BİR KERECİK DİK DURABİLSELER!

0
377

Siyasal İslamcı ve Mehdi bekleyen Nebati, YEM (Yeni Ekonomik Model) hakkında bilgi verip, faydalarını anlatmak için, iş aleminin karakterli, cumhuriyetçi, demokrat kişilerini Dolmabahçe Sarayının çalışma ofisine davet etti!

Hepsi, kadını erkeği iş dünyasının paraya tapanları koşarak gittiler, Nebati’nin elini sıktılar ve onu kutladılar!

Davetliler içinde, devlet arazisine kaçak olarak binlerce metrekare inşaat yapanlar mı ararsınız, devlet sopasıyla adı “Yerli”, motoru ve tüm elektronik aksamı “Yabancı” olan otolara ortak edilen mi arasınız, adını “Müslüman İşadamları” yapmaktan korkan “Müstakil İşadamları mı ararsınız hepsi oradaydı!

Önce, konuklara Nebati’nin Assam Kongresinde ve Pensilvanya’da FETÖ’nun huzurunda yaptığı konuşmaları içeren videolar gösterildi!
Nebati bu videolarda açıkça, İslam Devletini savunuyor ve Erdoğan’ı “Mehdi” olarak ilan ediyordu!
Bu Mehdilik ne acayip işti ki, onu belirlemek bile Nebati’ye kalmıştı!

Davetliler içinde biri vardı ki, bazı şeyler onu rahatsız ediyordu!
O kişi ki, DOĞRU Parti Genel Başkanı kendisini aradığında şunları söylemişti; “Biz grup olarak tüm partilere karşı eşit mesafedeyiz. Bizim için hepsi birdir!”
Serdaroğlu’nun; “Bizi AKP, MHP, İYİ ve HDP ile aynı kefeye koymak, bize yapılabilecek en büyük hakarettir. Siz, babanızı ve geçmişinizi inkar eden bir tutum içindesiniz. Sizden bir talebimiz olmaz. Siz bildiğiniz yolda devam edin ve bir daha bizim yanımıza gelmeyin” demesi karşısında donup kalmıştı!

Bu kişi kendi kendine şunu soruyordu;
“Bu ne biçim bir iş yahu? Bizi buraya davet eden adam bir İhvancı! Biz bu adamın elini sıkmakla, Cumhuriyete ve Atatürk’e ihanet etmiş olmuyor muyuz? Hem sonra bu adam kim ki? Erdoğan yarın bunu da diğerleri gibi tekme-tokat döver ve kovalarsa, biz ne hale düşeriz? Nasıl insan içine çıkarız?
En iyisi ben hastalık numarasıyla buradan ufak-ufak tüyeyim!”

Dediğini de yaptı.
Oradan çıktı ve kafasını dinlemek için yakınlardaki bir pastaneye gitti!
Orada, Serdaroğlu ve Kuvvacı arkadaşları neşe içinde çay için sohbet ediyorlardı!

Onlara imrenerek baktı ve ne kadar yanlış yaptığını gördü.
Yanlarına gidip, özür dilemek istedi ama bir Kuvvacı onun yolunu keserek,
“Siz bizim yolumuzdan yürüyemezsiniz. Siz bir kere bile Atatürk’ün, Laik Cumhuriyetin, Sosyal Hukuk Devletinin yanında dik durmasını beceremediniz. Üç kuruşluk menfaat uğruna, geçmişinizi, yaşam şartlarınızı ve çağdaş değerlerini sattınız. Lütfen bizden uzak durun…”

Milyarlarca liralık servetin sahibi o koca adam ufalıp, ufalıp karınca kadar kalmıştı!
Uzaklaşırken kendi kendine söyleniyordu;
“Bir kerecik bile dik durmayı beceremedim! Yazık be! Tüküreyim ben böyle servetin içine. Vatanına sahip çıkmayan adamın serveti olsa ne olur, olmasa ne olur…”

Aynı anda TV’de, Nebati ile bulmalarının ardından TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun açıklaması okunuyordu;
“Birçok konu gündeme geldi. Sayın Bakanın, tüm sorunlarımızla ilgileneceği ve
ÇÖZÜM ODAKLI çalışacağı kanaati edindim. Çok verimli bir toplantı oldu!”

Kredi notumuz UGANDA seviyesine düşmüş, hastanelerimizde “Tek Kullanımlık cerrahi aletler, yasak olmasına rağmen defalarca kullanılır olmuş, TOBB Başkanı
toplantıdan tatmin olmuş! Adam TOBB Başkanı değil, sanki melek! Yazıklar olsun. Azrail de bir melekti değil mi?

Not;
Muğla’da muazzam bir kongre yaptık. Sakar’ın üstünden Yatağan Yörükleri,
Sakar’ın altından efe çocukları ve nafakasını topraktan, denizden çıkaran kadın-erkek yüzlerce yiğitle beraber olduk. Birlikte ant içtik. Bu aziz vatanı hırsıza, ite, kopuğa bırakmayacağız…

Sağlık ve başarı dileklerimle

Rifat Serdaroğlu / 12 Aralık 2021

Bir Cevap Yazın