SANATORYUM KORUNMALI SAĞLIK ALANINDA DEĞERLENDİRİLMELİYDİ

0
183

Türkiye’nin ilk salgın hastalık/pandemi hastanesi olarak 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle kurulan ve verem hastalarının tedavi edildiği Heybeliada Sanatoryumu’yla 200 dönümlük arazisi ‘İslami Eğitim Merkezi’ kurulması amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.

CHP’li Umut Oran, 100’ü doktor 250 personeli ve 660 yatağı bulunan hastanenin akıbetini CİMER’e sordu.

CİMER’den gelen cevapta, “105 ada 1 parsel numaralı taşınmazın, Diyanet İşleri Bakanlığı adına tahsisli olduğu anlaşılmıştır” denildi.

Oran da hastanenin Diyanet’e devredilmesini eleştirerek şunları kaydetti:

“İktidar büyük bir aymazlık içinde aklı ve bilimi reddederek yol alıyor. 1924’te kurulan ve verem, akciğer hastalıkları, göğüs cerrahisi konusunda uzmanlaşmış, 80 yıl Türk Milleti’ne hizmet vermiş bir hastaneyi kapatıp, arazisini Diyanet’e devretmek ulusal çıkarlarımıza uymuyor.

“Atatürk Havalimanı’nın, milyarlık pistlerini kırarak pandemi hastanesi yapmaya çalışıp öbür yandan hazır hastane arazisini kullanmamak büyük bir yanlış. Ne yazık ki coronayla mücadelede akıl ve bilim yok. AKP iktidarı, yüzyılın salgını ve ekonomik kriziyle karşı karşıyken var olanı kullanmak yerine, mevcudu yok edip savurganlık yapıyor.”

Adalar Belediyesi: Belediyemize tahsisini istemiştik

Adalar Belediyesi Heybeliada Sanatoryumu’nun belediyeye tahsisini istediklerini ama bu isteğin reddedildiğini duyurdu.

Adalar Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“81 yıl boyunca hem şifa verdi hem de hastaların hayatına dokundu, 1980 sonrası değişen sağlık politikalarına direnemedi, 2005 yılında kapatılarak 15 yıl kaderine terk edildi, şimdi de bir kısmının Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir kısmının da Tarım ve Orman Bakanlığı’na resmen tahsis edildiği CİMER’e verilen cevapla tasdiklendi.

“Yıllardır tahsis konusu ya da ne yapılacağı konusunda defalarca sorulduğu halde net bir cevap alınamadığı, Koruma Kurulu’nun korunması gereken bu parsel ve yapılarla ilgili devir sonrası kullanım amacıyla hakkındaki bilgi taleplerine cevap verilmediği, atıl vaziyette duran bu yapıların sağlık hizmeti sunarak değerlendirilmesi için Sağlık Bakanlığı, Valilik (İl Sağlık Müdürlüğü), Adalardaki Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte çeşitli toplantılar yapılarak sunulan projelerin değerlendirilmediği, defalarca tahsis taleplerimize red cevabı geldiği halde günümüz pandemi koşulları göz önüne alınarak tekrar sağlık alanında hizmete başlaması için Belediyemize tahsisi yeniden ısrarla talep edilen ancak henüz 2 ay önce, Diyanet İşleri Başkanlığı’na “eğitim ve gençliğe yönelik hizmetlerde kullanılmasının planlandığı” gerekçesiyle reddedildiği Heybeliada Sanatoryumu, Diyanet İşleri Başkanlığına verildi.

“Sağlıktan bilime, sosyal olgulardan kültürel ve tarihsel mirasa kadar birçok konuyu içinde barındıran ve belleklerde bu özellikleriyle yer edinen Heybeliada Sanatoryumu korunmalı, yaşatılmalı, gelecek kuşaklara aktarılmalıydı.

“Tüm dünyanın ve ülkemizin Covid-19 salgınıyla mücadele ettiği bu zor günlerde hastane olarak tahsis edilmesi gereken Sanatoryum’un, halk sağlığı göz ardı edilerek Diyanete verilmesi kararının tekrar gözden geçirilmesi gerekliliğiyle.”denildi.

heybeliada sanatoryumu

Heybeliada Sanatoryumu, deniz ve çam havasının olumlu etkisi ile yıllarca verem hastalarına hizmet verdi. 2005’te kapatılan sanatoryumun 250 personeli Süreyyapaşa Eğitim Hastanesi’ne devredildi. 2009’da çıkan yangında binaları hasar gördü. Sanatoryum, İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz gibi isimlere de şifa vermişti.

Heybeliada Sanatoryumu’nun kuruluşu

sanatoryum

Türkiye’nin ilk verem hastanesi olan Sanatoryum, 1924’te Atatürk’ün emriyle Heybeliada’nın Çamlimanı Mevkii’nde 16 yataklı olarak açıldı. “İnce hastalık” denen veremli hastaları tedavi amacıyla kurulan hastane, temiz havası, binayı çevreleyen çam ağaçları, özel doktor ve hemşireleri ile kısa sürede veremliler için şifa yeri oldu.

17 Ağustos depreminde hasar gördü

Hastalar burada et, süt, bal gibi ürünlerle beslendi. 1940’lı yıllarda idare ve hemşireler için ayrı binalar inşa edilerek hastanenin imkânları genişletildi. Sanatoryumun temiz havası ve güçlü beslenme, dönemin en iyi tedavi şekli oldu.

Yıllarca veremin en iyi tedavi edildiği merkez olan sanatoryum, ilk darbeyi 1980 yılında aldı. Sağlık Bakanlığı, desteğini azaltınca sanatoryum eski günlerini arar hale geldi.

Bir darbe de 17 Ağustos 1999 tarihindeki depremle geldi. Sanatoryum binaları hasar gördü. Duvarlarda oluşan büyük çatlaklar, yıkılan bazı kısımlar ve dökülen sıvalar hastalar için risk oluşturdu. Hastalar bir süre binalara giremedi. Binaların bir kısmı faaliyete geçti, bazıları da restore edildi.

 

 

Bir Cevap Yazın