CÜNEYT ARKIN Hayatını Kaybetti

0
260

Yeşilçam olarak adlandırılan Türk sinema sektörünün duayen sanatçısı Cüneyt Arkın, dün gece 85 yaşında hayatını kaybetti. Kalbi duran sanatçı, Beşiktaş’ta kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sayısız Türk filminde rol alan ve Türk sinemasının en önemli yapı taşlarından biri olan Cüneyt ARKIN, sinema kariyerine 1960’lı yıllarda başlamış ve yüzlerce sinema filminde rol almıştı.

Hayatı (8 Eylül 1937 – 28 Haziran 2022) 

1937 yılında doğan ve gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan Cüneyt Arkın mesleki kariyerine doktor olarak başladı. Kısa süre sonra sinema kariyerine devam eden sanatçı, sinema oyuncusu, senarist, yapımcı, yönetmen olarak Türk sinema sektörüne emek verdi.

Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından biri olan ünlü sanatçı, yüzlerce filmde rol aldı ve çok sayıda ödülün sahibi oldu. Sanatçıya 2021’de Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi.

Sinema Kariyeri

Memleketi Eskişehir‘de, yedek subay olarak askerliğini yaparken, Göksel Arsoy‘un başrol oynadığı Şafak Bekçileri (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ‘in dikkatini çekti. Askerliğini bitirdikten sonra Adana ve civarında doktorluk yaptı. 1963 yılında Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu. Bir süre iş arayan Cüneyt Arkın, 1963’te Halit Refiğ’in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı ve 2 yıl içinde en az 30 film çevirdi.

1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi, Arkın’ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul’a gelen Medrano Sirki‘nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi. 

Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu hâline geldi. Romantik filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürse de birçok farklı türde karaktere can verdi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere kadar değişik türde filmler çekti. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yer kaplar.

Yılmaz Güney’e Verilmesi Gereken Ödülü Reddetti!

12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali‘nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz GüneyBaba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Yılmaz Güney’in yerine, ilk oylamada Yaralı Kurt filmindeki performansıyla ikinci olan Cüneyt Arkın‘ı en iyi erkek oyuncu seçti. Bu karara tepki gösteren Arkın ödülü reddetti.

Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç‘ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült film hâline geldi. 1980’li yıllarda Ölüm SavaşçısıKavgaSürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990’lı yıllarda da polisiye dizilere yöneldi.

Cüneyt Arkın, binicilik ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sunmuş ve kısa bir süre gazetelerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yapmıştır. 2009 yılında omurgasındaki sinir sıkışmasından dolayı yaklaşık üç ay hastanede tedavi gördü.

Kariyerindeki dönüm noktası 1963’te askerliğini yaparken 1. Hava Jet Üssü’nde yönetmen Halit Refiğ ile tanışmasıydı.

İLK FİLMİ GURBET KUŞLARI

Askerliği sonrası 1964’te Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları filmiyle sinemaya adım attı. Filmin finalindeki kavga sahnesi, Arkın’ın kariyerinde dönüm noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi.

İstanbul’a gelen Medrano Sirki’nde 6 ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak, Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi. Kısa sürede avantürlü filmlerin en çok aranan isimlerinden biri haline geldi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere değişik türlerde filmler çekti.

Tarık AKAN’a Büyük Destek

Cüneyt Arkın ve Tarık Akan‘ın baş rolde olduğu 1978 yapımı Maden filminde yaptığı konuşma sosyal medyada dün geceden beri gündem oldu.

Tarık Akan, hayattayken verdiği bir röportajda, Cüneyt Arkın’ın o dönemde kendisine verdiği desteği şöyle anlatmıştı:

“Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”dan sonra Arzu Film’den ayrıldım.

Son bir sahne çektik. Ardından merdivenlerde duracağız. Filmin afişini çekiyoruz. Kemal (Sunal) yanımda, Halit (Akçatepe) öbür yanımda. Ben de taşın üstüne çıkmıştım, şaka olsun diye.

Ertem (Eğilmez) Abi kameranın arkasından bana çok kötü hakaret etmeye başladı.

Yani herkes sululuk yapıyor orada. Ben de sözüm ona öyle bir sululuk yapmışım.

O hakareti yediremedim kendime. O dakika seti terk ettim, gittim. 2-3 saat sonra sete geri geldim: “Arzu Film’den ayrılıyorum ben, sizi bırakıyorum.”

Şoke oldu Ertem Abi. Çünkü 5 yıl vermişim oraya. İnanamadı, “yapamazsın” dedi.

“Ayrılıyorum, bundan sonra ne ‘Hababam’ çekeceğim ne de başka film. Arzu Film’le çalışmayacağım, piyasaya çıkacağım” dedim. Ayrılışım o ayrılış oldu.

O dönem Yeşilçam’daki 8 şirket bir yılda ortalama 7-8 film çekerdi. Ki bu 8 film içerisinde 4 tanesi A tipidir.

Yani bizlerle çekilen ve bölgeye gittiği zaman iş yapan filmler.

Örneğin, Adana bölgesinde aşağı yukarı 3 işletmeci var. Bir A tipi işletme. Bir B tipi ve bir de C tipi işletme var. Sinemalar onlarda olduğu için bu 8 şirket hep A tipi ile çalışıyor.

Ve bu yapımcılar bölgedeki A tipine diyor ki, “Sen ve adamların bu filmi alırsan, bunun filmini alırsan, sana bütün filmlerimi keserim. Sana film yok…”

Sen de işletmeci olarak alamıyorsun onların oynadığı filmleri. Ve bunu 7-8 şirket ortak söylüyor. Yalnız Arzu Film değil. Erman Film, Acar Film, Melek Film, Arzu Film bilmem ne. Yani 7-8 tane film şirketi ortak karar alıyorlar: “Tarık Akan’lı bir filmi Adana bölgesinde Nami Dilbaz değil ötekisi alırsa biz ona film satmayacağız.”

İzmir bölgesi böyle. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu… Bütün bölgeler bu sistemle çalışıyor. Ben açık söyleyeyim, bir yıl boyunca işsiz kaldım.

Bir yılın sonunda şunu yaptım; “Maden” filminin senaryosunu Yavuz Özkan’la çalıştım. Yine bölgeler satın almıyorlar. Yine C tipi şirketlere düşüyorsun. O zaman yani, kötü sinemalarda, kötü işletmelere düşüyorsun.

Yavuz Özkan’a dedim ki “Cüneyt Arkın’la ortak oynayalım. İki rol var, Cüneyt hangisini isterse onu beğensin. Afişe istediğini yazsın. Benim adımı istediği kadar küçük yazsın, kendi adını kocaman yazsın…

Türkiye’de ilk defa iki star bir araya geldi. Ve paramız da yok ama Cüneyt’le ortak yaptık.

Adana bölgesine gittim. Nami Dilbaz’a “Anlaşma bu, Cüneyt Arkın ve Tarık Akan filmi çekiliyor. Satın alıyor musun?” dedim.

Yerlere yatıyor. İki star ne demek, “Tamam” dedi “alacağım”…

Ölü fiyatına satıyoruz ama ortada para da yok, senet sepet de yok. Hiçbir şey alamadan geldim.

“Maden” filmini bütün bölgelere sattım, Yeşilçam karıştı.

Onların hegemonyasını ben böyle kırdım bölgelerde.

Ve “Maden” filmi de çıktığı zamanda inanılmaz büyük bir iş yaptı. Yani yeri göğü oynattı.

Benim çok sevdiğim bir filmdi. Ve bu sistemi bir ölçüde biz terse çevirdik.

Çünkü Yılmaz Güney’in 1972’deki ikinci hapse girişi bir boşluk yaratıyor.

Yılmaz olsa bu sistem belki öyle çalışmayacak, sistem daha farklı olacak.

Çünkü Yılmaz zaten bu 8 şirketle çalışmıyor. Gidiyor küçük şirketlerle çalışıyor ve yıkıyor ortalığı yani. Ondan sonra 1978’te biz bu hale getirdik. “

Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç’ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült filme dönüştü. Arkın; 1980’li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990’lı yıllarda polisiye dizilere yöneldi. Oyunculuğunun yanı sıra televizyon sunuculuğu ve köşe yazarlığı da yaptı.

Aldığı Ödüller

Cüneyt Arkın; 1969’da İnsanlar Yaşadıkça, 1976’da da Mağlup Edilemeyenler filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı.

1972’de Yaralı Kurt filmiyle Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı.

Arkın’a 1999’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ve 2013’te Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü verildi.

Yine 2013’te Engelsiz Yaşam Vakfı tarafından Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü verilen Arkın, 2013’te Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi olmuştu. Arkın geçen yıl da Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü.

Siyasi Deneyimleri

Arkın, 1991’de Anavatan Partisi’nden Eskişehir’de 4. sıradan milletvekili adayı olmuş ancak seçilememişti. Sonraki yıllarda ise İşçi Partisi adına düzenlenen ve bir grup bilim insanı, aydın ve sanatçının katıldığı “İşçi Partisi Hükümeti’nde Göreve Hazırız” kampanyasına katılarak, yeniden siyaset sahnesinde adını duyurmuştu.

1964’te Güler Mocan, 1970’de de Betül Işıl’la evlenen Arkın, üç çocuk babasıydı.

Öğrencilik Yıllarında Yaşadığı Ekonomik Sıkıntılar

Öğrencilik yıllarında yaşadığı sıkıntıları sosyal medya üzerinden aktaran Cüneyt Arkın;

“Otel odasını iki inşaat işçisiyle paylaşarak geçirdim. Ders zamanı okula gider, kalan zamanda da onlarla inşaatlarda çalışırdım. Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği… Stajımı yaptıktan sonra az çok hasta tedavi edebilir duruma geldiğimde hocam Cihan Abaoğlu beni evlere hasta bakıcı olarak göndermeye başladı. Hastanın başında 24 saat bekleyip, acil durumda müdahale etmekti görevim. Fakat tabii yeri geldiğinde adamı tıraş da ediyordum, altını da temizliyordum. Ayda burs parası olarak 60 lira alırdım. Hasta bakıcı olarak bir eve gittiğim zaman ise günde 15 lira kazanıyordum ama ev sahiplerinin artık yemeklerini önüme koymaları çok ağrıma giderdi. İlk paramı aldığımda fırına koşup, paranın hepsiyle ekmek aldım. Çiğnemeden yuttum, patlayana kadar yedim. Sonunda da kustum. Ekmekleri görünce açlık korkumu yeniyor, huzur buluyordum. Yıllar sonra bile kaldığım otel odalarında baş ucumdaki komodinin üzerine bir somun ekmek koyar ancak ona bakarak uyuyabiliyordum.”

Aile Hayatı

Cüneyt Arkın, en büyük korkusunu ise şu sözlerle ifade etmişti: “Hiçbir şeyden korkmadığım kadar eşimi kaybetmekten korkuyorum.”

1964’te Güler Mocan, 1970’de de Betül Işıl’la evlenen Arkın, üç çocuk babasıydı…

Tarık Akan ile İlgili Anısı

“Yıllar önce Almanya’ya gittim, ulaşımımı sağlayan birini verdiler yanıma. Adını bile hatırlıyorum; Rıza… Beni görünce “Hoş geldin Tarık Abi” dedi. Ben bozuldum tabii. Akşam evine davet etti. Üç tane de çocuğu var. Çocuklar bir ara televizyonu açtılar. Bir baktık televizyonda benim filmim oynuyor. Rıza baktı baktı; ‘Ya’ dedi, ‘Tarık Abi sen Cüneyt Arkın’ı tanırsın. Nasıl bir heriftir bu?’ Hatırladıkça halen gülüyorum.”

Fatma Girik’in Ardından…

Cüneyt Arkın, 24 Ocak’ta vefat eden Fatma Girik’in arkasından ağlayarak “İnanamıyorum, bir dönem bitti. Nasıl dayanırım ben bu acıya… Sen ne iyi insandın. Ne kadar alçak gönüllü, dosttun. Mavi mavi bakardın… Nur içinde yat. O anlatılmaz, o hepimizin yüreğinde… Türk insanın yüreğidir o. Baştan aşağı Anadolu’dur o. Anadolu anasıdır o. Fatma’m bekle beni orada, geliyorum” demişti.

MADEN FİLMİ

 

Haber: Ayça YILMAZ

Bir Cevap Yazın