SİYASİ ŞEREFSİZLİK / SİYASİ CİNAYETLER

0
138

Bademlerin siyaset tarzını bilmeyenler veya menfaatleri gereği unutanlar şimdi haykırıyorlar;
“Duydunuz mu? Erdoğan’ın çocukları vakıfları aracılığıyla, İstanbul Belediyesi AKP’de iken belediye mülklerinin üzerine çökmüşler, aynı yöntemle AKP’li diğer Belediyeleri soymuşlar ve elemanlarını belediyeye yerleştirip, çalışmadan maaş almışlar! Vay be! Bu kadarı da olur mu?”

Ne kadarı olur?
Örneğin, Milli Görüş lideri Erbakan döneminde, “Bosna’ya Yardım” için toplanan milyonlarca dövizin, iç edilip parti yönetimi tarafından şahsi işlerde kullanılması, olur mu? Yeter mi?

Veya Avrupa’da, özellikle Almanya’da çalışan Türk İşçilerini, Camilerde toplayıp “Yatırım Yapıyoruz, Fabrika Kuruyoruz” diye gurbetçilerin dövizlerini almak ve sonra, ne yapalım battık demek, olur mu?

Ya da, Almanya Deniz Feneri e.V adıyla “Asrın Yardım Yolsuzluğunu” yapmak, paranın önemli kısmının AKP eliyle Kanal 7 televizyonunun kurulmasında kullanılması olur mu?

Seçimle işbaşına gelip, her ihaleden avanta almak, kendi milletini soymak, paraları yurtdışına kaçırmak olur mu? Yeter mi?

Bademlerin hepsi aynı tornadan çıkmış kalaslar gibidir. İlk hırsızlıkları
“Cami Yaptırma Dernekleriyle başlar, sırasıyla belediyeler ve hükümetlerine kadar gider. Siz istediğiniz kadar şaşırın, ayıplayın, bunlar ne utanmazlarmış deyin, Bademlerin umurlarında olmaz.
Suratlarına tükürseniz, yarabbi şükür rahmet yağıyor, derler.
Bu siyasi Şerefsizleri iktidardan indirip, yargının önüne çıkarmadan, onlardan kurtulamazsınız. Bunu yapabilmek için siyasetçinin geçmişi temiz olanını, haram yemeyenini, bilgili olanını, cesur olanını, gerçekten yerli ve milli olanını, yani DOĞRU olanını bulup seçmek zorundasınız. Yoksa bu siyasi şerefsizler, Türk Milletinin kökünü kuruturlar, dönüp bakmazlar bile.
Bunlar su içmeden durabilirler, çalmadan duramazlar! Milletin malını, parasını çalanlar, seçimlerde oy çalarlar mı? Üffff, sadece oyları değil, sandıkları bile çalarlar…

SİYASİ CİNAYETLER
Önce Sayın Kılıçdaroğlu, hemen ardından ortağı Sayın Akşener, “Siyasi Cinayetler” olabileceği yönünde duyum aldıklarını söylediler ve haklı olarak siyasi iradenin başı olarak Erdoğan’ı suçladılar! Haksızlar mı? Tamamen haklılar! Mafyanın devlete sokulduğu, FETÖ silahlı terör örgütü ile ortaklık yapıldığı, SADAT’ın-Osmanlı Ocaklarının- Mafya elemanlarının-Suriyeli katillerin- radikal dinci manyakların işbirliğinde olan bir iktidarın olduğu ülkede, her şey olabilir!

Cumhuriyet Savcılığı da, uzun süren kış uykusundan uyanıp iki Genel Başkanı çağırıp, duyumlarının kaynağını soracakmış.

İşte bu noktada biz devreye girip, iki Genel Başkana desteğimizi açıklıyoruz.
Savcılık kendisine gönderilen Kılıçdaroğlu mektubu ile yetinmeyip çağrısını yineleyecektir. Merkez Bankasına giden Kılıçdaroğlu elbette ki Savcılığa da gidecektir. Giderken yanlarında Davutoğlu’nu “Canlı Şahit” olarak götürsünler.
Davutoğlu, AKP döneminde yapılan tüm kanunsuz işleri çok iyi bilecek makamlarda bulundu. “Ben görmedim, duymadım” derse inanmayın ve lütfen beni davet edin. Ben sorayım, o mutlaka yanıt verir!

Örneğin Türk Milleti, Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı sırasında, makam odasında yapılan bir toplantıdaki konuşmaları kapsayan bir ses bandı dinledi;
Davutoğlu, Hakan Fidan, Hulusi Akar ve Feridun Sinirlioğlu konuşuyordu!
Konu Suriye’ye girilmesi idi!
Fidan; “O iş bende. Karşıdan 5-6 füze attırırım Türkiye’ye, hoop ordayız” diyordu! Kim bu Fidan? Türk İstihbarat Kuruluşunun başındaki kişi!

7 Haziran 2015 seçimlerini AKP tek başına iktidar olmayı kaybetti!
7 Haziran-1 Kasım arasında Davutoğlu, Anayasayı çiğneme pahasına, değme dansözleri kıskandıracak derecedeki kıvırtmaları ve “İstikşafi Görüşmeler” adıyla, Kılıçdaroğlu’nun hükümeti kurmak için görevlendirilmesine engel oldu. Bu zaman diliminde ülkede çok sayıda “Siyasi Cinayet” işlendi!
Suruç’ta 33 vatandaşımız katledildi! Ankara Gar Meydanında 103 insanımızın cesetlerinin parçaları torbalarla toplandı. Siyasi Sorumlu Davutoğlu, İdari sorumlu Emniyet Müdürüne soruşturma açılmasını engellediği gibi adamı AKP’den Milletvekili yaptı…

Sözün özü, Davutoğlu bu işleri bilir. Savcı size sorduğunda, siz sözü Davutoğlu’na bırakın, rahat ederseniz?
Amma Savcı size şunu sorarsa; “Sayın Genel Başkanlar, madem Davutoğlu’nu tanıyorsunuz, şimdi neden ortaklık yapıyorsunuz?”
İşte o zaman, duymamazlıktan gelin ve oradan kaçın, yoksa plan ortaya çıkar…

Bir Cevap Yazın