SADECE SEYRETTİNİZ

0
538

Bugünün Türkiye’si; AKP İktidarı, Muhalefet Partileri, Yargı, Polis, Medya, İş Alemi birlikteliğiyle o hale getirildi ki, tekrar düzelmesi için en az beş nesli, hiç ara vermeden gerçek anlamda bilimi-aklı ve ahlak temel alan bir şekilde eğitmemiz gerek!

Dost acı söyler ama gerçekler de konuşulmalı ki, tekrar aynı yanlışa düşülmesin!
Bugün için Türk Milletinin önemli bir kısmında şu kanaat hakimdir;
“ Siyasetçi çalar, iş adamı devlet ihalesi alacaksa rüşvet verir, yargı-polis karışamaz, hesap sorulmaz, yapanın yanına kâr kalır!”

Erdoğan’a göre; Zengin çaldığı için zengindir, fakir ise çalmasını beceremediği için fakirdir!
M. Külünk’e göre; İnsanların suç işleme özgürlüğü engellenemez!
AKP Fetvacısı H. Karaman’a göre; Hırsızlık, yolsuzluk değildir!

İktidar böyle söyler, muhalefette sadece lak-lak edip bir süre sonra susarsa, hırsızlar ve dolaylı-dolaysız suç ortakları makbul insanlar olur.

Toplumsal ahlak ve dürüstlük en büyük darbeyi 17/25 Aralık 2013’te yedi.
Bu tarihler ve ortaya dökülen pislikler, bizzat iktidar tarafından örtülen soygunlar, AKP’nin; “Bunlar alnı secdeye değmiş kişiler, bunlar Müslüman insanlar. Bunlar çalmaz” diye bilinen AK imajını yerle bir etti, KAPKARA çıktılar!

Artık, Hırsızlığın-Yolsuzluğun-Rüşvetin adı “Darbe Girişimi” olmuştu!
TV canlı yayınına çıkan Bakan “Ben niye istifa edeyim! Ben ne yaptıysam Başbakan emrettiği için yaptım. O istifa etsin” demesine rağmen!
Doğruluğu kanıtlanan ses ve görüntü kasetlerine rağmen!
Savcılar ve Polisin, Yargıç izniyle gerçekleştirdikleri mükemmel bir delillendirme-dinleme-belgeleme ve dosyalama çalışmalarına rağmen!
Efgan Ala’nın “Savcıların emirlerini yırtın atın” diye Polis Müdürlerine sözlü emir vermesiyle, Savcı-Yargıç-Polislerin AKP İktidarı tarafından değiştirilmesiyle, tutuklananlar dışarı çıktı ama bu soygunları takip eden Yargıç-Savcı-Polis içeri atıldı. Bunlar için AKP İktidarı, “Bunlar FETÖ’nun elemanları, bize darbe girişiminde bulundular” dedi. Kimse, “Bunları AKP’li Başbakan’ın emriyle, AKP’li Sadullah Ergin tayin etti” diye sorgulamadı!

Siyasi tarihimizin en büyük örtme-saklama operasyonundan sonra hiçbir Savcı, hiçbir emniyet mensubu, yolsuzlukların üstüne gitmedi, gidemedi!
Hukuk Devleti her gün katledildi ve adalet öldü!

17/25 Aralık olayları aydınlansa, gerçekler ortaya çıkarılsa idi, T.C Devleti bugünkü durumuna düşmezdi! Ne ekonomik krizi yaşardık, ne Merkez Bankasının dibi delinirdi, ne Kamu Bankaları iktidarın çiftliği olurdu, ne de ABD Temsilciler Meclisi Erdoğan ve Ailesinin yurtdışındaki malvarlıkları için araştırma komisyonu kurardı!

AKP’li Bakanlar için TBMM’de “Yüce Divan Oylaması” yapılırken, suçlanan Bakanlardan biri şöyle bağırıyordu; “Biz gidersek sıra oğlana gelir!”
Ve Bakanlar TBMM’de aklandı!

Muhalefet, sanki gazete muhabiri imişler gibi bilinenleri tekrar edip durdu.
Siyasi ahlakın, toplumsal ahlakın yok edilmesi karşısında, akıllarına “İstifa edip, Sine-i Millete” dönmek gelmedi bile!

AKP’nin “Darbe Girişimi” dediği 17/25 Aralık çirkinliğinden sonra, muhalefet tarafından AKP’ye bir kıyak da kazanması mümkün olmayan, “Ekmelettin İhsanoğlu’nun” Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesiyle yapıldı!

İlk “Darbe Girişimi” deneyinden (!) faydalanan AKP, 15 Temmuz 2016’da ikinci “Darbe Girişiminden” sonra, 20 Temmuz’dan sonra, Olağanüstü Hal’ kullanarak rakiplerini temizledi.
Sine-i Millete dönmeyi gözü yemeyen muhalefet, Genel Seçime “Olağanüstü Hal” yönetimiyle girerek, AKP’nin yolunu bir daha açtı!

Şu an, tek adam yönetiminde, tüm ekonomi kurallarının bilerek alt üst edildiği kumarhane yöntemine dayalı bir ekonomik krizi yaşıyoruz. Önümüzdeki aylarda çok yüksek bir enflasyonun sebep olacağı ağır yoksulluk ve gıda krizi de yaşayacağız. Muhalefet liderleri sadece konuşmaya devam edecekler, sözde eleştirdikleri AKP’ye İKİ YIL SAVAŞ ÇIKARMA yetkisi vermekte bir sakınca görmeyecekler, Erdoğan ise şapkasından yeni tavşanlar çıkararak ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetmeye devam edecek…

Bizler, DOĞRU Partililer “Hırsız yönetim-satılmış medya- korkak muhalefete” rağmen, Cumhuriyet değerlerini savunmaya, silahsız Kuvvacılar olarak devam edeceğiz. Ne zaman kadar?
Türk Milleti kendi evlatlarına görev vermek için, kaderine el koyuncaya kadar…

Nazım’ı anmadan yazıyı bağlamayalım;
“Bu dünyada bu zulüm senin sayende,
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer,
Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin,
Demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim…

Sağlık ve başarı dileklerimle

Rifat Serdaroğlu / 27 Aralık 2021

Bir Cevap Yazın