UKRAYNA İŞGALİ’NDE GELİNEN NOKTA: PUTİN’İN ÇÖKÜŞÜ

0
393

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi 53. gününde. Ukrayna’dan gelen son bilgiler Rus ordusunun işgalin siyasi hedefini tümüyle kaybettiği, askeri açıdan da en azından elinde kalanları kurtarma yönünde bir telaş içinde olduğu şeklindedir.

Ukrayna’yı işgal için görevlendirilen askeri birlikler, iyi hesaplanmamış, planlanmamış, detaylı hazırlanmamış bir askeri harekâtın başarısızlığı yanında, bir zamanların süper gücünün “Demir Yumruğu” olan Rus Ordusu’nun çöküşünü de temsil ediyor. Tabi bu hüsranın yaşanmasında Putin’in stratejik hatalarının ötesinde, Ukrayna’nın hem halk olarak gösterdiği ulusal direniş, hem de 2014 yılındaki Kırım’ın işgali sonrasında askeri eğitime verilen önem ve Silahlı Kuvvetlerin hazırlıklarını da unutmamak, bu konuda Ukrayna’nın topyekûn seferberliği ve ülkesini savunma azim ve kararlılığını dikkate almak gerekmektedir. 

Gelinen aşamada Putin’in Kiev’i işgal ve Ukrayna’da kendine bağlı kukla bir yönetim kurma düşüncesi artık bir hayalden öteye gidemeyecektir. Bu nedenle elinde kalan tüm gücü kullanarak en azından Donbas bölgesini kontrol edecek şekilde yığınak yapmaya başladığını görüyoruz. 

Ancak, işgalin başlangıcındaki ilk şoku atlatan Ukrayna, kısa süre içinde toparlanıp karşı taarruzlara başlamıştır. Ukrayna’nın, bu harekâta başlarken tespit ettiği Rus ordusunun tüm zayıf yönlerine yönelik kararlı bir operasyon yürüttüğünü görüyoruz. Rus ordusunun şu ana kadar tespit edilen zayıf yönlerinin başında emir-komuta zafiyeti gelmektedir. Bunu tespit eden Ukrayna iyi hazırlanmış ve küçük çapta harekât icra edebilen özel birlikleri ile Rus karargâhlarını ve komutanları hedef almış ve en üst düzey dâhil çok sayıda Rus generali öldürmüştür. Dünya harp tarihinde ve özellikle son 100 yıllık dönemde bu kadar kısa sürede bu sayıda generalin öldürüldüğü bir harekât pek yoktur. General düzeyindeki kayıpların fazlalığında Rus ordusunun iletişim sistemlerinin yetersizliği, komuta-kontrol zafiyeti ve askeri iletişim sisteminin yetersiz kalması sonucu ticari GSM hatlarıyla birlikleri idare etmeye çalışmasının da etkisi büyüktür. 

Rus ordusunun diğer bir zafiyeti de hava ve hava savunma gücüdür. Hava savunma sistemleri uzak mesafeden, yüksek irtifada ve hızla gelen hava hedeflerini tespit edip süratle imha etme kabiliyetindeyken, günümüz harplerine yeni bir boyut katan insansız savaş araçları ve bu kapsamda insansız hava araçlarını (İHA) tespit ve imhada zafiyet göstermektedir. Ukrayna, başta Türkiye’den satın aldığı ve kendisini Karabağ savaşında ispat eden Bayraktar TB2’ler olmak üzere çok sayıda İHA’yı devreye sokarak etkin şekilde kullanmış, silahlı İHA’larla Rus konvoyları, lojistik tesisler ve özellikle S300 hava savunma sistemlerine saldırarak önemli kayıplar verdirmiştir. Bu arada organize olan lise ve üniversite öğrencilerinin dahi eğlence maksadıyla kullandıkları küçük İHA’lara patlayıcı maddeler koymak suretiyle şehirlere giren zırhlı araçlara yönlendirerek önemli ölçüde araca hasar verdirdikleri, bu nedenle meskun mahal muharebelerinde zayıf durumda olan Rus ordusunun zırhlı araçlarla şehirlere girme konusunda önemli tereddüt yaşadıkları bilgisi de alınmıştır.

Ukrayna yine Rus hava kuvvetleri saldırılarına karşı hâkim arazi kesimlerine mevzilenmiş tanksavar silahları dâhil elindeki tüm imkânları etkin şekilde kullanarak önemli sayıda hava aracını imha etmiş ve Rus ordusunu adeta hava desteksiz bırakmıştır. Yalnız tanksavar ve alçak irtifa hava savunma silahlarını kullanarak 80’in üzerinde uçak ve helikopterin imha edildiği bilgisi vardır. Ukrayna’nın son dönemde batı ülkelerinden aldığı hava savunma ve tanksavar silahları ile Rus birliklerine ve hava gücüne daha büyük ölçüde zayiat verdirdiği görülmektedir. Bu silah ve teçhizatın sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Hava savaşlarında, Sovyetler Birliği döneminden beri havacılık eğitim merkezleri ile uçak fabrikalarının ve bakım personelinin Kiev ve civarında olmasının verdiği uzmanlık birikimini ve pilot eğitim becerisini iyi kullanan Ukrayna, zaman zaman 1 savaş uçağı ile aynı özellikte 10 Rus uçağını imha etmeyi başarmıştır. Öyle ki Rusya elindeki en gelişmiş savaş uçağı olan SU-57’yi harekât alanına henüz gönderememiş veya göndermemiştir. Yine dikkati çeken önemli bir olay Rus IL – 76 uçağının düşürülmesidir. Bu uçaklar Rus ordusunda kritik ulaştırma görevleri için kullanılmaktadır. Bu uçakların hava savunma özellikleri de olup, füzelere karşı chaff ve flair aldatıcı mühimmatına ilave olarak kızılötesi koruma sistemleri de olduğu bilinmektedir. Bu uçakları güdümlü uçaksavar füzeleri ile vurmak neredeyse imkânsızdır. Bu uçaklardan birisi Ukrayna tarafından iyi mevzilenmiş bir klasik uçaksavar silahı ile vurulmuş ve alınan bilgiye göre düşen uçakla birlikte Rus özel birliklerinden 100 kişi de hayatını kaybetmiştir.

Ukrayna ordusu harekât alanını iyi tanıması ve zırhlı birliklerden oluşan Rus ordusunun mevsim koşulları nedeniyle yol dışı harekât kısıtlamalarını iyi değerlendirmiş, İHA’lar ve iyi eğitilmiş küçük çaptaki birliklerle konvoylara karadan etkin saldırılar düzenlemiş, yine bu unsurlar içindeki gözetleyiciler vasıtasıyla uzun menzilli topçu ve roket sistemleriyle konvoylara zayiat verdirmiş, yollar üzerindeki köprüleri tahrip ederek Rus konvoylarını adeta hapsettiği yollarda yok etmiştir.

Rus ordusunda görülen önemli bir zafiyette kendine aşırı güvendir. Özellikle harekâtın başlangıcında 2-3 gün içinde Kiev’e girme hedefi ortaya konulmuş, lojistik destekte buna göre hazırlanmıştır. Ancak harekâtın planlandığı gibi gelişmemesi sonucu lojistikte çok önemli sorunlar yaşamış, ana lojistik güzergâhı olan Belarus-Kiev demiryolu Belarus’lu demiryolcular tarafından kullanılmaz hale getirilmiş, Rus birliklerinin Ukrayna işgali için lojistik yığınaklanmanın yapıldığı Ukrayna sınırına 35 kilometre mesafedeki Rusya’nın Belgorod şehrindeki lojistik tesisler ise Ukrayna’ya ait 2 silahlı helikopter ve Rusya’ya sızan özel birlikler vasıtasıyla imha edilmiştir. Lojistiği olmayan ordunun imhası çok kolaydır. Ukrayna ordusu burada çok önemli bir stratejiyi de uygulamıştır. Türk kökenli olan Ukraynalılar harp tarihine Türklerin kazandırdığı Hilal taktiğini burada da uygulamış, Rus birliklerinin hızla ilerlemesi için başlangıçta sınırlardan itibaren güçlü bir direniş göstermemiş, Rus birlikleri de bunu bir başarı zannederek hızla Ukrayna ortalarına ilerlemiş ve lojistik üslerinden oldukça uzaklaşmıştır. Ukrayna ise merkezde hızlı geri çekilme ile Rus birliklerini ülke içine çekmiş, iyi hazırlanmış küçük birliklerle kanatlardan yaptığı operasyonlarla Rus birliklerini imha etmiştir. Hatta Rus ordusu Kiev’e o kadar hızla ilerlemişti ki, bunu önemli bir başarı olarak görüp zafer sarhoşluğuyla hava indirme birliklerini Kiev bölgesindeki birliklerle birleşecek şekilde hemen devreye sokmuş, ancak inen hava indirme birliği diğer Rus birlikleriyle birleşmeyi sağlayamamış, inen birliklerin tamamı Ukrayna ordusu tarafından imha edilmiştir. Ukrayna ordusunun bu manevrası tam anlamıyla Türk Hilal taktiğinin uygulamasıdır.           

Ukrayna, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinin ardından ordusuna çeki düzen vermiş, eğitimini batılı ülkelerden de aldığı destekle geliştirmiş, kendini muhtemel bir Rus işgaline hazırlamış görünmektedir.

Ukrayna, harekâtı deniz kuvvetleri olmadan yürütmeye çalışmasına karşın, kıyılara konuşlandırdığı ateş destek sistemleri ile Rus Karadeniz filosuna önemli zayiat verdirmiş, çıkarma gemilerini imha ederek Odessa bölgesine yapılabilecek bir amfibi harekâtı engellemiştir. En son Rusya’nın Karadeniz filosunun amiral gemisi Moskva gibi çok kritik bir hedefi imha etmiştir. Üstelik gemi Ukrayna kıyılarına yaklaşık 200 kilometre mesafedeyken. Bu dünya harp tarihine geçecek bir olaydır. Kendini her türlü tehdide karşı yüksek düzeyde koruma yeteneğine sahip bu harp gemisinin füze ile vurulması ve füzelerin gemide bulunan çok kademeli koruma sistemini geçerek geminin mühimmat deposunu vurması önemli bir başarıdır. Rus ordusu için bu unutulmaz bir kayıptır, Ukrayna için ise büyük bir moral kaynağıdır.

Rusya şimdi tüm gücüyle işgal etmeye çalıştığı Donbas bölgesi ile Kırım’ı birleştirmeye çalışmakta, bunun için de Donbas bölgesi güneyindeki Mariupol şehrini hem deniz hem karadan kuşatarak ele geçirmeye çalışmaktadır. Eğer Donbas ile Kırım’ı karadan birleştiremezse Kırım’la irtibatı yalnızca deniz yoluyla olacaktır. Dolayısıyla Kırım’a yönelik bir Ukrayna kara harekâtına müdahalesi yalnızca denizden olabilecektir. Bu nedenle Mariıpol’un ele geçirilmesi için tüm gücünü kullanmakta, önemli sayıdaki sivil katliamlarını dâhil gerçekleştirmektedir. 

Ukrayna ise Kiev bölgesindeki Rus birliklerinin imhası ve bir kısmının geri çekilmesi sonucunda, batı ülkelerinden aldığı ve alacağı silah, malzeme ve teçhizatı da kullanarak kara ve hava gücünü hazırlamaktadır. Hazır olduğunda önce Mariupol şehrine taarruz ederek bu bölgeyi Ruslardan temizlemeyi, sonra da muhtemelen Kırım’a yönelik bir harekâtı planlamaktadır. Gelinen aşamada Ukrayna ordusu bunu yapabilecek yetkinliğe sahip olduğunu göstermiş, Rus Karadeniz filosuna yönelik operasyonlarıyla da Rusya’nın Kırım’ı denizden koruma imkânını önemli ölçüde zafiyete uğratmıştır. Zaten imha edilen Rus gemilerinden sonra Rus donanması kolay kolay kıyılara yaklaşamayacaktır. Tabi bu başarıda özellikle batılı ülkelerin Ukrayna’ya sağladığı ve sağlayacağı istihbarat desteği de önemlidir. Rus ordusunun her türlü hareketi anlık olarak keşif uçakları ve/veya uydular vasıtasıyla izlenip Ukrayna’ya aktarılmaktadır. 

Ukrayna’nın yeterli hazırlık sonrası başlatacağı karşı taarruzda Rusya önemli güçlüklerle karşı karşıya kalacaktır. Finlandiya NATO’ya katılma hazırlığı yapmakta olup Mayıs ayı içinde başvuru yapmak üzere hazırlık yaptığını bilgisi alınmıştır. Rusya bu cephedeki unsurlarını çekip Ukrayna’ya kolaylıkla getiremez. Aynı durum Asya cephesi için de geçerlidir. Rusya stratejik açıdan bir iç hat durumunda kalmıştır. Bu durumda kendisine yardım edebilecek güçlü bir ülke bulması zordur. Dolayısıyla uygulanan ekonomik yaptırımlar ve uzun soluklu bir yıpratma savaşı ile zayıf bir duruma düşebilecek, Rusya Federasyonu parçalanabilecektir. Bu savaşın sonu Putin’in çöküşü ve/veya Rusya’nın parçalanmasıyla sonuçlanacaktır. Burada Türkiye açısından tedbir alınacak ve hazırlık yapılabilecek husus Rusya Federasyonu’nun parçalanması sonucu Kafkasya’daki ve Asya’daki Türk devletlerine yönelik planlarını gözden geçirmek, ekonomik, kültürel, askeri işbirliği için hazırlıklı olmaktır.

Türkiye açısından kritik diğer bir konu da Rusya’nın halen Doğu Akdeniz’de bulunan savaş gemileri ve özellikle batan Moskva kruvazörünün yerine geçebilecek 2 kruvazörün Rusya tarafından Karadeniz’e yönlendirilmesi durumunda alacağı tedbirlerdir. Montrö Anlaşması gereği Türkiye boğazları savaş gemilerinin geçişine kapatmıştır. Rusya bu tedbirlere rağmen bu gemilerinin bir kısmını Karadeniz’e göndermek için boğazların önüne getirdiği takdirde ne yapılacaktır? Bu gemiler nasıl önlenecektir? Gemiler vurulacak mıdır? Yoksa NATO üyesi ülke olarak Rusya’nın zoraki bir geçiş eyleminde NATO’dan deniz gücü isteyecek midir? Bu konuların simülasyonunun şimdiden hazırlanması gerekmektedir.

Türkiye açısından diğer bir hususta Suriye cephesidir. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Suriye’de etkinliğini kaybedecek, birliklerini Ukrayna cephesine getirmeye çalışacaktır. Bu durumda Suriye’de hâkim güç olarak ABD ve terörist müttefiki ve taşeronu olan PKK’nın kolu YPG kalacaktır. Türkiye bir an önce Suriye hükümeti ile birlikte çalışmaya başlamalı, Rusya’nın çekilmesinin yaratacağı boşluğu doğru değerlendirerek meydanı ABD’ye ve taşeronlarına bırakmamalı, ABD ve taşeronlarının Suriye’den çıkarılmasını sağlamalı, GBOP projesine gereken darbeyi Suriye ile birlikte vurmalıdır.  

17.04.2022

Haydar ATEŞ 

Bir Cevap Yazın