ADALET NEREDESİN

Bu seslenişim ulusumuzun yetiştirdiği Adalet Ağaoğlu’na değil, yıllar önce (4 yıl geçti), 68 yaşında birisi adalet için İstanbul’a yürüyor bizlerin ise kılımız kıpırdamıyor. Şu an 72 yaşında ama hala adalet deyince Kemal Kılıçdaroğlu’nu anımsıyoruz.
Bu satırların yazarı hep pısırık olmakla suçladığı devlet adamından son çıkışları nedeniyle özür diliyorum. Son çıkışlarından kastım ülke yangın halindeyken diğer muhalefet parti başkanları gibi benzin bidonuyla koşmuyor. Tabiri yerindeyse diğer siyasetçiler gibi tuzu bende demiyor ve önerilerle gidiyor. Halkın umudu olmaktan uzak ancak seveni de, sevmeyeni de adalet konusundaki hakkını teslim ediyor. Sıkıntı yaratmaktan çok, çözüm önerileriyle geliyor. 17-25 Aralık’taki ses kayıtları ve AKP nin içine düştüğü sorunlardan yararlanmayı kesiyor hatta malum 4 kişinin yargılanmasını istemekle kalmıyor, bu 4 kişinin hırsızlığına göz yumup bir daha da sözünü bile yapmıyor. CHP genel başkanı nasıl davranması gerektiğini halka gösteriyor. Sonra sessizliğe bürünüp bağrına taş basıyor ve 4 kişinin adını dahi anmıyor. Yani pısırık kemal olmayı kabul ediyor ancak hırsız ve onursuzlukla anılmayı kabul etmiyor. Yaşı 70’e gelen bir insan Ankara’dan İstanbul’a yürüyor ve bizler sessiz kalıyoruz.
Her öneriye sallabaş iktidar milletvekilleri ve küçücük ortağı sayesinde araştırılmasına dahi hayır diyen birileriyle karşı karşıyayız. Bizler gazeteci olsak ta önce halkız kardeşim. Yapılan zamlar bizleri olumsuz ekiliyorsa ve eve ayda 1 kg. bile et giremiyorsa hesabını sormalıyız. Tahılla beslenmeyi bile bırakın insanlar aç giriyor yataklarına. Askıda ekmek söylentisine bile kulak asmayan gururlu insanlar sosyal olarak karşı çıkmak herkesin sorumluluğundadır. Sadece emekli insanlar 10 milyon diyelim eş ve çocuklarıyla 2 ye katlansa bile yaklaşık 25 milyon oy herkesi mutlu eder. Aydın Doğan denen adam tek başına hükümeti devirmekle suçlanıyorsa, 25 milyon insan neler yapmaz ki. Ancak sarı öküzü her zaman benim öküzüm değil diye bakarsak böyle görüntülerle de karşılaşabiliriz. Halk sorumluluğunu üzerine almasını bilmeli ve hiçbir baskıya da boyun eğmemeli. Millet geçmediği köprülere ve şimdide yaşamadığı halde İstanbul kanal İstanbul hikâyesine paralarını Yatırmakla hatta katlanamayacak borçlara bile girdiğinin farkında bile değil. Yazık ediyorsunuz, İstanbul ve diğer büyükşehirler gittiği gibi ülkede elinizde kalmayacak ama yakılan İzmir gibi olmasın ülkem diyoruz ve uyarmayı borç biliyoruz.
Şimdiye kadar CHP nin değirmenine su taşımakla suçlandık ancak bu ülke bizim ve ne AKP nede küçük ortağının değil diyor ve halkı sorumluluğa davet ediyoruz. Sedat Peker denen Karanlık kişiden söz etmek bile bana zor geliyor ancak söylediği her söz doğru çıkmakta ve beslediği milletvekili hatta beslediğimiz besleme itleri sayesinde meydanı iyice boş buluyorlar. Sanırım konu iyice anlaşılmıştır. Hamdolsun diye sorumluluğunu üstlenmeyen insana dahi asrın lideri demekle ne yapmaya çalışıyoruz. Bizler vergilerini zamanında veren ve askeri görevlerimizi dahi tam yapmakla gurur duyan insanlarız. Oğlunun testislerin de sorun var diyerek askere göndermeyen diğer oğlunu ise bedelli olarak valinin kucağında yaptıran babalardan olmadık. Sanki asker ocağı üreme yeri şap katıyorlar şap. Üremeyi engellemek için. Testislerinde sorun var ise nasıl evli ve çocuklu oluyor o da ayrı bir inceleme konusu olmalı. Bizler karaciğer rahatsızlığı olduğu halde çürüğe ayrılmayı guruna yediremeyen insanın kardeşiyiz. Işıklar içerisinde uyu Bayram ağabeyim… Son söz olarak ülke yangın halinde ve bir kişinin yani diktatörün iki dudağına bağlı yaşamak istemiyorum. Tüm halkımızın da bu ilkeye bağlı kalmasını içtenlikle diliyorum.
Mehmet Göre