasını çekmektedir. Bundan 2566 yıl önce Çinli general ve ünlü askeri strateji uzmanı Sun Tzu’nun dediği gibi: “Kendini bilip düşmanı anlayamayan veya düşmanı anlasa bile kendini tanımayan gireceği 100 savaşın yarısını kaybeder. Ne düşmanı, ne kendini tanıyan girdiği her savaşta yenilir”.

03.04.2022

Haydar Ateş    

 

Bir Cevap Yazın