0
73

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 25 Kasım günü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak belirlenmiştir. Kadına yönelik şiddet, kadınların fiziksel, cinsel, duygusal yönden zarar görmesiyle sonuçlanan ya da sonuçlanması olası, her türlü cinsiyet temelli şiddet eylemi ile bu eylemin yapılacağına ilişkin tehdit, zorlama ve keyfi olarak özgürlüğün kısıtlanmasıdır.

Ülkemizde 2002 yılından günümüze kadın cinayetlerinde %1700 oranında artış olmuştur. 2002 ile 2021 yılları arasında 180 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur olmuş ve sekiz binden fazla kadın öldürülmüştür. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye, şiddet gören kadınlar sıralamasında 75. sırada yer alarak, 86 ülke arasında sonlarda bulunmaktadır. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre kadına yönelik şiddet oranları şöyledir; fiziksel şiddet %37, duygusal şiddet %49, ekonomik şiddet %31, cinsel şiddet %15’dir. Ülkemizde yaşayan kadınların %72’si mutlu değildir, evli kadınların %43’ü eşlerinin psikolojik tedavi görmesi gerektiğini düşünmekte ve şiddet gören kadınların %68’i eşinin kendisini öldürebileceğini düşünmektedir. Kadınların özgürlüğünü ve namusunu kılık kıyafete indirgeyen zihniyetle, ürkütücü boyutta dövülen, tecavüze uğrayan, yaralanan, sakat bırakılan, öldürülen kadınların sorunları için eğitim yerine sadece boş söylemler üretilmektedir.

Ülkemizde laik cumhuriyetin değerlerinden uzaklaşıldıkça kadınların mağduriyetinin arttığı görülmektedir. Yaşamın akıl ve bilime uygun olarak düzenlendiği çağdaş toplumlar kadınlara gereken değeri verirler. Çünkü kadınlar toplumun ışığıdır ve ülkenin ilerlemesine öncülük eder. Kadınlarına şiddet uygulayan toplumlar, ortaçağ karanlığında sürünürler. Bugün ülkemizin birçok yerinde demokratik haklarını kullanmak isteyen kadınlara karşı güvenlik güçleri yine orantısız şiddet uyguladı. Kadınlara şiddet uygulayan, tecavüz eden ahlaksız insanlara dokunmayan, ceza vermeyen yönetimler, bu sürecin daha da artmasına yol açmaktadırlar. İşte bütün bu sorunların aşılabilmesi için, eğitimli kadınlarımıza ve özellikle de erkeklerimize büyük sorumluluklar düşmektedir.

Şimdi Neşet Ertaş’ı anmanın tam sırası:
“KADINLAR İNSANDIR, BİZ ERKEKLER İSE İNSANOĞLU.”

Suay Karaman

 

Bir Cevap Yazın