REKORTMEN YÜZÜCÜ TARİHİ BAŞARI VE DÜNYA REKORU İÇİN HAZIR

5 yaşından beri var olan yüzme tutkusu onu bu alanda bir rekortmen yaptı ve ilk rekorunu 2010 yılında Anamur’dan Girne’ye yüzerek elde etti. Bunun ardından İstanbul Boğazını boydan boya yüzen ilk kişi oldu, Çanakkale Boğazı, İzmit Körfezi, Van Gölü derken ülkenin neredeyse her yerinde kulaç attı. Bu rekor denemesi ve devamındaki performanslarında engellerle karşılaşsa da hiç pes etmedi ve istediği başarıyı elde etti.

Sunaçoğlu, şimdilerde de yeni bir dünya rekoruna hazırlanıyor: Mersin’den Kıbrıs’a yüzerek gidip yüzerek geri dönecek. 160 km mesafe yüzmesi gereken Sunaçoğlu’nun hedefi, hem Kıbrıs’ın yüzülebilecek kadar yakın olduğunu göstermek hem de Türk sporcusu olarak dünya rekoruna ismini yazdırarak milletini onurlandırmak.

Biz de Alper Sunaçoğlu’na ulaşarak tüm Türkiye adına kırmaya hazırlandığı bu rekor denemesini, hazırlık sürecini ve neye ihtiyacı olduğunu sorduk.

1- Alper Bey, sayısız birçok başarıya imza atmış milli bir yüzücüsünüz. Yüzme merakı sizde nasıl başladı? Bize biraz kendinizden ve yüzme tutkunuzdan bahseder misiniz?
CEVAP: Benim yüzme merakım 5 yaşımda başladı. Ailem yazlık ev almak için yazlık bir sitede ev bakarken hayatımda ilk kez gördüğüm ve çok beğendiğim o masmavi havuza koşarak bilinçsizce atladım. Tabi ki yüzme bilmiyordum, çırpınmakla merdivene yüzmeye çalışmak arası bir mücadele. Yani yüzme bilmiyorum ama 5 metre ötemdeki merdivene ulaşma hırsı…
Boğulmadım ama korkmuş ve ağlamıştım. Aynı hafta babam beni ilk yüzme kursuna yazdırdı ve o şekilde yüzme sporu ile tanışmış oldum.
Kısa sürede yüzme öğrendim ve rahmetli hocam Ayhan Karataş (ülkemizde 100 metreyi 60 saniye altında yüzen ilk milli sporcu) ve Adana’da ki ünlü birçok yüzme hocasının desteklerini alarak kendimi geliştirdim. Yüzme sporu hayatımın en önemli eğlencesi ve beni mutlu eden bir spordu. Hepsi bir yana suyun rehabilitasyon özelliği günlük hayatın stresinden koruyordu beni.
Yüzme sporu dışında triathlon, pentatlon, akrobasi paraşüt, dağcılık vs. sporlarını da profesyonel olarak yaptım ama yüzme sporu, özellikle açık deniz yüzme sporunda aldığım keyif yüzme sporunu her zaman öncelikli hobim olarak görmemi sağladı.

“Rekor kırmak için izin almaya çalışırken benimle dalga geçiyorlardı”

2- 2010 yılında 26 saat 15 dakika boyunca Anamur’dan Girne’ye yüzerek rekor kırmıştınız. Bize bu deneyiminizden biraz bahsedebilir misiniz?
CEVAP: Kıbrıs’a ilk yüzen sporcu geçtiğimiz sene vefat eden Ersin Aydın hocamızdır. 1974 senesinde 34 saat sürede kafesle yüzerek rekor kırmıştı.
Ondan sonra 2010 senesine kadar bu parkuru yüzen yüzebilen sporcu hiç olmamış biz arkadaşlar ile kendi aramızda hep “neden yüzmüyoruz, neden denemiyoruz?” düşüncesi oluştu ama zordu tabii ki, öyle yüzmek istiyorum deyince yüzülecek mesafe değildi. Sekiz sene uğraştım çalıştım bazen vazgeçtiğim dahi oldu ama inadım hırsım baskın çıktı. Önce 40 km ardından 50 km derken, Mersin’de Kızkalesi vardır güzel bir sayfiye yeri işte oraya kadar yüzebilir hale geldim.
Artık hazırdım ama bu defa da resmi prosedür ve izinler konusunda sıkıntı yaşıyordum. Anamur’dan Kıbrıs’a yüzeceğim izinlerin verilmesini yazılı talep ettiğimde yetkililer “deli misin sen nasıl yüzeceksin?” diyerek izin vermiyorlardı, hatta dalga geçiyorlardı.
Çok uzun çabalar sonucu artık benden illallah ettiler ve izinim çıktı.
8 sene uğraştığım bu rekor için Anamur İskelesinden denize atlayıp o ilk kulacımı attığımdaki hırs ve hissi halen dün gibi hatırlarım. Allah yardım etti mahcup olmadım ve kuşbakışı 78 km olan mesafeyi KAFESSİZ 26 saat 15 dakika sürede yüzerek 2010 senesinden beri kırılamayan bir rekora imza attım.
Bu rekorum Yüzme Federasyonu ve FİNA hakemi ile basın mensupları ve gözlemciler eşliğinde kayıt altına alınıp Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından ilan edilerek yayınlandı.
Artık rekortmendim yani bundan sonra kimse bana, “deli misin, nasıl yüzeceksin?” diye soramayacaktı.
Öyle de oldu, Kıbrıs’a yüzerek rekor kırmamın hemen sonrasında yeni bir rekor daha kırarak İstanbul Boğazını boydan boya yüzen ilk kişi oldum. 23 Nisan 2011 tarihinde kış mevsiminde Sarıyer iskelesinden boğazın soğuk sularında kulaç atarak Üsküdar Kız Kulesinden karaya çıktım. Hemen ertesi sene Çanakkale Boğazını yine boydan boya 60 km yüzdüm. Arkasından Didim-Bodrum arası 55 km, İzmit körfezi, Van Gölü, Trabzon ile Samsun arası 190 km Mersin ile Suriye Lazkiye arası derken ülkemizde yüzmediğim parkur kalmadı denilebilir.
Bu parkurlar içinde en zor olan Kıbrıs parkuru idi. Çünkü Kıbrıs ile Türkiye arasında depremle oluşan çok büyük bir yarık var. Depremde kırılma sonrası oluşan bu derin çukurun olduğu bölüm tam da parkurun ortası ve yazın dahi deniz dümdüz olsa bile bu çukurun olduğu bölge her zaman dalgalı ve akıntılıdır. Bu kısım yüzme maratonunda tam da geceye denk geldiği yer olduğu için gerçekten çok zorlamıştı beni. Hem gece, hem akıntı, hem dalga, hem köpekbalığı riski, hem de sabahtan beri yüzdüğüm için başlamış olan yorgunluk… Zordu ama başardım.

“Yeni hedef dünya rekoru”

3- Şimdi de yeni bir rekor denemesinde bulunmak istiyorsunuz. Mersin’den Kıbrıs’a yüzerek gidip yine yüzerek Mersin’e dönmeyi hedefliyorsunuz. Tüm bu rekor denemelerinin amacı nedir? Vermek istediğiniz mesaj nedir?
CEVAP: Evet yeni hedefimiz dünya rekoru. Bu defa Kıbrıs’a yüzerek gidip yüzerek geri gelecek 60 -70 saatte 160 km mesafeyi yüzeceğim. Bu sayede hem yavru vatan Kıbrıs’ın anavatana yüzerek gidip yüzerek geri gelinebilecek kadar yakın olduğunu göstereceğiz hem de Türk milleti adına Türk sporcusu olarak bir dünya rekoruna ismimizi yazdıracağız. Bir de yaşlandığımda, “gençken bunları yaptık” diye anlatacak anılarım olacak. Bu düşüncelerle kulaç atıyorum. Ülkemi, bayrağımı ve aziz milletimi seviyorum. Bunların kıymetini bilen insanlar için bence başka sebebe gerek yok.

4- Bu rekor denemesi için hazırlık çalışmaları nasıl gidiyor? Mental olarak nasıl hazırlanıyorsunuz? Ne gibi destekler alıyorsunuz veya destek alabiliyor musunuz?
CEVAP: Hazırlıklar tamamlandı sayılır. Bu rekor hazırlıkları içinde tabiri caizse rekor içinde rekorlar kırıyorum.
Mesela 10 km mesafeyi 1 saat 34 dakika sürede yüzdüm geçtiğimiz hafta antrenmanda.
Mesela Mersin’den Silifke’ye 95 km yüzdüm aslında bu dahi bir rekor sayılır 34 saatte 95 km yüzmek. Antrenman sırasında yanımızda hakem olsaydı emin olun bu bir rekordu.
Ailem ve antrenörlerim hep destekler bana. Mental olarak profesyonel destek de alıyoruz açıkçası sponsor eksikliği dışında dünya rekoru için bir eksiğimiz yok.

“Prensip olarak spordan para kazanmak bize uygun değil”

5- Bu deneme için tam olarak ne gerekiyor?
CEVAP: Yüzme rekorunun resmiyet kazanabilmesi ve her türlü polemik ve şüpheden korunması için yüzme etkinliğinin Yüzme Federasyonu tarafından yetkilendirilen ve görevlendirme yazısı olan hakemlerin nezaretinde ve yine basın mensupları ve gözetmen konuklar eşliğinde ve şahitliğinde yüzmeniz gerekiyor. Bu sebeple ben yüzerken bana eşlik edecek olan bu ekibin taşınması için refakat teknesi gerekmektedir. Zaten en büyük masraf kalemimiz budur çünkü uluslararası sulara çıkmayı haiz motor, yat, tekne kiralamaları bayağı pahalı. Bu rekor demesinde bize 4 günlük tekne kirası mazot ve kumanya gerekmektedir.
Bu ihtiyaçlar dışında ne ben ne de teknik ekibimin başkaca bir talebi beklentisi yok. Prensip olarak da spordan para kazanmak bize uygun değil. Böyle bir paraya ihtiyacımız yok.

6- Hazırlık süresince ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
CEVAP: Başta pandemi şartları zaten başlı başına yordu bizi. Sokağa bile çıkamıyorsunuz.
Onun dışında malumunuz ben A belgeli Gümrük Müşaviri ve Yeminli Adli Bilirkişiyim.
Spor benim hobim. Yani spor benim mesleğim değil. Haliyle önce işlerim ve sorumluluklarım demek zorundaydım işte ben elde ettiğim başarıları mesleğim ve sorumluluklarım dışında kalan zamanları spor yapmaya ayırarak başarabildim. Peki, bu kolay mıydı tabi ki değildi…
Hiçbir başarı tesadüfen olmuyor benim başarılarım da tesadüfen değildi.

Alper Sunaçoğlu’na milletimiz adına kırmaya hazırlandığı bu rekor denemesinde başarılar diliyoruz.