BU PİSLİK NASIL TEMİZLENİR (2)_

0
192

 

Türk Devleti bir bataklıktan geçmek zorunda bırakıldı.
Bataklıktan geçemezseniz boğulursunuz, fakat geçmeyi başarsanız bile her tarafınıza çamur bulaşır. Biz henüz bataklıktan çıkamadık. Çok mesafe aldık ama, her tarafımıza çamur bulaştı!

Bu bataklık nedir ve nasıl oluştu?
Türk Devleti, 1984 yılından beri, yani 38 yıldır emperyalist devletlerin her türlü desteğine sahip, bölücü ve hain PKK Narko-Terör örgütü ile savaşıyor.
Sadece PKK ile değil, terör destekçisi ülkelerin istihbarat örgütleri ve emperyal devletlerin ekonomik tetikçileriyle de savaşıyor.
Türk Devletinden başka hiçbir devlet, bu savaşa dayanamaz, yıkılırdı.

Özal öncesi, Kemal Derviş’in 1979’da dünya bankası adına Türkiye’ye ilk gelişi ile hazırlanan, (Derviş-Robinson planı) sonra Özal ile başlayan, sonunda ise Kemal Derviş’in ikinci gelişi ve direksiyona bizzat geçişi ile devam eden, Erdoğan ile zirveye çıkan Neoliberal politikalar, orta sınıfı ve tarımı bitirdi, toplum barışını paramparça etti. Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu. AKP’nin, iktidarının sürmesi karşılığında verdiği tavizler ise ihanet sınırını çoktan aştı!

Bir örnek verelim;
Hangi akıl, hangi ahlak, hangi vicdan 5 adet şeker fabrikasını (tüm varlıklarıyla birlikte) 295 Milyon Dolara satar da, sonra 1 yıllık ihtiyacı için 320 Milyon Dolarlık şeker ithal eder? Hangi namus, ülke çocuklarını “Nişasta Bazlı Şekere” ve GDO’lu ürünlere bilerek mahkum eder?

Dış destekli terör belasının üzerine, ABD tarafından rehin alınmış AKP’nin soygunları yolsuzlukları, cehaletleri nedeniyle uyguladıkları yanlış politikalar,
10 milyonun üzerindeki sığınmacıların maliyeti, devletin içine tarikat-cemaatlerin ve mafyanın sokulması, TBMM’nin devre dışı bırakılması, başta ordu olmak üzere kurumlarımızın çökertilmesi, yüksek yargının önce FETÖ’ya sonra da AKP’ye biat etmesi, liyakatin yok edilmesiyle de devlet sistemimiz felç oldu! AKP’nin, devlet gücünü vatandaşın üzerinde sopa olarak baskılaması, medyayı satın almasıyla da toplumda korku iklimi hakim oldu!

Sonuç, Anayasayı yasaları tanımayan yozlaşmış siyasetçiler- yozlaşmış askerler- yozlaşmış bürokratlar, satılmış kalemlerin etkili olduğu, Reza Zarrab-SaBıKa gibi uluslararası hırsızların ve sözde saygın işadamlarımızın fink attığı bir dönemde bataklıktan çıkmak için debelenip duruyoruz…

Günlük yazı formatında, kısaca yazacaklarımız bu kadar! Peki bataklıktan çıkıp, tekrar demokratik rejime nasıl ve kimlerle döneriz? Anlatmaya gayret edelim;
-Türk Milleti kaderine el koymaya karar verecek ve “Örgütlü Toplum” haline gelecek. (Öyle, terlemeden, mücadele etmeden, birileri benim yerime yapsın diyerek demokratik rejimin nimetlerinden yararlanamazsınız. Gasp edilen Milli İradeyi, dikta heveslilerinin elinden gerekirse koparıp alacaksınız)
-Türk Devletini Cumhuriyetin kuruluş değerleriyle, Atatürk – İlke ve Devrimleriyle yeniden buluşturacak, namuslu, bilgili, cesur, bağlantısı olmayan siyasetçileri seçeceksiniz. (Üç-beş tane kendisini idareden aciz genel başkanın önünüze koyduğu kişiyi seçmeyeceksiniz. Örnek, Ekmelettin-Abdullah Gül)
-Denemiş ve her seçimi kaybetmiş, partisini bir mezhep partisine çevirmişlere fırsat vermeyeceksiniz.
-Hala, Kapitalizmin son versiyonu olan Neoliberal ekonomik politikaları uygulamak isteyenlere oy vermeyeceksiniz. (AKP-MHP zaten uymak zorunda, Davutoğlu-Babacan ikilisi de 6’lı ittifaka neoliberal politika uygulatacaklarını açıkladılar)

Atatürk dönemindeki, “Planlı Kalkınma ve kamucu ağırlıklı Karma Ekonomik sisteme acilen geçmeliyiz. “Sosyal Devlet” olmanın gereğini toplumun geniş kesimlerine hissettirecek politikalar uygulamalıyız.
Önümüzdeki 25 yılımıza ipotek koyan ve gerçek sahibinin kim olduğunu net olarak bildiğimiz, “Hazine garantili-döviz ödemeli” soygunları derhal durdurmalı ve refahı, toplumun geçim sıkıntısı çeken kısımlarına, kadınlarımıza gençlerimize hakça vermeliyiz. ( Bu nasıl yapılır diye merak edenler,
“dogruparti.org.tr” den, üç yılda hazırladığımız ekonomik programımızı inceleyebilirler)

Bu yeniden yapılanmayı kimlerle yapamazsınız?
-AKP-MHP-Perinçek-Destici örgütü ile yapamazsınız!
-AKP’nin 19 yıllık icraatında önemli görevlerde bulunan ve Türk Milletine-Türk Ordusuna ihanet eden sepetlerler ile yapamazsınız!
-Şimdiye kadar girdiği her genel seçimi kaybeden, Seyit Rıza’ya saygı duyan, Atatürk’ü “Dersim Katliamcısı” olarak suçlayan, eğitim dili olarak Türkçe’nin yanına, Kürtçeyi koymak için HDP’ye söz verenlerle, Türkiye’yi eyaletlere bölecek Avrupa Yerel Yönetimler Şartına Türk Devletinin koyduğu çekinceleri kaldıracağını söyleyenlerle bunu yapamazsınız!
-Türkiye’nin “Said-i Nursi gibi bir öndere ihtiyacı var” diyen cahillerle yapamazsınız.
-Sivas’ta 35 aydın canlı canlı yanarken seyreden ve katillerin savunmasını üstlenenlerle yapamazsınız.

İyi de kimlerle yapabiliriz ?
Siyasetin çok eski ama geçerli bir kuralı vardır;
Önce bir işin kimlerle ve nasıl olmayacağını, topluma göstereceksiniz ve bıkmadan usanmadan Türk Milletine doğruları anlatacaksınız. Her türlü şartta bu görevi yerine getirmek, bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen her aydının görevidir. Bunu yapmak için “Görev Emri” beklenmez.
Anayasamızın başlangıç kısmını sindirerek okursanız, Atatürk’ün gençliğe hitabesini anlarsanız, ne yapmanız gerektiğini, karanlıkta bile görebilirsiniz.

Yazıyı şöyle bağlayalım;
Mevcut yöneticilerin ve kendilerini alternatif olarak topluma sunanların kalitesine iyice bakın! Sizler bunlara mahkum musunuz?
Allah aşkına, yüzbinlerce gerçek aydını olan, dünyadaki muhatapları ile yarışıp onları geçen insan kalitesine sahip bir millet, yetişmiş insan sıkıntısı çeker mi?
Türklüğü ile gurur duyan, sadece Türk Milletinden emir alan, kendiyle ve dünya ile barışık, tüm Türk Milletini aynı derecede sevip kucaklayacak, yürekleri Atatürk sevgisi ile dopdolu, öz evlatlarınızdan oluşan bir ekibe görev verin.
Verin ama onların emrine girmeyin. Onları denetleyin. Çünkü asıl olan sizsiniz, onlar sizin emanetçileriniz…

Sağlık ve başarı dileklerimle
Rifat Serdaroğlu / 02 Ağustos 2022

Bir Cevap Yazın