Dil Gelişimi ve Okuma

0
128

 

Bir dilin öğrenilmesi çocuktan çocuğa değişmektedir. Bazı çocuklar dili daha çabuk ve diğeri ise daha geç zamanda öğrenebilir. Bu faktörler çocuğun içinde veya dışında olabilir.
Çocuğun içindeki faktörleri kısaca şöyle sıralayabiliriz.

a) Kişilik: Dilin gelişmesine yardımcı olan faktörlerden birisi sosyal-ilişkidir. Bu istenilen yönde olmasa-gelişmemişse- dilde bir gerileme görülür ve geç öğrenilir.

b) Kendine güvenmede bu faktörlerden birisidir ve önemlidir. Çünkü, çocukta kendine güvenme olmasa, bu aksi yönde etki eder, ve çocuk kendini iyi hissetmediğinden dolayı da istediği gibi konuşamaz. Bu faktör genellikle ikinci bir dili öğrenen çocuklarda görülmektedir ve aksi yönde etki etmektedir ve dilin gelişmesi, öğrenilmesi zaman almaktadır. Halbuki, daha kısa bir sürede de öğrenilebilir eğer bu unsur bir rol oynamazsa.

İkinci faktör ise çocuğun dışında olan yani dilin gelişmesine etki eden en önemli faktör sosyal-ekonomik sebepler, ailenin eğitim ve kültür düzeyi ve benzerleri. Bu demek değildir ki bu aile çocukları dilini iyi geliştirmemekte, yalnızca tempo biraz yavaş ilerlemektedir.

Evde ise büyükler tarafından hiçbir zaman bir hikaye okunmamış ve bu çocuklarla oyun ve benzeri gibi şeyler yapılmamıştır.

Çocuklar biyolojik olarak normal gelişmekte, ama konuşma yani dil istenilen düzeyde gelişmemektedir.

Başarılı olmanın en önemli yollarından biri de okumaktır. Okuyan insanın sürekli olarak kültürü, bilgisi artar; kelime hazinesi zenginleşir; anlatımı gelişir.
Kitap okura yeni bir ufuk, yeni bir pencere açar. Kitap okuru bazen sarsmalı, düşündürmeli, bir düğümü çözmeli, bir soruyu yanıtlamalı. Kitaplar yaşamda önümüze çıkan nedir, niçin, nasıl türünden sorulara yanıt aramalı. Yani kitap dediğin karanlıkta kalan bir soruyu aydınlatır.
Okuma kişinin dünyasını genişleten kişiliğini şekillendiren onu başkalarına bağlayan önemli bir araçtır. Ömür boyunca kullandığımız en etkili bir öğrenme aracıdır. Bundan ötürüdür ki bütün toplumlarda o toplumun bireylerini okur hale getirme bugün üzerinde önemle durulan temel sorunlardan biridir. Genellikle bireyleri gerçek anlamda okumayı öğrenmiş toplumlar uygar ve ileri toplumlar arasında sayılır. Okuma insanlara gerçek anlamda özgür kılar. Çünkü insanları bilgisizliğin ve yanlış inançların pençesinden ancak okuma kurtarabilir.
Okumanın bu toplumsal değeri yanında kişisel yönden de birçok yararları vardır. Yaşantılarımızı zenginleştirir. Davranışlarımızı ve duygularımızı da geniş ölçüde etkiler. Okuyan insan, çevresinde ve dünyada olup bitenleri daha iyi kavrar; daha iyi duyar ve düşünür; çağının adamı olmaya çalışır.
Atalarımız: “Ağaç yaş iken eğilir” demişler. Okuma alışkanlığı da küçük yaşlarda elde edilir. Öğrencilik yıllarında okumasını öğrenemeyenler yaşları ilerlediği zaman, okumakta güçlük çekerler. Oysa insanın kendini sürekli olarak yenilemesi, yetiştirmesi için sadece öğrencilik yıllarında değil, bütün hayatı boyunca okuması gerekmektedir.
“İnsan, düşündüğü, düşünebildiği için insandır. Düşünebilmek, bir şey yaratabilmektir. Her anki yaşayışı daha sonrakiler için dinamik bir kaynak haline getirmektir. Bir anki hayatın hem geçiciliğini, hem de sürekliliğini sağlamaktır. Var olanın daha çok varlığını mümkün kılmaktır. İnsan düşünme gücünü, her an karşılaştığı çeşitli sorunların çözümlerini aramak, sürekli olarak düşünmek suretiyle geliştirir. İnsanı daima yeni sorunlarla karşı karşıya getiren, düşünmeye teşvik eden şeylerden biri de kitaptır.”
Sonuç olarak, anneler, babalar çocuklarınıza kitap okuyunuz ve kitap okuma alışkanlığı kazandırınız.
Çocuğunuzun kitap okuma alışkanlığı olmasını istiyorsanız, işe, ona oyuncakla birlikte kitaplar alarak, kitaplık oluşturarak, birlikte kitap okuyarak başlayabilirsiniz.

 

Cezmi Doğaner

 

Bir Cevap Yazın